ZAMAN VE İNSAN

Yasin Aydoğan

04-10-2018 14:57


ZAMAN VE İNSAN

Yasin AYDOĞAN

İnsan, zamanın içinde Takdir-i İlahiye bağlı kılınmış bir memurdur. İnsan,  bazen-bazı demler zamanın uzamasını bazen de kısalmasını, hemen bitmesini geçmesini ister. Kısalık ve uzunluk da biraz görece diye düşünüyorum. Yine insan zor zamanların, imtihanın yoğunlaştığı zamanların kısa sürmesini isterken, bazen de kısalmasını daha görülecek bir çok zenginliğe vasıl olmak için ister. Uzamasını da genelde sahip olduğumuz nimetlerin biraz daha fazla tadını çıkarma hissimizden, yaşadığımız lezzetlerin bitmesini istemediğimizden taleb ederiz.

Zamanlar vardır bereketlenmiş. Bitmesini istemediğimiz dolu dolu geçen. Allah’ ın bereket kattığı zamanlar, insanın hayatına katma değer olan zamanlar.

Zamanlar vardır yaşanmış, bir ömre bedel.

Yine ömürler vardır, tümüyle boşa geçmiş. İçinde anlam ifade eden, ödüle layık görülecek bir zaman dilimi olmayan.

Zaman şuurunu Hakim Kitabımız zamana yeminle değerini ihsas-ihtar ederek (Asr suresi ) öğretirken, başöğretmenimiz de tefsir ederek veriyor. “İki günü eşit olan ziyandadır.”

Zaman kullar için bir imkan. Bu imkanı sermaye birikimine vesile kılan zaman şuuruna sahip kullar var.

Zaman gibi bir imkanı heba eden, israf eden şuursuz kullar da.

Çırpınan, kendini paralarcasına insanlığa ışık tutmaya çalışan, derdi iman davası olmuş bir zata sormuşlar:

           Üstad! niçin kendinizi bu kadar yıpratıyorsunuz?

Cevabı şöyle olmuş : Ötede istirahat edecek çok zaman bulacağım için.

Zaman, ömür, sıhhat, gençlik, para, imkan, akıl, gelecek, öte, son gibi kavramlara Kur’ an nasıl anlamlar yüklüyor, biz nasıl anlıyoruz. Bizim anlayışımızla Kur’ an’ ın yüklediği anlam ne derece örtüşüyor. Rabbimiz nasıl anlamamızı istiyor. Bu sorulara vereceğimiz cevaplar çok önemli.

 Geçmesini, bitmesini istemediğimiz zamanlar, ubudiyet-ibadetle dolu dolu içimizi, iç dinamiklerimizi ibadetle bütünleştirebildiğimiz  zamanlar çok değil.

Bunu itiraf etmeliyiz.

Boşa geçen zamanlarımıza yanmalı, ağlamalıyız.

Kısa zamana çok işler, koca koca hizmetler sığdıran insanların başarıları, zaman kavramına muradı ilahiye uygun anlam yüklemelerinden olsa gerek.

Uzun bir ömrü israf eden, hovardaca harcayan insanların ki ise zaman emanetine sadakat göstermeyişlerinden ve zamana doğru anlam yüklememelerinden.

Zaman emanettir.

Rabbimizin açtığı bir muhteşem bir fırsattır. Zamanı ibadete çevirebilmek, ibadet kavramını da Kur’ an’ i temelli anlamaya bağlı. Hayat ya ibadete, ya ihanete hasredilmiştir. Mü’ min ibadeti bazı özel mükellefiyetlere (ritüel) hapsetmez.

Zaman emanettir.

Zamanı emanet eden Allah (c.c) tüm hayata hakimdir. Kulunun kendisine teslim olmasını istemektedir. Meşru sınırlara bağlı olan her eylem, her fiil, her tavır, her hareket ibadettir. Yine meşru sınırları ihlal eden her eylem, fiil, tavır, harekette ihanettir, isyandır.

Özetle zaman nimetini ibadete dönüştürme imkanı da, bigane kalmakta elimizde.

“Zaman ömür ağacını kesen sessiz bir testeredir” demiş bir düşünür.

Ömür ağacımızı kesen sessiz testerenin sesini duymak, bu sese kulak vermek, sermayeyi iyi değerlendirmek hepimiz için çok önem arzediyor.

Çünkü geriye doğru bir saniye dönmemiz muhal iken yıllar sonrası bizi bekliyor ve çağırıyor.

Diğer Yazıları

  Çok Okunanlar

  Anket

Üçüncü İntifada Başlar Mı?

EVET
HAYIR
KARARSIZIM