YALNIZ KUR'AN PEYGAMBERSİZ BİR DİNİN İNŞASI MI?

Ejder Aşit

06-09-2018 11:21


Yalnız Kur’an! Din adamı olarak geçinen zatların tahtalarını sağlamlandırmak, cahilleri heyecanlandırmak, resmi paradigma ve din çarklarını devam ettirmek için daima saldırı pozisyonda oldukları bir insanlığa bir haykırış.

Hurafelerin peyda olacağı ve karanlıkların aydınlıklar içinde yer bulmaya çalışacağı bir dönemde ilk söyleyen Hz.Ömer’di. Hesbuna Kitabullah diyerek duruşunu ortaya koymuş, Allah’ın kitabından başka kaynak arayanları darb etmiş, sürgüne yollamıştır.

Hz. Ömer’i bu denli tanımlarken üzülerek belirtmeliyim ki, hayatı hakkında Kur’an’i çerçevede yapılmış bir çalışmamız yoktur. Ona isnat edilen hurafe ve bidatlerin sonradan eklemlenme olduğu kanısındayım. Umarım yakın zamanda yiğit biri çıkar da gün yüzüne çıkmamış bu gerçekleri müslümanlarla buluşturur ve gelecek nesillere güzel bir miras bırakır.

Bazen yalnız Kur’an hakkında verilen demeçleri sosyal platformlarda paylaşan kardeşlerimin yazılarını üzülerek okuyorum. Cevap yazabildiklerime yazıyorum. Yakinen beni bilen ve tanıyan arkadaşlar tarafından cevaplarım siliniyor. Üzüldüğüm pek söylenemez. Çünkü her cevap onların korkularını ifade ediyor.

Ayrıca paylaşımlarda her türlü ahlaksızlık kol gezerken -paralel fikirlere sahip olduklarından olsa gerek- normal cümle olarak algılanıyor, ahlak dersi de hayatının merkezine Kur’an’ı oturtmaya çalışan müslüman/lar/a verilmeye çalışılıyor. Hâlbuki Allah’ın kitabını yetersiz bulmak ve onun üzerine söz söylemeye çalışmak, makale yazmak ve Müslümanları böyle düşünmeye sevk etmek en büyük ahlaksızlık değil mi? Allah’ın sözü en yüce olan(Tevbe, 9/40) ve tamamlanmış bir davettir(Maide, 5/3). Ümmetleşme ve vahdet hususunda gülden mersiyeler dizip gülücükler saçan kardeşlerimiz, paylaşımlarını yaptıkları pedofili, zinakar ve ayet tanımaz şahısların cemaatlerine saldırınca ne kadar aslan kesildiklerini biliyoruz, kusura bakmayın münafıksınız. Birkaç okkalı kelamımızda olsun.

İddia ‘‘Yalnız Kur’an diyenler bu sözlerinden sonra Kur’an’ın anlaşılması için yüzlerce kitap yazıyorlar.’’ Güya alaylı sözlerle şebeklik yapıp saldırıyorlar. Galiba zekâ kıtlığı çektiklerinin farkında değiller. Yazılan kitaplar ve söylenen sözler kitabın anlaşılmasına yönelik değil, Kur’an yetmez diyerek vaveyla koparan artist, şovmen, din kurumu(!) müntesiplerine yeterli olduğunu anlatmak içindir. Zira kitabı anlayarak okuyup yeteceğine inansalardı mantık dışı bu sözleri bir çırpıda söyleme cesareti kendilerinde bulmaz, ayetlerle çelişen bu hatalara düşmez ve bizde bu kadar yazı yazma-anlatma gereği duymazdık. Ayetten delileri tekrar tekrar yazıp saymanın manası yok.

Yalnız Kur’an düşüncesini peygambersiz bir din anlayışı, peygamberi dinin dışında itme anlayışı gibi gösteriyorlar. Kur’an’a bakıp onun kalbi üzerinden bize gelen ayetleri görmeyenler, hissetmeyenler, zanni hadislere dayanarak onu tanımaya, görmeye çalışıyorlarsa diyecek söz kalmıyor. “Ağır bir söz inzalı için kalbini geniş tut, geceni dirilt, hikmetle ayetlerin üzerinde dur, Allaha davet et, darlanma, sabır göster, bu davada önceki müminler ve nebi-resuller öyle ezalar çektiler ki; ağaç kavuklarında kesildiler, diri diri ateşe atıldılar, sebat göster,  insanlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin, hidayet senin elinde değil, sen ancak sana vahiy olunana uyarsın, gaybı Allah bilir, ahirette sende diğerleri gibi hesaba çekileceksin, sen bir elçisin senden önce de elçiler gelip geçti, mücadeleni sürdür, en yüce kelime Allah’ın kelimesidir, dini ona has kıl, ona yakınlaşmak için vesileler edin, yetim ve öksüzü gözet, fakire yardım et, zekatını ver,  ibadetlerinde devamlı ol, sorumlu davran, uzlaşmacı ol, yeri geldiğinde savaş hoşlanılmazsa da savaşmana cevaz verildi, yardım bekleyen mustazaflar uğruna savaş, nihayetin nebi de bir insandır ve insanların arasından seçildi,  o öldüğünde topuklarınız üzerinde gerisin geri mi döneceksiniz, Allah’ın sana helal kıldığını kendine haram yapma yetkisine sahip değilsin, bağışlayıcı ol, sert kalbli olma, Arkadaşınız Muhammed as. bu vahyin nimetiyle cinlenmiş değildir, mecnun sihirbaz değildir, sözleri şiir değildir….” Sorarım kardeşler bu ayetlerden sonra biz hangi peygamberi arıyoruz?

Peygamber şuan yaşamış olsaydı hadis üzerinde türettiğiniz hangi hocanız, lideriniz, seydanız gibi bir şahsiyet olurdu? Hamasi sözlerle nutuk atmaya gerek var mı? Bu kitap sana nebini tanıtmıyorsa; Nebini sana tanıtacak hiçbir kitap yoktur.

Peygambersiz din değil, öyleyse Hadis inkârcılığı mı? Hayır! Hadislerin Kur’an’la birlikte islamın ana kaynağı olarak kabul edilip  din adına teşri kabul edilmesi reddediliyor. Allah’ın haram kıldığını helal, helali de haram kılamaz. Çünkü ‘resul önce kendisine indirilene iman etti, sonra müminler (Bakara 2/285). Mümkün müdür ki, Allah tarafından seçilmiş ve vahiy kalbine ilka edilmiş olan elçi, aklından hüküm vaz etsin, yasak veya helal dairesini genişleyip daraltsın. Bir de onunla alakalı hiç konuşmamış olsun. Elbette konuşmuştur ama konuştukları ayetlerin dışında incancımız yok. Rabbinin kitabından sana vahyolunanı oku! O'nun kelimelerini değiştirecek kimse yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın(Kehf, 18/27).

Şimdi namaz’ın kılınma şeklini kitapta nasıl bulacağız, deniliyor. Nebi, yeni ibadetler türetmedi. İkamet edilip içi boşalmış ibadetler inzal ayetlerle mecrasına oturtuldu. Hz. İbrahim ve oğlu tarafından Kâbe inşa edildikten sonra Hac, her yıl yapılıyordu, gerektiğinde haram ayların yeri değiştiriliyordu. Zekât tüm ümmetlerin üzerinde bir mali yükümlülüktü ve yalnız Müslümanlara farz kılınmadı. Hz. İsa “…hayatta kaldığım sürece namazı ve zekâtı bana vasiyet etti(Meryem, 19/31). “Dini yalanlayanı gördün mü? İşte bu (kişi), yetimi itip kakıyor, yoksulu doyurmayı teşvik etmiyor, vay (bu halde olup) salâtı(namazı) kılanların haline(Maun, 107/-4). Salât(namaz) müslümanlara bireysel ve toplumsal sorumluluk yüklüyor. Kişiyi kötülük ve ahlaksızlıktan alıkoyuyor. Biri bile bile iftira atmaktan beri bırakıyor. Bunu ritüel olarak görmek ibadet olmazsa gerek.  Iskalanan sorumluluklar müslümanlara yük ve eza oluyor.

Ey Kur’an’da namazın şeklini arayanlar! Namaz hayatınızda neyi değiştirdi? Konuşulması gerekenin bu olduğunu düşünüyorum. Etrafınızdaki camilerde saf tutan yüzlerce müslümana bakıp mahalle çöplüklerinde ekmek, yiyecek arayanların olması, hırsızların bulunması, fuhşiyatın kol gezmesi, işçilerin haklarının yenmesi, öksüz ve yetimlerin azarlanması, komşuların haksızlıkları, kesilen akraba ilişkileri ibadetinizle örtüşüyor mu?

Hep bize soruluyor şimdi bir de biz soralım. Allah’ın kitabını eksik göstermek için çaba sarfedenleri dinlemek ve onlar üzerinden dindarlık oluşturmak hangi ayete sığar? Ayetleri amaçlarına uygun çarpıtarak okuyanlar hangi dinin mümini?

Doğru ya! Şu algıya bakın.

Onlar böyle yaptıkça sakal bırakıp sarık takan, cübbe giyen muteber dindar, aksini iddia eden sapık.

Fıkıh kitaplarında dini vecibeymiş gibi küçük çocuklarla evlenebileceğini söyleyip peygamberlerini pedofili gösterip 9 yaşındaki kızla evlendiğini haykıran âlim, meselenin öyle olmadığını ve bunun iftira olduğunu savunan sapık.

Ayetleri keçiye yediren araştırmacı, ilk haliyle kaybolmadan bize ulaştığını söyleyen sapık.

500 ayet okunsa da inanmayın diyen davetçi din profesörü, bir ayeti inkar ederseniz kafir olursunuz diyen sapık.

Deve idrarında fayda var diyen bilge, necistir diyen sapık.

Daha ne diyeyim! Sapıkların sapkınlarından dine yönelecek hal kalmadı.

Kitap olması gereken konuma konulmadıkça ne tasavvurumuz düzelecek ne de yaşantımız. Bizi gütmeye çalışanlar hep olacak.

Diğer Yazıları

  Çok Okunanlar

  Anket

Üçüncü İntifada Başlar Mı?

EVET
HAYIR
KARARSIZIM