MUSTAFA İSLAMOĞLU HOCAYA İTİBAR SUİKASTI

Değer üretemeyenler ya değerleri tüketirler yâda değersizliğe değer atfedip kanmanın yolunu seçerler. Mecburiyet, boyunlarındaki yük, borçluluk hissi, ne oldum belası, benim de bir sözüm olmalı ve dinin sahibi olarak kendilerini görmeleri temel nedenler olarak sıralanılabilir.

31-07-2018


Değer üretemeyenler ya değerleri tüketirler yâda değersizliğe değer atfedip kanmanın yolunu seçerler. Mecburiyet, boyunlarındaki yük, borçluluk hissi, ne oldum belası, benim de bir sözüm olmalı ve dinin sahibi olarak kendilerini görmeleri temel nedenler olarak sıralanılabilir.

İslam tarihinde gücün dinden geçinen fırkaların eline geçip rekabette bulundukları toplulukların boyunlarına kılıçların zalimce uzanmasıyla israiliyyat ve Zerdüştlük mitolojileri devşirilerek ‘’Mehdi’’ diye din hanesine yazıldı, imandan sayıldı.

İslam ümmeti için uzun Türkiye için kısa bir zaman diliminde bu ad altında zuhur eden zatların vukuatları pek de az değil. Ülkede darbe girişimi yapılmaya kalkışılmış, yarı üryan kızlarla televizyon ekranlarında islam adına göbek atılmış, cinsel tacizlerde bulunulmuş, paralı dua seansları ile ıkınılıp tıkınılarak vahiy alındığı iddia edilmiştir.

Devlet bu tiplerden bazılarına darbe girişimi, tehdit, cebir, iftira, hakaret, suç uydurma, yalan tanıklık, nitelikli dolandırıcılık, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet, rüşvet, eziyet, kişisel verilerin kaydedilmesi, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi… vs. suçlardan baskınlar gerçekleştirince cemaatlerin denetlenmesi tartışmaları gündeme oturdu. Din ve din statüsünü geçim kaynağı haline getirenler hayli rahatsız oldu.

Şu gerçeği belirtmeden geçmek olmaz. Son dönemlerde Suçlama ve iddianameler açık. Görüldüğü üzere son dönemlerde bazı kişi ve yapılara yönelik yapılan operasyonlar dini sebepler taşımıyor.

Fakat ne hikmetse moda diliyle gündem devlet erkânının eliyle kapatılmaya çalışılıyor. Diyanet İşleri Başkanı(DİB) Prof. Dr. Ali Erbaş, Mustafa İslamoğlu hocanın çok önceden söylenmiş sözlerini çarpıtarak servis etti. ‘Kulaklarımla duydum diye diyerek söze başladı Sünneti küçümseyenler diye inci gerdanlığa sözlerini dizdi bıraktı. Açtı ağzını yumdu gözünü. Ağzından çıkan kelimelerle şayet Gölbaşı gölüne tükürseydi bir canlı kalmazdı sanırım. O denli zehir saçıyordu.

Ünvanı ve bulunduğu konuma bakıldığında hazin bir durum bulunuyor. Hedefin saptırılmaya çalışıldığı görülmeyecek gibi değil. Üsluptaki saldırganlık ilmi bir eleştiriden çok hedef saptırıcı ve itibar suikastliğine yönelikti. Ülkenin Diyanet işleri Başkanı şuana kadar yazar/mütefekkir Mustafa İslamoğlu’nu tanımamışsa infial, itibar suikastçilarinin hazırladığı videolar üzerinde tanıma yolunu gitmişse ilmi ciddiyetsizlik, danışmanların hazırladığı metni okumuşsa siyasette güç devşirmeye çalışan bazı cemaatlerin borazanlığına soyunmuş olduğunu gösteriyor.

Ayetleri istihzaya alan bunca din kisveli zatlar ortalıkta fink atarken yönlendirmeye yönelik 1 dakikalık eski bir video kaydını gündeme getirmenin ne manası olabilir.

Hadisçilik altında peygamberi pedofili gösterenler, Sure ve ayetleri cinsel organlara okunan kitap haline düşürenler, 500 ayet okunsa bile fikirsel kibir hastalığına yakalananlar, Yasinler mezarlarda geçim kapısı yapanlar, mevlitlerden mevlitlere koşup aldıkları ücretlerden semizleşen din görevlileri, varken kime ne söz söylenmeli bir daha düşünmek gerekir…

Sayın Erbaş bunları duymuş mudur ve sünnet ve peygamber sevgisinin bu olduğunu mu düşünüyor. Sümük ve Salya şerif’i(!) iğrençliği, Allah’ın mahmud diye görünmesi… İğrendim bunları yazmaktan nereden tutsak elde kalıyor.

Diyanet onca rezilliğine rağmen bir kelime etmiş değildir. Adnan Oktar ile alakalı bir fetva, söz ve sözcüğü bilinmiyor. Fetö içinde aynısıydı. Ancak darbe sonrası siyasi baskılar neticesinde bir kitapçık/rapor hazırlayabildiler.

Ama bu satırların yazıldığı hilalhaber.com sitesinde Muş Alparslan Üniversitesi Araştırma Görevlisi Cahit Karaalp, Adnan Oktar hakkında kaleme aldığı yazılar sebebiyle 11 bin TL para cezası aldı ve makale linki engellendi.

Evet, Gerçeklik kaygısının ufku sarıp sarmaladığı bir fecir’de ‘Firavun, bırakın Musa’yı rabbine yalvardığı halde öldüreyim. Ben dininizi değiştirmesinden ve yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum. Mümin-26’ diyerek kitleleri kandırıyordu. Çünkü gerçeklik, yalan saltanatın, şatafatlı hayatın, kurgusal dinin sonu demekti.

Dediler ki: Ey İbrahim! Bunu ilahlarımıza sen mi yaptın? İbrahim: bilakis büyükleri bu yapmıştır. Konuşuyorsa ona sorun. Herkes nefsine dönüp kendini sorguladı ardından “Muhakkak ki siz; siz zalimlersiniz (kendi kendilerine).” dediler. Sonra başlarındaki reisleri başını öne eğerek Sende biliyorsun bunlar konuşmazlar… Enbiya 62-65.

Sözler söylenirken, hedefe koyarken bir daha düşünülmeli kimin için ve neden? Altın, altındır. Çamura konulsa da değerini kaybetmez. Teneke ise, altın suyuna batırılsa tenekedir. Altın suyuyla kısa vadede değer kazansa da uzun vadede bir değeri yoktur.


Etiketler : #MUSTAFA   #İSLAMOĞLU   #HOCAYA   #İTİBAR   #SUİKASTI