Biraz Tefekkür

Muhittin Kandırmaz

25-02-2018 14:20


Neden kaybediyoruz? Neden akletmiyoruz? Neden baktığımız halde görmüyoruz? Neden dinlediğimiz halde anlamıyoruz? Neden tecrübelerden faydalanmıyoruz? Bir sürü Neden? Niçin? sıralanabilir. Bugün birkaç konu üzerinde biraz ufuk açmaya çalışalım. Hani bilirsiniz ‘Hoca damdan düşmüş, hocayı almışlar doktora götürürken hoca kafayı kaldırıp; -Beni damdan düşenin yanına götürün, demiş.’ Hocanın bunu istemesinin sebebi damdan düşenin halinden damdan düşenin anlamasıdır. Oysaki bir çok konuda Rabbimiz bizi uyarıyor ama ne hikmetse düşmeden! anlamıyoruz.

 

Bir insan nasıl yaratılıyor yani bizi Rabbim nasıl yaratıyor? Biraz irdeleyelim. Yaratılış insanın ana maddesi spermle başlıyor. Peki sperm nasıl oluşuyor? Elbetteki aldığımız gıdalardan. Peki, gıdalar nerden oluşuyor? Elbetteki topraktan. Şimdi diyelim ki içtiğiniz pekmezden sperm oluşuyor, peki pekmez neden oluşuyor? Elbetteki üzümden. Üzüm asmadan, asma çekirdekten ya da çelikleme yöntemiyle çubuktan. Peki tohumun toprakla buluşması yeterli mi? Tabi ki hayır. O halde nasıl olacak? Dünyadaki su miktarı belli bir seviyede ve bu su ancak yağmurla yeryüzüne dağılıyor. Bilmem kaç milyarıncı kez bilmem hangi denizden ya da hangi okyanustan buharlaşan su gökyüzüne doğru kalkıyor, orda rüzgarlarla beraber gitmesi gereken adrese doğru yol alıyor ve yağmur ya da kar olarak yağıyor. Bu yağış ya doğrudan diktiğimiz asmayı (çekirdeği) suluyor ya da yeraltında birikmesi sonucu akarsulara dönüşerek sulama yöntemiyle kullanıyoruz. Bu şekilde diktiğimiz asma canlanıyor bir kaç sene içinde meyve veriyor. Emin olun bu meyveler de adrese teslim oluşuyor. Yani kimin hangi taneyi yiyeceği belli ama biz bilmiyoruz. Bundan sonra üzümün nasıl pekmeze dönüştüğünü anlatmaya gerek var mı bilmem.. Bu sadece bir spermin nasıl olduğunu biraz irdeledik, peki ya diğer şeyler.

 

“Şüphe yok ki göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün birbirini takip edişinde, insanlara yararlı yüklerle yüklenip denize açılan gemilerde, Allah'ın gökten indirerek kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra tekrar dirilttiği ve her tür canlının çoğalmasını sağladığı yağmurlarda, rüzgarları dağıtmasında, gökle yer arasında kendileri için belirlenen istikamette hareket eden bulutlarda, düşünen bir toplum için mesajlar vardır.”(Bakara 2:164).

 

Bu ayete benzer onlarca ayet görürsünüz vahiyde. Şimdi bu ayette verilen bilgiler üzerinde biraz durup düşünelim. Gökyüzünün nasıl direksiz durduğunu, geceyi ve gündüzün nasıl uzayıp kısaldığını, yaz ve kışın nasıl olduğunu, soğuk ve sıcağın ne olduğunu, suyun kaldırma kuvvetini ya da aldığımız oksijeni (Aslında oksijen de seyreltilmiş su değil mi?),  kurumuş toprak suyla buluşunca cansız gibi duran topraktan binlerce bitkinin nasıl çıktığını... Sanki bunları düşününce hiç bir şeyin nesne olmadığını, herşeyin özne (canlı) olduğunu anlıyoruz. Bu konuda birileri bizi dolmuşa bindiriyor olmasın? Bu olaylar üzerinden ciltler dolusu kitaplar yazılabilir.

 

İşte başka bir ayet daha:

 

“Ey insanlık! Eğer (ölümden sonra) diriliş konusunda kuşku içindeyseniz, unutmayın ki Biz sizi (ilkin) bir tür topraktan, sonra bir damlacık döl suyundan, sonra rahim cidarına asılıp tutunan döllenmiş yumurtadan, sonra (asli unsurları) oluşmuş fakat (tali unsurları) henüz oluşmamış bir ceninden yarattık: bu size (menşeinizi) açıklamak için yaptığımız (bir uyarıdır). Derken, (doğmasını) dilediğimizi belirlenmiş bir süreye kadar (annelerinin) rahimlerinde tutarız; sonra sizi bir bebek olarak dünyaya getiririz; nihayet sizler olgunluk çağına, (işte bütün bu süreçlerden geçerek) ulaşırsınız: ama içinizden kimilerine ölüm (erken yaşlarda) tattırılır, kimileri de ömrün en düşkün çağına kadar ertelenir; öyle ki, sonunda o, bilen biriyken hiçbir şey bilmez hale gelir. (Bu, şuna benzer) ki; önce yeryüzünü kupkuru bir halde görürsün; fakat ona indirdiğimiz suyun ardından canlanır, kabarır ve her türden gözalıcı bitkilerle yeşerir.” (Hac 22:5). Bilmem izahata gerek var mı? Herkes kabı kadar birşeyler anlayacak. Peki anlamak yeterli mi? En basitinden bir arkadaşımızdan bir şey talep ediyoruz ve o arkadaş talebimizi yerine getirince ona minnettar oluyoruz ki bu istek arkadaşımızın yapacağı birşey. Peki yukardaki ayetlerde sayılan ve sadece Allah’ın yapabileceği şeyler için neden Allah’a minnet duymuyoruz? Neden O’nun istediği gibi hayatımızı dizayn etmiyoruz? Oysa bunlardan bir tanesi için, hatta bir bardak su için, herşeyimizi veririz değil mi? Peki neden???

 

Selam, dua ve dua talebiyle.

Diğer Yazıları

  Çok Okunanlar

  Anket

Üçüncü İntifada Başlar Mı?

EVET
HAYIR
KARARSIZIM