BİR AFRİKALI’NIN GÖZÜ İLE TÜRKİYE

Hasan Değirmenci

04-09-2018 17:34


BİR AFRİKALI’NIN GÖZÜ İLE TÜRKİYE

Ben bir Afrikalıyım. Kara kıtanın tam göbeğinde ,Nil’in kıyısı ile çölün ortasında bir yerde, kum fırtınasının olduğu bir günde, barakaya benzeyen bir şeyin içinde dünyaya gelmişim. Elektirik yok, su yok, yiyecek yok, içecek yok, alet edavat yok, yani sizin anlayacağınız hiçbir şey yok. 

Böyle bir zamanda, böyle bir yerde dünyaya gelmek benim en büyük şansızlığımdı. Ayrıca bir de beyaz,batılı, insana benzeyen, ancak insanlıktan nasibini almamış kimseler dedelerimizi, babalarımızı köleleştirmiş, yeraltı ve yer üstü tüm kaynaklarımıza el koymuş, umutlarımızı ve ümitlerimizi yok etmiş, bizim gelecekle ilgili güzel hayaller kurmamıza engel olmuşlardı.
Batılılar yüzünden gözlerimizdeki parıltı kaybolmuş, hayattan ve insanlardan ümidi kesmiş, makus talihimizi, sanki kaderimiz sanmış, her şeyi kabullenmiş, hayata küsmüştük ancak; birgün çok uzaklardan bir yerden beyaz insanlar geldi.
Bizler yine korku ve endişe içindeydik, çok korkuyor ve çekiniyorduk.

Onlar geldiğinde acaba dedelerimizin yaşadığı travmayı bir daha mı yaşayacağız diye köşe bucak kaçışıyor ve bize uzatılanları almıyor, onlardan uzaklaşıyorduk.
Onları endişeli gözlerle adım adım izliyorduk ancak bu beyaz insanlar sanki biraz farklıydı. Zengin , eğitimli, güzel ve temiz giyimliydiler,bize baktıklarında gözlerinin içi gülüyor, bize sarıldıklarında mutlu oluyorlar, hiç karşılık beklemeden hesapsız veriyorlar, bizim dertlerimizle dertleniyor, sevincimize ortak oluyor, üzüntülerimizi paylaşıyorlardı. Bizim sıkıntılarımızı ortadan kaldırmak için her türlü gayreti gösteriyorlar, bize kötü davranmıyor insanca yaklaşıyorlardı.

Ayrıca onlarda bizimle birlikte saf tutup namaz kılıyor, güzel sesleri ile Kur’an okuyorlardı. Onlar kesinlikle farklı idiler, bizi aşağılamıyor, küçük görmüyor, ezmiyor, sömürmüyorlardı. Evet, onlar bize farklı davranıyor, insanlığımızı ön plana çıkarıyorlardı. Ayrıca bize daha önce diğer beyaz insanlardan hiç duymadığımız işitmediğimiz şeyler söylüyorlardı.

Şöyle ki; bizim de bu dünyada insanca yaşam hakkımız olduğunu, dünya nimetlerinin herkese yeteceğini, hiç kimsenin açlık ve susuzluktan ölmemesi gerektiğini, yokluk ve yoksulluğun bizim kaderimiz olmadığını, dünya nimetlerinden faydalanmak ve insanca yaşamanın bizim hakkımız olduğunu, insafsızca ölmek ve öldürülmenin yazgı olmadığını, refah içinde mutlu bir şekilde yaşamanın en çok bizim hakkımız olduğu gibi birçok şey.
Evet,işte bu beyaz ve Müslüman insanlar çok uzaklardan, Türkiye’den buralara gelmişlerdi. Onlar bizim elimizden tutup ayağa kaldırmak, bilincimizi inşa etmek, irademizi ortaya çıkarmak, kendimize gelmemizi sağlamak, insan ve müslüman olduğumuzu hatırlatmak, ümitlerimizi yeşertmek için gayret ediyor ve çaba harcıyorlardı.

Onun için burda idiler.
Ve biz de onlara diyoruz ki; artık biz uyandık,gözümüz açıldı,kaybolmuş olan özgüvenimiz yerine geldi Batı’nın kölesi asla olmayacağız. Bizi sömürmelerine izin vermeyeceğiz, birbirimize düşmeyecek kardeş kanı dökmeyeceğiz. İslamı bilinçli bir şekilde yaşayacak, gelenek ve törelerin altında ezilmeyecek, cahiliyeyi toprağın altına gömeceğiz. Kuran’ı anlayarak okuyacak, irademizi kullanacağız. Artık gözümüzü açtık, ayağa kalkmanın, çalışmanın, gayret göstermenin zamanı geldi. Umutlu ve ümitliyiz, gelecek için hayal kurabiliriz. Yakın bir gelecekte emperyalizmden hesap sorabilir, dünyaya meydan okuyabiliriz. Biz, ölmedik, buradayız diyebiliriz. İşte Türkiye halkı bize bunu öğretti, bir kıtanın ayağa kalkmasını, uyanmasını sağladılar. Onlara çok müteşekkiriz ve onlar için dua ediyoruz.

Hasan Değirmenci
3/9/2018

 

İstanbul

 

 

 

 

 

 

Diğer Yazıları

  Çok Okunanlar

  Anket

Üçüncü İntifada Başlar Mı?

EVET
HAYIR
KARARSIZIM