15 TEMMUZ VE MUHTEŞEM DİRENİŞ

Ömer Naci Yılmaz

16-07-2018 16:46


15 TEMMUZ VE MUHTEŞEM DİRENİŞ

Bir zamanlar biz, diye başlayan cümleler geçmişte atalarımızın şanlı ve destansı direniş öyküleriyle devam ederdi. Genç nesiller bunların abartılı hikayeler olduğunu zannederdi. Darbe ve hain işgal girişimi gecesinde yaşanan Tanka levye atmalar, tankın altına yatmalar, eksozuna fanila tıkamalar, kurşunların üzerine yürümeler 15 Temmuz’un öncesinde bir gün gelecek ve bunlar olacak şeklinde anlatılsaydı verilecek olan karşılık “Manyak mısın sen?” olurdu. Hainin biri de demişti ya “Türk milleti yere yatmasını bile bilmez.” diye. Böyle nitelenen bir milletin bunları yapması hayal bile edilemezdi. Bu ülke için hayal bile edilemeyen hizmetleri yapan Reis, aziz milleti tarafından hayal bile edilemeyecek şanlı ve destansı bir direnişle sahiplenilmiştir. Bağımsızlığımız tehlikeye girdiğinde, iş başa düştüğünde milletimiz fıtratında var olan tarihi kodlarına dönmeyi başarmıştır. Tabir yerindeyse çılgın Türkler Reis’ine darbe yapanları şanlı direnişiyle adeta çıldırtmıştır.

Büyük milletimizin şanlı direnişini itibarsızlaştırma ihalesini alan Reis’in siyasi muarızları milletle birlikte hareket etme iradesini kırk gün bile sürdürememiş, yan çizip darbe girişiminin tiyatro olduğu mavallarını yaymaya başlamıştır. Milletimizin büyük ekseriyeti kendisiyle birlikte hareket etmeyi beceremeyen siyasi güruha önce 16 Nisan 2017 Referandumunda, sonra da 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı seçiminde gereken ayarı vermiştir. Hain darbe girişimini gerçekleştirenler ve  sempatizanları aktif siyasete el atmış, talimatla kurulan bir partide toplanmışlardır. Bu parti üzerinden siyaseti dizayn etmek isteyenler yine istediklerini elde edemediler, şimdilerde ise dağılma sürecine doğru yol almaktadırlar. Siyasette kin, nefret ve hasetlik üzerine  yol almak isteyenlere ne yazık ki aziz milletimiz başka türlü yol vermektedir. Yakın bir zamanda bu yol verme sürecine de tanık olacağız.

15 Temmuz 2016 Hain darbe girişimi sonrasında çok çeşitli fikir egzersizlerine tanık olduk. Neler duyduk neler… Ancak duymamız gerekenleri veya duymak istediklerimizi bir türlü duymadık, söylenmesi gerekekenleri söyleyenleri de görmedik. Öyle ya da böyle bir şekilde Fetö ile ilintili olanların, bunlara yakınlığın bedelini işinden ve aşından olarak ödeyenlerin bunlarla alakalalı bir değerlendirmelerine, itiraflarına veya yıllarını ve her türlü birikimlerini verdikleri bu yapıyı sorguladıklarını duymadık, görmedik, tanık olmadık. Siyasete dair yaptıkları sorgulamaların binde birini ihanet şebekesiyle alakalı olarak yapabilseydiler belki de daha farklı konumda olurlardı.    Yapılan bunca ihanet, 251 şehit, 3000’e yakın gazi ortadayken siz hala P. İ. Ç’i sorgulayamıyorsanız size sadece şu ilahi gerçeği hatırlatmak isteriz. “Onların kalpleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama işitmezler…”(7/A’raf, 179)

Tarihler 15 Temmuz 2018’i gösterdiğinde hain darbe gişiminin üzerinden iki yıl geçmiş oluyordu. Geçen süre içerisinde bir olguya daha tanık olduk. Siyaset arenasında Reis’in başında bulunduğu hareketin içerisinde yer alamayanlar, kendisine bir türlü yer bulamayanlar geçmişte hiç alakaları olmadığı halde P. İ. Ç’nin sempatizanı olup çıkıverdiler. Efendim ama haksızlık, ama adalet gibi söylemleri konumlarını haklı çıkartma adına bir saptırmadan başka bir şey değildir. Şayet Reis’in hareketinin içerisinde yer bulsaydılar Reis’ten çok daha fazla Fetö düşmanı olacaklardı. Reis’e olan kinleri, kıskançlıkları ve hasetlikleri onları Fetö’nün yanında toplamıştır. 16 Nisan 2017 Anayasa Değişikliği Referandumunda ‘Hayır’ cephesinde yer almaları, 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Fetö’nün desteklediği cumhurbaşkanı adayının yanında yer almaları başka ne ile izah edilebilir ki?

15 Temmuz 2016 şanlı direnişi birçok açıdan yeni bir başlangıca vesile oldu. Kendisine çağıran her kim olursa olsun ondan uzak duracaksın, Türk düşmanlarının sevdiği Türklerden (!) uzak duracaksın, İsrail tarafından desteklenen ve sempati ile bakılan her hareketten ve herkesten uzak duracaksın. İngilizlere sevimli gelen her oluşumdan uzak duracaksın. Büyük Türk milletinin 15 Temmuz Destanı’nı küçümseyenlerden de uzak duracaksın. Kitabımızın ve peygamberimizin düşmanlarına bakarsan duracağın yeri çok iyi bilirsin.

Bütün bunlar bir yana 15 Temmuz 2016 Şanlı Direniş Destanı göstermiştir ki İstiklal Savaşı’ndan bu yana Büyük Türk Milleti böyle bir imtihan yaşamamıştı. Halbuki yaşadıklarımızı unutmada ise üzerimize yoktu. Oysa İbn-i Haldun’un dediği gibi “Coğrafya kaderdir.” Ve Anadolu’nun kaderidir, ihanetsiz yaşanmaz. İşte Büyük Türk Milleti bütün renkleriyle huzur ve güven içerisinde yaşadığı bu toprakları kimseye peşkeş çektirmemiştir, çektirmeyecektir, çekmek isteyenleri de babasının oğlu olsa bile tasfiye etmekten geri durmamaştır, durmayacaktır.

15 Temmuz 2016 Şanlı Direniş Destanı 21. Yüzyılın ilk çeğreğinde Çılgın Türklerin çıraklığının bir ürünüdür. Sonrası kalfalık ve ustalık dönemi olacaktır. Büyük Türk milletinin kalfalık ve ustalık döneminde neler yapabileceğinin hesabını bu milletin düşmanları yapsın. Hesaplarınızda boğulasınız inşallah.

 

Ömer Naci YILMAZ

Diğer Yazıları

  Çok Okunanlar

  Anket

Üçüncü İntifada Başlar Mı?

EVET
HAYIR
KARARSIZIM