Yahudi'nin Adem'i

Ramazan Yaman

09-10-2017 11:01


Biliyorsunuz; Mustafa İslamoğlu hocamız bir şey söyledi. Dedi ki; "Adem de her insan gibi bir rahimden doğmuştur"

 

Bu kendisinin kur’an’dan yola çıkarak vardığı bir neticeydi. Sadece kur’an değil, tabiat ayetlerini, bilimin ortaya koyduğu buluşları da inceleyip araştırarak bu kanıya vardığını söyledi.

Mustafa islamoğlu’nun tezi Kur’an ayetleriyle, tabiat ayetleriyle kabul edilebileceği gibi, yine aynı kaynakların delilleriyle reddedilebilirde… Bunda bir beis yoktur. Konu imanın konusu değildir. Konu, itikat noktasında hiç kimsenin imanına halel getirmez.

 

Udurulmuş din mensupları cımbızlama yöntemiyle, algı operasyonu oluşturmak için, “İslamoğlu ‘Adem’in babası var!’ dedi” diyerek İslamoğlu’nun şahsında Kur’an’la, Allah’la, Allah rasülüyle çıktıkları savaşta bu cımbızlanmış sözü kendilerine silah yaptılar! İslamoğlu hocamızın söylediği ve kendilerini, kendi yaptıkları din tüccarlığını her ifşa edişinde bu sözle karşı durmaya çalıştılar.

 

Bakın daha önemli bir şey söyleyeceğim! İslamoğlu’nun şahsında Kur’an ile mücadeleye çıkmış, kadınlarla basıldığı görüntüleri medyada çıkan bir şahıs, kendisine yardımcı olmak için giden bir insana, “O kadınları nikahladım ben, çünkü karılarım, (karım değil “karılarım” diyor) bana karılık yapmadığı için buna mecbur kaldım. Ama boşadım hepsini” demiştir. Yani mut'a nikahı yaptığını söylemiştir. Bu adam etrafındaki insanları sömürürken üzerinde en çok tepindiği, en çok hamaset yaptığı şey şia düşmanlığıdır… Mut'a'dır!

 

Fakat hazret bizzat kendisi mut'a nikahı yaptığını itiraf etmiştir. Ve bu çirkef herif, kendini fetöcülerle işbirliği yapma suçundan kurtarmak için kendisine yardımcı olmaya çalışan o insanın yanına gelişinden söz ederek, üstüne yalanlar katarak, hedef saptırmak adına o insanı ateşe atmaya girişmiştir! 

 

Bu olayı yaşayan ve ona yardım etmeye giden insan, İslami tebliğ ve mücadele noktasında en önemli miheng taşı olanlardan, en büyük mücadele insanlarından, resmi ideolojinin zulmünü en yüksek dozda yaşayan biridir. Tüm İslami kesimin kesinlikle hakikati söyleyeceğine inanacağı bir insandır. Adını yazmamamın nedeni, kendisinin izin vermemesidir. Bu olay böyle kalmayacak, ümmetin ve insanlığın hayrına kendisini bu olayı bütün detaylarıyla anlatması noktasında ikna edeceğim inşallah. O asil insan sırf asaletinden susuyor. Yanlış yapıyor biliyorum, fakat gerçek bu!

 

Konumuza gelelim.

 

Urfa'da Vahyin Penceresinden programında Senayi Demirci’nin bir sorusu üzerine Mustafa İslamoğlu hocamız,  "Adem de her insan gibi bir rahimden doğmuştur"  demişti.

 

Uzun bir konuşmanın içerisinden  mecazen ve Adem’in de bir rahimden olduğunu vurgulamak adına sarfedilmiş bir sözün üzerinde tepinmek ancak uydurulmuş din mensuplarının harcı olabilirdi!

 

İslamoğlu hocamız Adem ve yaradılış konusundaki tezini ispat için YARATILIŞ VE EVRİM diye bir kitap kaleme aldı. Bu kitabı uydurukçuluk, üfürükçülük üzerinden geçinenler kendi camialarına yasakladılar, diğer İslamoğlu kitapları gibi! Gerçi Kur’an okumayı yasaklayanlar İslamoğlu’nu yasaklamışlar çok mu?!

 

 Bu kitabı kaleme alış nedeni birçok Müslüman evladının sırf yaratılış konusundaki İsrailiyyat rivayetlerini din sanarak dinden çıkmaları ve ateist olmalarıydı. Birçok kez kendisine Adem

‘in çocuklarının kardeş kardeşle evlenerek ENSEST yoluyla çoğaldığı rivayetlerinin doğruluğu soruldu. Ensesti meşrulaştıran, insanoğlunun tümünün zina mahsulü olduğunu söyleyen, Adem'in kendi parçasıyla evlendiğini söyleyen rivayetler soruldu. 

 

Bunun üzerine hocamız risk aldı, önce konuyla ilgili çok geniş bir okuma yaptı, sonra toplam 80.000 km'yi bulan tüm dünyadaki yaratılış delillerini yerinde inceledi, en sonunda eserini yazdı ve onu alanının uzmanlarına okuttu, tartıştı.

 

Hocamız tezini savunurken, önce sünnetullaha ve Allah'ın tabiata koyduğu değişmez yasalara dikkat çekti. “Değişmez ve bozulmaz sünnetleri olan Allah şapkadan tavşan çıkarmaz" dedi. 

 

Yaratılışın yasaları olduğunu, bu yasaların kainatta ve tabiatta olduğunu söyledi. Tüm canlıların tek bir kökenden tekamül ederek/evrim geçirerek (biz her canlıyı sudan varettik Enbiya 30) en sonunda insana ulaştığı gerçeğinin Allah'ın sünneti olduğunu söyledi.

Yaratılışın tekamülle/evrimle olduğu hakikatine Kur'an'ın hiç bir ayetinin karşı olmadığını söyledi. Hatta bir çok ayetinin tekamül yasasını desteklediğini söyledi. Bu bağlamda:

 

1- "..Allah Adem'i seçti" (3:33) ayetinin, Adem'in kendisi gibi bir gurubun içinden seçildiğini;

 

2- "Biz her canlıyı sudan var ettik" ayetinin, tüm canlıların köken birliğine delalet ettiğini; 

yine Nisa 1. ayetindeki nefs-i vahide'nin evrim sürecindeki ilk tek hücreli canlıya tekabül ettiğini;

 

3- İnsan 1 ve 2. Ayetlerin insanın tekamül ve evrimine delalet ettiğini ve Adem'in de her insan gibi bir rahimde bir nutfeden yaratıldığını;

 

4- "Adem topraktan yaratıldı" ayeti, "insan aceleden yaratıldı" (21:37) ayeti gibi anlaşılması gerektiğini;

 

5- Adem'in topraktan yaratıldığını söyleyen bir ayet, insanoğlunun topraktan yaratıldığını söyleyen dört ayet olduğunu. 

Şu halde hepimizin topraktan yaratıldığımızı, bunun anlamının Allah'a çömlekçilik yaptıran Yahudi rivayetlerindeki gibi olmadığını;

 

6- Bakara 31-34. ayetlerindeki “haulai” ismi işaret ve hum zamirlerinden Adem'in tek olmadığını, birden fazla beşerin içinden ruh üflenen zincirin ilk halkası olduğunu;

 

7- Bakara 31'in açıkça ruh üflenmeden önce ademoğlunun beşer (hominid/insansı) safhasında olup kan döken ve fesat çıkaran bir canlı olduğunu, meleklerin bundan dolayı itiraz ettiklerini...

Ve daha bir çok Kur'an ayetinin tabiat ayetiyle uyumlu olduğunu açıkladı.

Sünnetullah olan tekamül/evrim yasasını ilk farkedenlerin İslam alimleri olduğunu. Bunlar arasında başta Hz. Ali olmak üzere, Mücahid, Nazzam, Cahız, Kindi, Cabir, İbn Miskeveyh, İbn Haldun, İbn Arabi, Rumi, Abduh, R. Rıza, Elmalılı, İzmirli, İkbal, Şeriati, Malik binnebi, Aksekili ve Ömer Nasuhi Bilmen gibi bir çok alimin bulunduğunu izah etti.

Hocamıza küfredenlerin bunlara da küfretmeye cesaretleri var mı?

Bu ülkede 30 yıldır badava kitaplarla müslüman nesilleri evrim sünnetullahını inkar etmeye ve Yahudi yaratılış inancını yaymaya çalışan kişinin şu an tv'sinde kadın oynatmak, Yahudilerle aşna fişna olmak, 33 yıl bizi masonlarla mücadele ettiğine inandırdıktan sonra 33 dereceli masonluk belgesini gösteren MEHDİ BOZUNTUSU olduğunu biliyorlar mı?

Hocamız bu kitabı yazdıktan sonra aralarında bir çok ateistin de olduğu hatırı sayılır aydın bir kitlenin bizzat ya da mesaj yoluyla bu nedenden dolayı kaybettikleri imanlarına yeniden kavuştuklarını bildirdiklerini...

Eseri okumadan ahlaksız, izansız ve vicdansızca "Adem'in babasını buldu" sulu zırtlaklığıyla Hocamıza saldıranların derdinin başka olduğunu, onların içine gömüldüğü şirk fosseptiğini gösteren hocaya olan kinlerinin onları deli ettiğini...

 

Tüm bunları bilmeden, hiç Allah’dan korkmadan, kuldan utanmadan, hiçbir emek vermeden saldıranların kaygısını siz Adem-Havva-insan-din’mi sanıyorsunuz? 

 

Hayır! Asla! Onların tek kaygısı var; Allah ile giriştikleri savaşta, İslamoğlu ve onun gibi Kur’an kaynaklı konuşan herkesi Allah’ın safında, tezgahlarının hilafında görmeleridir! İslamoğlu ve onun gibi Kur’an’ı dinin tek kaynağı, rasülün yürüyen Kur’an olduğunu, rasülden gelen sözlerin ve sünnetin sahih olup olmadığının tek ölçütünün kuran olduğunu söyleyenlerin şahsında “Allah’a çemkiriyorlar!”

İslamoğlu diyor ki; “Ben bir neticeye vardım. Böyle bir fikir söyledim. Bunu kabul etmek zorunda değil kimse. Ben bir açılım getirdim. Vardığım sonucun delillerini de ortaya koydum. Sen başka delillerle benim tezimi çürüt, bende söylediklerimden vazgeçeyim. Herkes gibi bende kur’an’ı anlamak ve üzerinde düşünmek zorundayım. Ben düşündüm bunu buldum… sen daha iyisini delilleriyle ortaya koy, öteki daha iyisini bulsun.. fakat israiliyata mahkum olmuş bir yaratılış tahayyülünden vazgeçelim artık..” mealinde şeyler söyledi.

Fakat “daha iyisi” yokmuş! En iyisini ve son sözü İsrailoğulları söylemiş ve söz bitmiştir! Ha! birde, Yahudi tezlerine kur’an’ı uydurmak için ayetlere takla attıran, parantez içi sokuşturmalar yapan müfessirlerimiz! 

Mesela nisa suresi birinci ayette hiç Adem lafzı geçmediği halde, insan geçtiği halde, oraya Adem’i sırf Yahudi tezlerini güçlendirmek için sokuşturmuşlar.

Biliyor musunuz! Bazı camialarca pek muteber olan Ruhul Beyan müfessiri Bursevi, bakara 31. ayeti Türklerin üstünlüğüne yormuş!

Bursevi, Adem’e eşyanın isimlerinin öğretildiği, meleklere secde emrinin geçtiği ayetin tefsirini yaptığı Hadisi Erbain adlı eserinde şöyle diyor; 

“Adem'in cennetten çıkma vakti gelince Cenab-ı Allah bunu haber vermesi için CEBRAİL'i gönderir. Cebrail durumu Adem'e bildirir. " Adem tınmadı." yani emri duymazlıktan geldi. Cebrail durumu Allah'a bildirince ALLAH (C.C.) Cebrail'e: "Git ADEM'e LİSAN-İ TÜRKİ ile söyle" der. Cebrail gelir ve Türkçe olarak cennetten çıkma emrini tebliğ eder.”

Ve bunu nereden uydurduysa -ki; kendisi “mana aleminden” haber alarak tefsir yazan ekoldendir. Bununla da kalmaz bursevi, bu yorumunu Türklerin ahir zamanda dünyaya hükmedeceğine delil olarak sunar!

Daha tutarsız olan bir şey daha var; İbni Arabinin, Ademden önce yüz bin Ademin yaratıldığını “keşif yoluyla” haber vermesine, hatta kabede karşılaştığı Ademden önceki bir Adem ile muhabbet ettiği, bunu yine İdris (as.) peygambere mana aleminde sorduğu ve, “..âlemin sonradan yaratıldığı şüphesiz olmakla birlikte insa¬nın ne zaman yaratıldığı konusunda tarihin mechûl olduğunu” söylemesi.. ve bu noktada İslamoğlu ile kısmen “mutabık” olması bile onları düşündürmüyor!

En  abuk yorumlara, hayallere, masallara, rüyalara, yalanlara kayıtsız şartsız inananlar, Mustafa İslamoğlu’nun kur’an ayetlerinden, kevni ayetlerden, insan gerçeğinden yola çıkarak, akıl ve bilimin verileriyle böyle anlaşılmasında hiçbir sakınca olmayan, gayet mantıklı ve İslami olan bu tezine karşı kuduz köpek gibi saldırıyorlar.

Çünkü kendilerinin mantıklı olmak gibi, düşünmek gibi, aklı aktif kılıp şeyhin sözünden, atalarının doğru-yanlış anlattıklarını sorgulamak gibi, bir tezi başka bir tezle çürütmenin, başka türlüsünün insanı hayvani boyuta taşıyıp söylediğinin hiçbir değerinin olmayacağı gibi bir kaygıları yok!

Öyle noktaya geldi ki uydurulmuş din; İslamoğlu’na küfür etmek, İslamoğlu ne derse tersini söylemek “farz” oldu. Emin olun bu çevrelerde İslamoğlu’na küfür etmeyenin, saldırmayanın “dininden” şüphe ediliyor! Çünkü bağlı bulundukları din ağalarının tek geçim kaynağı uydurulmuş din! Bu din ise büyük ölçüde İsrailiyattan besleniyor.

Yaradılış konusunda gelenekçilerin, rivayetçilerin, tarikatçıların hiçbir fikri yok! İsrailoğularının anlattıkları onlar için bir nas’tır.

Bu nokta da, Havva’nın Adem’in kaburga kemiğinden yaratıldığını inkar etmek dinden çıkarır.

Şeytanın Adem kurumuş bir çamur halindeyken onu ayağıyla tepikleyip, ağzından girip ardından çıktığını inkar etmek, Havva’nın şeytanla işbirliği yaparak Adem’i kandırdığına inanmamak, Havva’nın ve tüm kadınların çektiği belli günlerdeki sancının bunun cezası olduğunu inkar etmek, “Havva olmasaydı hiçbir kadın erkeğini aldatmazdı” israiliyatını peygamberin ağzına yapıştırarak terennüm edip kadının aşağılanması gerektiğini inkar etmek, insanlığın kardeş kardeşe ürediğini kabul etmemek, kadınların atasının erkeklerin atasına yaptığı hainliği inkar etmek büyük günahlardandır! Ve bunların hepsi de İsrailoğullarının uydurduğu ve İslama bulaştırdığı hurafelerdir.

Şunu anlamak ve makul görmek vicdanı olan bir insan için mümkün olabilir mi?

Sen, tarihte ve bu günde, islamın en büyük düşmanını israiloğulları olarak göreceksin! Onları lanetlemek için hadisler uyduracaksın. Her bulduğun kürsüde israiloğullarına-hemde Yahudileşmeleri üzerinden değil, bizzat ırkları üzerinden- lanet yağdırarak söze başlayacaksın! Hem de onların senin atana, senin Havva anana attığı iftiraları itikadının baş köşesine koyacak, fakat bunları kur’an ile yalanlayanları, Adem’in bir sembol olarak anlatıldığını, Adem ile birlikte bir sürü insanın yaratıldığını, Adem’in insan olmadan, ruh üflenmeden önce başka formda bir beşer olduğunu söyleyeni hiç delil getirmeden hiçbir fikir sancısı çekmeden lanetleyeceksin! Trollerine, marabalarına, kölelerine, beynini iğdiş ettiğin sürülerine emir verip küfür ettireceksin! Ve bunu da “ en büyük sevap” sayacaksın!

İslamoğlu’nun fikrine katılmak zorunda değilsin! Adem’in ve insanlığın yaradılışını onun izah ettiği şekilde kabul etmeye mecbur değilsin! Ademin çocuklarının kardeş kardeşe evlendiğini düşünürken miden bulanmayabilir! 

İslamoğlu’ndan ve onun şahsında tüm kur’an merkezli düşünen insanlardan senin din pazarlayarak geçimini sağladığını ifşa ettikleri için nefret edebilirsin!

Ahiret kaygında olmayabilir!

“İslamoğlu’na bir küfür eden, bin gavur öldürmüş gibidir!” diye keşif aleminden, şeytandan vahiyler bile getirebilirsin! Yapmadığın şeyler değildir! Bunun hesabını soracak değiliz! 

 

Sen inanmakta zorlansan da ahiret var! Hesap var! Orada verirsin dünyalık kaygıların için az bir bedele Allah’ın ayetlerini israilayyata sattığının hesabını! 

Fakat şunu çok iyi bildiğimizi seninde iyi bilmeni istiyorum; öyle hain, öyle alçak, öyle iki yüzlüsün ki!; Allah kafirlerden önce, putperestlerden önce, katillerden önce senin gibileri lanetliyor! Allah israiloğullarını değil, senin gibi Yahudileşenleri lanetliyor!

Seni vicdanı ölmemiş, Allah’ın ayetlerini, rasülün sünnetini, insanlığın ortak değerlerini-marufu önemseyen, aklının kölesi olmamış aktif akıl sahipleri öyle iyi tanıyorlar ki!..

Sen şimdi “Mustafa İslamoğlu ‘Adem’in babası var’ dedi!” deyip, küfürle karşılık veriyorsun ya; eğer bir Yahudi çıksa ve, “Adem’in ebesi vardır!” dese onu bile alır, imanının tahtına şah yaparsın! Çünkü sen, Allah’ın “aşağılık maymunlar” diye nitelediği o alçak tıynetlilerdensin!

Senin İsrailoğularına hayranlığın “Stecoolm sendromu” denen türden! Musa ile bir yol tutup Firavuna isyan edenlere değil!..

Allah sana hidayet nasip etsin!

Yoksa “Adem’in ebesini” duyacağın ve üstünün açık kaldığı günlerde rüyalarında, şeytanın seni çıkardığı keşif yollarında göreceğin günler yakındır!

 

Ayrıca; Hocamıza kendisine çemkiren, hakaret ve iftira eden cihil ve gafiller için ne dediğini sorduğumda, Kur'an'ın emri "ve a'rıd ani'l-cahilin/cahillerden yüzçevir" ayetiyle amel ettiğini Allah’ın bildiğini, insanlarında bilmesini arzuladığını söyledi. 

Diğer Yazıları

  Çok Okunanlar

  Anket

Türkiye ekonomisini nasıl buluyorsunuz?

İyi
Kötü
Bilmiyorum