Disleksi engel değil, öğrenme farklılığı
Dinleme, konuşma, okuma, yama, akıl yürütme ile matematik yeteneklerinin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlüklerle kendini gösteren bir öğrenme güçlüğüdür. Disleksi olan kişiler genellikle yazıları tersten okur, görselleri tersten algılar özellikle harfleri ve ifadeleri kodlama ve öğrenme konusunda güçlük yaşarlar.

Günümüzde özellikle disleksi olan birçok çocuk anaokulu da dahil olmak üzere okula başladıktan sonra öğrenme farklılıkları nedeniyle ciddi haksızlıklara uğruyor. Özel bir anaokulunda öğrenme farklılığı olan öğrenciler için danışmanlık görevini üstelenen, emekli öğretmen ve kişisel gelişim uzmanı Müjdelen Tüzün, eğitim sistemimizi sık sık masaya yatırır ve üzerine tartışırız. tartışılan bir çok ortak konunun aksine ben bugüne kadar pek gündeme gelmeyen, hatta farkında olmadığımız çok önemli bir soruna dikkat çekmek istiyorum diyerek ‘disleksi’ ye değiniyor. Birçok çocuk anaokulu da dahil olmak üzere okula başladıktan sonra öğrenme farklılıkları nedeniyle öğrenme biçimi tespit edilmeden hatta böyle bir durumun olasılığı göz önünde bulundurulmadan acımasızca değerlendirmelere maruz kalarak incinmektedirler diyen Tüzün en kötüsü de eğitim sisteminin ve eğitimcilerin tasarrufunda ve sorumluluğunda olan bu durumun sonucuna çocuklar acı çekerek, yetersizlik duygusuyla bedel ödeyerek katlanmaktadırlar sözleriyle devam etti. Günümüzde tespit edilen birçok öğrenme güçlüğüne sahip çocuğun,  öğrenmeyi kolaylaştıracak yaklaşım ve değerlendirme yöntemlerinden uzak bir şekilde eğitimine devam etmekte olduklarını dile getiren Tüzün, öğrenme güçlüklerinden en fazla haksızlığa uğrayanların 'disleksi vakaları olduğunu belirtti. Disleksi, en sık rastlanan öğrenme bozukluklarından biri olduğunu vurguladı.



Albert Einstein, Leonardo Da Vinci, Bill Gates de disleksi

Tüzün, asıl sorunlarının hafıza ve dil ile ilgili olduğunu ve disleksi olan kişilerin sayısal zekası çok yüksek olduğunu belirtti. Tüzün “ Fakat sözel konuları beceremeyebilirler. Disleksi olan kişilerin sözel zekaları düşük veya geri değildir. Aksine çok güçlü sözel zekaları vardır. Normal bir insanın hayal gücünün en az 2 katına sahiptirler. Disleksi olan insanların çoğu üstün zekalı insanlardır ve bir kısmı ise dahidir. Albert Einstein, Walt Disney, Leonardo Da Vinci, Bill Gates gibi isimlere de disleksi teşhisi konmuştur.” şeklinde konuştu.




YANLIŞ EĞİTİM SİSTEMİ İLE BU ÇOCUKLAR HAKSIZLIĞA UĞRUYOR

Tüzün ‘Bu vakaların uğradığı en büyük haksızlık, eğitimcilerin bu konuda yeterli bilgilerinin olmaması ve onlara karşı doğru yaklaşım biçimine sahip olmamalarıdır. Birçok disleksisi olan öğrenci; tembel, yaramaz, dikkatsiz, sorumsuz gibi haksız yargılamalarla karşı karşıya kalmakta ve kendini ifade edememenin verdiği gerginlikle dirençli ve zorlu kişiliklere dönüşmektedirler.  Bir mucit zekasının ayrıntıcı yaklaşımlarına sahip bu dahi çocuklar, doğru öğrenme biçimleri ve uygun değerlendirme yolları ile kendilerini ifade etme şansına sahip olduklarında gelme olasılığı olan başarı seviyelerini, eğitim sisteminin yetersizliğini üstlenerek gölgelemektedirler.’şeklinde konuştu. Ters yazma, okumayı geç öğrenme ve çağrışımlar nedeniyle konuyu çok farklı şekilde anlayan ve yorumlayan bu çocukların diğer öğrencilerle aynı yazılı sınavlara tabi tutulmasının çok büyük haksızlık olduğunu belirten Tüzün, bu çocuklara farklılıklarına yönelik bir sınav ve çalışma sistemiyle destek olunması gerektiğinin altını çizdi.



‘ÖĞRENEMEYECEK ÇOCUK YOKTUR’

İddia  ediyorum ki öğrenemeyecek çocuk yoktur diyen Tüzün, her öğrenme biçimini hesaba katmayan sistem, alanında yetersiz öğretmen vardır şeklinde konuştu. Tüzün sözlerine ‘Her çocuk sahip olduğu kapasitesi ölçüsünde maksimum performans gösterebilecek seviyeye ulaştırılamıyor hatta motive edilip öğrenme eyleminden zevk alır hale getirilemiyorsa haksızlığa uğruyor demektir. Biz de bu bilinci desteklemediğimiz sürece hepimiz yapılan haksızlığın bir parçası olduğumuzu kabul etmeli veya bu konuda mücadele etmeliyiz.’ Şeklinde devam etti. Bu ve diğer öğrenme güçlüğü olan  çocukların kapasitelerinden maksimum düzeyde faydalanmaları ve performanslarını önce kendi sonra ülkeleri yararına kullanabilmeleri için eğitimcilerin öğrenme farklılıklarını tespit etmesi ve bu öğrenme biçimlerine uygun öğretme teknikleri konusunda uzman olması gerektiğini vurgulayan Tüzün, uygun değerlendirme biçimlerini kullanarak adil bir eğitim ortamı oluşturulması gerektiğine dikkat çekti. Tüzün sözlerini ‘fakat bunlardan da önemlisi eğitim sisteminin bu gerçeklerin varlığını göz önünde bulunduran önlemleri alarak sistemi ona göre inşa etmesi, öğretmenlerini bu bilinçle yetiştirmesi gerekmektedir.’ şeklinde tamamladı.


Hilalhaber/Sevde Eser 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner176

banner178

Hilal Haber, internet ve teknolojinin doğru kullanılması, en üst düzeyde faydalanılması amacıyla bilgilendirici ve eğitici yayınlar yapar.

Web Tasarım : EU Ajans