Kimilerine göre terörist, kimilerine göre kahraman!
Suriye direnişinin başladığı andan şu güne kadar sahadaki muhalif gruplar ile ilgili bir sürü şey yazılıp çizildi.

Kimilerine göre bu gruplar terörist oldu kimilerine göre ise kahraman. 

DAEŞ, PKK gibi terör örgütlerinin bile zaman zaman hem Uluslararası camia da hem de Türkiye basınında muhalefet kanadında olduğu yazıldı.

Fakat durum hiç de öyle değildi. Suriye'nin asıl muhalefeti belki rejimden çok bu örgütler ile mücadele etmek zoruna kaldı. Nusra Cephesi gibi sahada etkinliği oldukça yüksek olan gruplardan DAEŞ'e geçenlerin de olduğu yazılıp çizildi.


Peki aslında Suriye muhalefeti dediğimiz bu gruplar kimler? Gerçekten de medyaya yansıtıldığı gibi kafa kesen ve tekfirci topluluklar mı? Ve iddia edildiği gibi DAEŞ'e geçtiler mi? Tüm bu stratejik soruların yanı sıra asıl önemli olan bu gruplara halkın bakış açısı ne? Benimsiyorlar mı yoksa benimsemeye mecbur mu bırakılıyorlar?

Tüm bu sorulara cevap bulabilmek ve bölgedeki gruplar ile ilgili daha fazla bilgi edinebilmek adına Akademisyen/Yazar Abdülkadir Şen ile muhalif grupları masaya yatırdık.

Abdülkadir Şen bölgede asıl muhalefetin İslami cephelerden oluştuğunu ve halkın bu gruplara desteğinin %90'dan fazla olduğunu belirtti.

Zaman zaman bu cepheleri bölmek ve parçalamak için, küresel aktörlerin nasıl çalıştıklarını da anlatan Şen, İslam dünyasının zafere ulaşacaklarına inandığını söyledi.


Suriye'de devrimin başladığı andan bugüne kadarki süreçte muhalif gruplardan söz edecek olursak, bunlar kimlerdir ve kimler kaldı?


YÜZLERCE GRUP VARDI

Suriye'de devrimin başında belki yüzlerce gruptan bahsetmek mümkündü. Suriye'deki büyük kasaba ve il sayısı kadar grup vardı. Çünkü her kasabada ve ilde daha önce birbirlerini tanıyan akrabalar, aşiretler, cemaatler ve entelektüeller bir araya gelmişti. Her ilde 5-10 arası gruplar kurmuşlardı.

Ve 30 yıl boyunca annesiyle çocuğunu ayıran, babasının oğluna güvenmediği rejimde, Suriye halkı birbirine çok fazla güvenip beraber iş yapma konusunda becerikli olamadı.

Dolayısıyla parçalı bir yapı vardı. Fakat devrimin sonlarına doğru özellikle uluslararası toplumun kendilerine, sivil halka yardım etmediği hatta umursamadığı yönünde emareler ortaya çıktı.


İSİMLER FARKLI OLSA BİLE REJİME KARŞI ORTAKLAR

Birlik olmanın rejime karşı gerekliği yönündeki şiddetli halk talebi, diğer küçük grupların zayıflaması ve İslami grupların başarıları sonucu güçlenmesiyle etkin olarak 5-6 gruptan söz etmek mümkün.
Bununla birlikte o kadar önemsiz sayılmasa da sahada varlığını sürdüren 10-15 grup daha var. Ve bu grupların her biri aslında birbirlerinden ayrı gözüküyor olsalar bile, isimleri ve liderlikleri itibarıyla birbirinden farklı olsalar bile işbirliği içindedirler ve rejime karşı ortaktırlar.


BATILI GÜÇLER GRUPLARIN ARASINI AÇMAK İSTEDİ

Özellikle Cenevre toplantılarıyla rejim, Batı ve Rusya, Suriyeli muhalifleri bölmek, parçalamak ve daha da parçalı hale getirmek konusunda bir proje yürüttü. Ateşkesi bazı gruplara uygularken bazı gruplara ateşkes hakkı vermedi. Böylece ateşkese dâhil olan grupları bir ihanete sokmuş oldu. Grupların arasını açmak planlarının bir parçasıydı. Fakat fazla başarılı oldukları söylenemez.


ÜÇ ÖNEMLİ GRUP VAR SAHADA

Suriye'nin en önemli grupları ki bunlara Suriye devriminin de anahtarı diyebileceğimiz üç gruptan bahsetmek mümkün. Nusra cephesi, halk tabanı itibariyle de ciddi bir güce sahip. Suriye'de bütün askeri hatların, rejime karşı hassas noktaların, yarısına yakınını hatta yarısından fazlası Nusra Cephesi'ndedir.

Ondan sonra Ahrâruş Şam ve İslam Ordusu gelir. Bununla birlikte Suriye sahasında Cundul Aksa grubu ve diğer bir takım Türkmen gruplardan da bahsetmek mümkün.


Peki bu bahsettiğimiz sahada aktif olan grupların Batı ve diğer aktörler tarafından terör örgütü ilan edilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?


ONLARA GÖRE, RECEP TAYYİP ERDOĞAN DA TERÖRİST(!)

Aslında terör örgütü ilan edilenler iki grup değil. İslam dünyası, İslam ümmeti, İslam dünyasında kendi halkına sadık, inancına sadık, milletine sadık, batı projelerine destek olmayan herkes terörist. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da başta olmak üzere.

Batı tarafından desteklenen Türkiye medyasının, sol ve Alevi medyanın, son dönemde ısrarla "DAEŞ lideri Erdoğan" söyleminin arkasına bakın. Güya Belçika'daki saldırıları bile Erdoğan örgütlemiş.


KENDİLERİNE BOYUN EĞMEYENLERE TERÖRİST DİYORLAR

Mısır'da Mursi'nin demokratik seçimlere katılmış olmasına rağmen, Tunus'ta ise Gannuşi'nin demokratik seçimlere katılıp herhangi bir silahlı eylemi reddetmesine rağmen yaşadıkları ortada. Tunus'ta Gannuşi bilinçli olarak zayıflatıldı ve geri adım atmaması durumunda Mursi'nin akıbeti ile karşılaşacağı kendisine söylendi, tehdit edildi.

Mısır'da insanlar büyük protestolar yaptılar Tahrir meydanında. Ve dünyanın gözleri önünde Amerika ve batı desteğiyle katledildiler. Dolayısıyla halk bu hareketleri benimsiyor, onları kendi temsilcisi olarak kabul ediyor. Fakat uluslararası güçler bu grupları kendi projelerine taşeron oldukları ya da boyun eğdikleri oranda kabul ediyor. Yahut bu ikisi de olmaz ise terörist ilan ediyor.


Batının ve diğer küresel güçlerin tüm bu karalamalarına rağmen halkın bu gruplara bakış açısı nasıl? 


HALKIN %90’DAN FAZLASI İSLAMİ MUHALEFETİ DESTEKLİYOR

Suriye içerisinde halkın %90'ı hatta %90'ından fazlası Nusra cephesini, Ahraruş Şam cephesini, İslam Ordusunu ve diğer İslami grupları da kabul eder. Hatta destekler.

Bugün oradaki halktan bazı kesimler Nusra'nın bulunduğu bölgelerde çok rahat Nusra karşıtı protestolar ve gösterirler yapabilirler ki zaman zaman yapıyorlar. Bazı politikalarını eleştirdiklerinde gerek Nusra, gerek Ahraruş Şam gerekse İslam Ordusu'nun bulunduğu bölgelerde rahatsızlıklarını dile getirebiliyorlar.

Fakat Esad rejimi bölgesinde ne anket yapılabilir, ne araştırma yapılabilir, ne de protestolar yapılabilir. Dolayısıyla oralar kapalı bir kutu gibidir. Orada neler oluyor kimse bilmiyor. Fakat halka sorarsanız, halk şu anda bu İslami grupların yani muhalefetin arkasında ve sonuna kadar destekliyor.


MUHALİFLER BİR DEVLET GİBİ

Camilerde örgütlenmiş durumdalar. Mahalle mahalle, sokak sokak, köy köy örgütlenmiş durumdalar. Bu gruplar mahkeme kurumlarını tahsis etmişlerdir, ticaret bir şekilde yürüyor, belediye hizmetleri bir şekilde yürüyor, halka yardım faaliyetleri gösteren geniş bir ağ oluşturmuş durumda. Dolayısıyla muhalifler zaten bir devlet gibi davranıyorlar.

Suriye'deki muhalif gruplar üzerine oynanan oyunlar saha ile sınırlı kalmıyor. Medyada da güçlü bir propoganda çalışması yürütülüyor. Bu muhalifleri ya da orada bulunan halkı ne oranda etkiliyor olabilir?


BU KADAR SİVİLİ MUHALİFLER KATLETMEDİ

Suriye'de beş yıldır 500.000'den fazla insan katledildi. Bu katledilen insanların %99'u neredeyse sivil. Bu insanları rejim, İran, Hizbullah ve onlara bağlı güçler katletti. Bu insanları muhalifler katletmedi. Halk bunu görüyor.


DİRENİŞİ YIPRATMAK İÇİN DEZENFORMASYONA BAŞVURUYORLAR

Şimdi gerek uluslararası basında, gerek Türkiye'deki bazı medya organlarında, gerek ise batı ve Arap medyasında sürekli muhalifler karalanıyor. Türkiye halkını da bir nebze bunlarla etkiliyor olabilirler. Türkiye'de özellikle İran bağlantılı gazetecilerin sürekli Suriye direnişini yıpratmak için dezenformasyonlara başvurduğu ortadadır. Fakat bu Suriye'de sokakta bir anlam bulmuyor. 


HALK, ONLARI KORUMAK İÇİN KİM CANINI ORTAYA KOYUYORSA ONU DESTEKLİYOR

Sahada halk kim kendilerini korumak için canını ortaya koyuyorsa işte onu destekliyor. Şuanda sahada Suriye halkını korumak için canını ortaya koyan, her türlü fedakârlığı yapan, onların çoluk çocuğuna iyi bakan, eğitim kurumlarını tesis eden, halk ile iletişim kuran, onları anlayan, onlara yardım götürenler kimler? İşte tüm bunları yapanlar İslam yapılar. Halk bunu görüyor. Dolayısıyla Uluslararası toplumda yapılan dezenformasyonun ve propagandanın çok fazla etkili olmadığını açıkça söyleyebiliriz.

Gerek Türk medyasında gerek Uluslararsı camiada DAEŞ ve PYD'nin de muhalif olduğu yönünde haber ya da söylemler gündeme geliyor. Terör örgütü asıl bunlar iken, sivilleri katleden bunlar iken böyle bir şeyden söz etmek nasıl mümkün olabilir?


ESAD İLE ORTAK HAREKET EDENLER NASIL MUHALİF OLABİLİR?

PYD ya da DAEŞ’i muhalif grupların arasına katanlar kimler? Önce bu soruyu sormak lazım. Gerçek İslami muhalefeti yani Suriye halkının gerçek muhalefetini benimsemeyen, ona karşı düşmanlık besleyen ve ona karşı plan program yapanlar bu tanımı yapıyorlar. Çünkü iyileri kötüler ile karıştırdığınızda, kötülerin kötülüğünden iyilerde maalesef zarar görüyor. 

Dolayısıyla bugün Esad rejimi ile PYD ve PKK ortak askeri operasyonlar yaparken ki PYD'nin lideri Salih Müslim açıkça "gerekirse kendi gruplarımızı rejime bağlarız" dediği halde, nasıl Esad'ın muhalifi olabilirler?

MUHALEFİLER İLE SAVAŞAN DAEŞ...

DAEŞ'e gelince, DAEŞ'i muhaliflerin içerisinde saymak ya da Esad rejiminin, İran'ın, diğer aktörlerin kuklası olarak saymak hatalı bir tutumdur. DAEŞ varlığı, ortaya çıkışı, doğuşu, programları ve projeleriyle kendi içerisinde ayrı değerlendirilmesi gereken bir yapıdır.

DAEŞ diğer muhalif gruplar ile savaşırken nasıl DAEŞ’i muhalif gruplar arasına koyabiliriz?

Nusra Cephesinden DAEŞ'e geçen kişiler oldu biliyorsunuz. Sadece Nusra'dan değil diğer gruplardan da oldu. Bunları nasıl okumak lazım?

NUSRA CEPHESİNDEN DAEŞ’E GEÇTİKLERİNDE...

Nusra cephesinden insanlar DAEŞ’e geçtiklerinde, DAEŞ o zamanlar Müslümanların kafasını kesmiyordu, İslami gruplara karşı açıkça savaşmıyordu. Yani bugün yapıyor olduğu, insanların kendisiyle onu suçladığı ve bundan dolayı tepki koyduğu eylemlerin hemen hemen hiç birini yapmıyordu. Dolayısıyla o insanlar bugün gelinen noktayı bilmeden katıldılar ve nihayetinde çok ciddi oranda ayrılmak isteyenler oldu. 

Peki tüm bu bilgileri bir araya topladığımızda Suriye'deki muhalefetin geleceğini nasıl değerlendirebiliriz? Amaçlarına, davaları için gittikleri bu yolda başarıya ulaşabilirler mi?

MÜSLÜMANLAR İSLAMİ YÖNETİM KURMAYI YENİ DENEMİYORLAR

Uluslararası toplumun Suriye halkı üzerine çok çeşitli planları olduğunu ve kendilerini mutlak güç olarak lanse ettiğini hepimiz biliyoruz. Müslümanlar İslami yönetim kurmayı yeni denemiyorlar. Müslümanlar neredeyse tam yüz yıldır değişik coğrafyalarda demokratik yöntemlerle bunu denediler. Bunu lokal anlamda cihat hareketleri yaparak, davet çalışmaları yürüterek, halkları bilinçlendirme yöntemini benimseyerek denediler. Fakat başaramadılar, doğrudur. 

Müslümanlar Osmanlı döneminde de ondan önceki dönemlerde de dünyanın liderliğini üstlenmişlerdi. Ve Müslümanların bunu kaybetmeleri bir anda olmadı. Batılıların yani İslam dünyasının muhaliflerinin, yüzden fazla yıl boyunca süren politikaları sonucu bunu gerçekleştirebilirler. Öyle bir anda gerçekleştiremediler. 

UZUN SOLUKLU OLACAK AMA OLACAK

Dolayısıyla bizim özgürlüğümüz, özgürlüklerimizi yeniden elimize almamız, yeryüzünde yeniden yükselmemiz, öyle iki sene üç sene içerisinde olmayacaktır. Çok uzun soluklu çalışmalarla bu mümkün olacaktır ve biz gerçekten de bunun mümkün olacağına inanıyoruz.

SURİYE’DEKİLER NE İÇİN KATLEDİLİYORSA...

Bu Suriye'de olmayabilir fakat adım adım bu gerçekleşecek. Suriye'dekiler ne için savaşıyorsa ya da ne için katlediliyorlarsa Afganistan'dakiler de onun için savaşıyor, onun için katlediliyorlar. Yemen'dekiler, Mali'dekiler, Orta Afrika'dakiler, Filistin'dekiler... Hepsi aynı sebepten.

İSLAM DÜNYASI ZAMAN ZAMAN İHANETLERE DE UĞRUYOR

Dolayısıyla, bu savaş çok yönlü ve çok cephesi olan bir savaş. İslam dünyası 20 yıldır bu savaş için, özgürlüğü için, silahlı bir mücadele de ortaya koyuyor. Zaman zaman başarılar elde ediyor, zaman zaman ihanetlere uğruyor.

İSLAM DÜNYASI HAK ETTİĞİ KONUMA GELECEK

Ama İslam dünyası bir medeniyet olarak durdurulamaz. Bir milyar yedi yüz milyon kişiyi durduramazsınız. Onlar eninde sonunda istediklerini yapacaklar. Yeryüzünde hak ettikleri konuma gelecekler Allah'ın izniyle.

BEŞ YILDIR MUHALEFETİ BİTİREMEYEN ULUSLAR ARASI TOPLUM VAR

Son olarak şunu söylemek isterim ki;
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Rıza Özen 11 ay önce

bu haberle herkes öğrenmiş oldu kim ne için suriye de.Hangi örgüt halkın yanında hangi örgüt uluslararası basına göre halkın arkasında.

banner176

banner182

Hilal Haber, internet ve teknolojinin doğru kullanılması, en üst düzeyde faydalanılması amacıyla bilgilendirici ve eğitici yayınlar yapar.

Web Tasarım : EU Ajans