Dünyayı yöneten güçler asıl amaç için düğmeye bastı!
Yahudi Yönetmen Aaron Russo'nun Nicholas Rockefeller hakkında yıllar önce yaptığı açıklamalar sosyal medyanın hala en çok paylaşılanları arasında yerini alır. Rockfeller ailesine yakın isimlerden olan Yahudi yönetmen itiraflarında 11 Eylül saldırılarından yeni dünya düzenine kadar bir çok konuda çarpıcı açıklamalarda bulunuyordu. (Ropörtajı izlemek isteyenler sayfa sonuna eklediğimiz videoya bakabilir)

Yahudi yönetmenin röportajında en çok dikkat çeken konu ise kuşkusuz Nickolos Rockfeller'ın, yakın arkadaşı yönetmene planlarındaki son noktayı itiraf etmesiydi. 

Nick Rockfeller: Asıl amaç dünyadaki herkese RF ID çipi takmak. Herkesin sahip olduğu her şey o çiplerde olacak. Eğer biri bizi protesto eder, bizi eleştirirse o çipi kapatacağız.

Yahudi yönetmenin altını çize çize anlattığı 'çip'ler komplo teorilerinde üst nokta mıydı? Dünyayı yöneten güçler bu kadar ileri gidebilir mi? 

Yıl 2011

Dünya medyasında çok yer almasa da kayıtlara girmiş bir haber. 

İNSANLARA ÇİP TAKILMASI ONAYA KALDI

Florida’da bulunan bir teknoloji firması, ABD hükümetine başvurarak, insanların derilerinin altına yerleştirilerek, kimlik belirlemesinde kullanılacak bir bilgisayar çipinin pazarlaması için onay istedi. 

Havaalanları, nükleer santraller ve diğer güvenlik öncelikli mekanlarda faydaları hızlı bir şekilde hissedilecek çipler, aşılması neredeyse imkansız bir güvenlik sistemi sağlayacak. Ancak sivil toplum örgütleri çipin, sivil özgürlükleri ciddi olarak sınırlayacağı uyarısında bulunuyor. 

(http://arsiv.ntv.com.tr/news/138154.asp?0m=N11O#BODY ntv) haberin devamını görmek ya da yeniden hatırlamak isteyenler bu adrese bakabilir.

Yıl  2012

Amerikan İlaç Dairesi çip uygulamasına resmi olarak  izin verdi. Endonezya resmi internet sitesinde yine 2012 kayıtlarında bu uygulamayı öve öve anlatan ve bir mucize gibi gösteren açıklamalar bulmak mümkün.

Yıl 2016

Yahudi yönetmenin, çok değil 10 küsür yıl önce gündeme bombo gibi düşen Rockfellere ait olduğunu söylediği bu itirafların bacakları, dünya üzerine oturtulmaya başlandı gibi gözüküyor. 

İşte 'bize çok uzak bir komplo teorisi gibi gözüken' bu projenin hayata geçirildiğinin en önemli kanıtı. Bakın, 9 şubat 2016 tarihli bir haberde çipli insan döneminin başladığı nasıl masumane bir şekilde anlatılıyor.

İsveç’te Çipli İnsan Dönemi Başlıyor

Şirketlerde yaygın olarak kullanılan kartlı geçiş sistemlerine İsveç’ten farklı bir boyut geldi. İsveç merkezli bir şirket tarafından geliştirilen çipli sistem teknolojisi yeni bir dönemin başlangıcı olacak gibi görünüyor. Ne kadar gerekli olduğu konusunda tartışmalara neden olan mikroçip çalışanların vücutlarına yerleştirilecek ve bu sayede işe giriş-çıkış saatleri kontrol edilebilecek.

Deri altına yerleştirilen mikroçip yakıldıktan sonra aktif hale geliyor ve bu adımdan sonra kişilerin tüm hareketleri takip edilebiliyor. İş merkezindeki çalışanların fotokopi makineleri kullanabilmeleri, güvenlik kapılarından geçebilmeleri ve restorandan alışveriş yapabilmeleri için tasarlanan çipli sistemin dokunmatik kredi kartı ve metro kartı sistemi RFID (radyo frekans tanımlama) ile aynı şekilde çalıştığı belirtilirken, ileriki dönemde sistemin kullanım alanlarının artması bekleniyor. (http://www.evenmag.com/isvecte-cipli-insan-donemi-basliyor-39412.html#sthash.chHcGJdo.dpuf )

2016 tarihli Milliyet gazetesinde yer alan başka bir haber;

Çipli İnsan Dönemi Başladı!

Bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz vücuduna çip entegre edilmiş insanlar artık gerçek hayatta da aramızda. Başka bir deyişle çipli insan dönemi resmen başladı…

Bu fikir size ilk duyduğunuzda garip gelmiş olabilir ancak bundan 10 sene önce size biri bir ekrana dokunarak tüm işlerinizi halledebileceksiniz demiş olsaydı emin olun o konuya da en fazla bu kadar şaşırırdınız.

Akıllı telefonlara alıştık peki ya çipli insanlar nasıl olacak?

Günümüzde nasıl akıllı telefonumuz ile banka işlemlerimizden tutun bir restoranda hesap ödemeye kadar hemen hemen her şeyi yapabiliyorsak, çipli insanlar da bundan sonra akıllı telefonları olmadan birçok işlemini gerçekleştirebilecek.

Tictail adındaki bir şirkette kullanılmaya başlanan bu sistem, söz konusu şirket çalışanlarının vücutlarına çip yerleştirtmeyi kabul etmesiyle ilk toplu örneğini sergiledi. Şirket çalışanları vücutlarına yerleştirilen çip sayesinde fotokopi makinelerini kullanabiliyor, şifreli kapılardan geçebiliyor, çiplerine tanımlı hesapla alışveriş yapabiliyor.Bir pirinç tanesi büyüklüğündeki bu çip’in insan vücuduna yerleştirilişinin yer aldığı video şimdi sizlerle. Peki siz vücudunuza bir çip yerleştirilmesini ister misiniz? (http://www.milliyet.com.tr/sirket-calisanlarina-cip-taktilar-teknoloji-2008733/)

Artık reel dünyada şirketler çipli insan tanıtımlarına başladı. Yıllar önce yapılan uyarı için artık düğmeye mi basıldı? İnsanoğlunu çipli bir askere mi çevirmek istiyorlar?

Konuyla ilgili Sağlık ve Gıda Hareketi Başkanı Kemal Özer'e ulaştık. İnsan bedenine çip takılmasına onay çıktı mı? 

Kemal Özer: Bugün onay almış olan bazı ilaçlar var ki, bu ilaçlar insan bedeninin uzaktan yönetilmesine izin veriyor. Her kişiye özel bir ilaç üretiliyor; ilaç ya da aşı... Bu ilaç ya da aşının bir IP adresi var. Bir İMEİ numarası var cep telefonlarında olduğu gibi...

Bazı cihazlar yardımıyla kişiye nanoteknoloji ile yani saç kılından daha ince, gözle görülemeyecek kadar da küçük bir sim kart yükleniyor. Cep telefonlarında kullandığımız sim kartın mikro boyutunda ve bedene girebilen, orada dolaşıma geçebilen, enerjisini de insan bedenindeki elektrikten alan bir teknoloji. 

2012 yılında Amerikan İlaç Dairesi buna izin verdi. Şu anda da organ nakli, diyabet, böbrek eksikliği gibi hastalıkları olan kişilerde uygulanıyor. 

Burada hedeflenen şey açık... Birkaç GSM şirketi bunun alt yapısının kurulduğunu açıklamıştı. Bu bilgiler mahrem ve ulaşılmaz bilgiler değil; resmi, açıklanmış, deklare edilmiş ve kullanıma arz edilmiş bilgilerden söz ediyorum. 

Tabi ilaç şirketi bunu ballandırarak anlatıyor. İşte vücudunuzda herhangi bir anormallikte acil servis siz aramadan gelecek. 

Burada insanlara vaad edilen şey şu:

Hastaların bu teknoloji sayesinde doktora gitmeden, tahlil vermeden vücudundaki değişimler izlenebilecek, doktor bundan haberdar olacak. Doktor gidişattan haberdar edilecek, oradan da doktor hastasına dönecek ve 'bunları böyle yap, şunları şöyle yap' diyerek talimat verecek. 

Hilalhaber: Kemal bey bu anlattıklarınızdan daha doğrusu reklamı yapanların anlatımına bakıldığında çok olumlu gibi duruyor. Fakat bunun altında çok korkutucu şeylerin de olduğu hissine kapılıyor insan. Nitekim akıllı telefon kullanırken bile konuşmalarımızın, videolarımızın, resimlerimizin Google üzerinden kaydedildiğini biliyoruz. Buradan yola çıkarak korkutuyor insanları bu durum...

Kemal özer: Burada korkmamayı gerektirecek bir durum yok. Burada önemli olan şey insanlara bunun nasıl takdim edildiği ve nasıl sonuçlarının ortaya çıkacağıdır. İnsanlara son derece cazibeli, kolaylaştırıcı bir meseleymiş gibi sunuluyor. 
 
BEDENİNİZ BİR CEP TELEFONUNA DÖNÜŞÜYOR

Ancak, sizin bedeninizde dolaşan bir sim kart var ve siz bunu biliyorsunuz ya da bilmiyorsunuz. Ve dünyanın her yerindeki baz istasyonlarıyla siz haberleşiyorsunuz. Sizin bedeniniz bir cep telefonuna, mobil cihaza dönüşüyor. Gittiğiniz her yerde adım adım izleniyorsunuz. 

Hilalhaber.com: İnsanlara çip nasıl takılıyor?

Kemal özer: Çip takılma süreçlerini Endonezya resmi sitesinden de ayrıntılı olarak görebilirsiniz. Birincisi enjekte edilmesi, ikincisi kan yoluyla vücudunuzun her yerini dolaşması, sim kart gibi data alışverişinin yapılması. Üçüncüsü ise bir cep telefonu vasıtasıyla hem doktorunuzun sizi hem de kendinizin bedeninizi uzaktan yönetmesi olarak açıklanıyor. 

SİZİ İSTEDİKLERİ ANDA CANLI BOMBA YAPABİLİRLER

Vücuda çip enjekte edilmesi ya da yutturulması sonrasında; sağlık problemleriniz başkalarının eline geçiyor. İkincisi, sürekli bedeninize baz istasyonları üzerinden en basit anlamda radyasyon geliyor. Daha tehlikeli anlamda da vücudunuza gönderilen sinyallerle yönetilebiliyorsunuz. Zihinsel ve bedensel yönetim olmak üzere... Hatta vücudunuz abluka altına alınabilir. Bir canlı bombaya dönüştürülebilirsiniz. Bir katile, bir soytarıya dönüştürülebilirsiniz.

Ve bugünkü canlı bombaların böyle olmadığına, bu hale getirilmediğine de kimse garanti veremez. Bunların yemeklerine karıştırabilirler, başka şeyler yapabilirler, ilaç diye verdikleri yani uluslararası kuruluşların savaş bölgelerine, afet bölgelerine, fakir bölgelere verdikleri ilaçların içerisinde bunların olmadığını hatta bunlardan daha tehlikelilerinin bulunmadığını kimse iddia edemez. 

Şu anda Asya, Afrika ve Güney Amerika ülkelerinde bu uygulamaların yapıldığını zannediyorum.  Dünyanın güney kutbunda bu işlerin kolaylıkla uygulandığını düşünüyorum. Her tarafında olmasa bile en az 30-40 ülkede uygulandığını zannediyorum. Mesela Endonezya'da 2012 yılında bunun tanıtım yapılarak uygulamaya geçilmiş... Bunu uygulayan firmayı resmi Endonezya sitesinde görebilirsiniz. 

Bunu yaparlarken doktorların adına baktığımızda tamamı Müslüman... Bu uygulamayı yaparken bilinciniz sağlıklı değilse, bilimin ve teknolojinin esiri haline gelmişseniz bu şerri sizin elinizle size uygulatabilirler. 

Hilalhaber: Bu çipler enjekte edildiği zaman istenilen bir virüsün vücuda bizim hiç haberimiz olmadan enjekte edilmesine ortam hazırlar mı? 

Kemal Özer: Burada virüsten ziyade insan bedenini etkileyecek radyo frekansları girer vücuda. Hipnotize edici unsurlar gibi çeşitli unsurlar girebilir. En azından benim bildiğim kadarıyla virüs gibi bir durum söz konusu olamaz. 

İnsan yönetiminin bir şeklidir artık ilaç ve aşılar

İnsanları yönetmek için kullanılan bir silahtır... Ve bunu yaparken de resmi mekanizmaları kullanarak yani devletleri size onay verir. Çünkü ilacı üreten, nasıl kullanılması gerektiğini bilen bunlardır, kullanılacak araç gereçleri bilen bunlardır. Neyin ne kadar olacağından yana dozundan tutun da hangi değerlerin hastalık olacağını hangi değerlerin olmayacağını belirleyenler de bunlardır. Ortada hakikatten bir emare yok. Belirleyici olanlar bunlarsa, sayıları da bir elin parmağı kadarsa ve tamamı da yahudi ise olay birden bambaşka bir hal alıyor. 

Hilalhaber: Peki Türkiye'de böyle bir çipin takılması gündeme gelse siz bu çipi kendinize ve ailenize taktırır mısınız?

Kemal Özer: Bunu taktıran adamın akli melekelerden mahrum olması gerekir. Bunun ağzınızdan bir cep telefonu yutturacağız demekten bir farkı yok. Bu, cep telefonunun nano halidir. Yani siz, cep telefonlarıyla aynı ortamda bulunmayın, yatak odanızda bulundurmayın, fazla meşgul olmayın gibi sonu gelmez nasihatlerde bulunurken midenizde ya da damarlarınızda bulunacak bir sim kart ile baz istasyonlarıyla sürekli iletişim halinde olmayı kabul edebilen, buna izin verebilenlerin akli melekelerini kontrol ettirmeleri gerekir. 

Bu konuya üst makamlardan onay verecek biri olursa bu ülkede kesinlikle ilk iş onu görevden alıp ruh ve sinir hastalıkları hastanesine yatırmak olmalıdır. 

Hilalhaber: Bu bilgiler ileride biz istemesek de büyük bir ordunun parçası olacağız iddialarını güçlendirmiyor mu?

Kemal Özer: Ben bu konuda başka bir şey amaçladıklarını düşünüyorum. Özellikle ABD, Rusya ve İngiltere gibi ülkelerin yurt dışına giden bazı askerlerinde bunu istihbarat amaçlı kullandıklarına dair bilgiler var. İstihbarat amaçlı olarak askerleri en kolay izleme yöntemi bu teknik... 
 
Hilalhaber: Böylesi bir senaryoda bu ilaçları almayı kabul etmeyen ve dünyayı eski haline dönüştürme çabasına girecek kişiler olacak mı?

Kemal Özer: Var zaten günümüzde. Batıda bazı tıp çevreleri kabul etmiyor bunu. İtiraz eden, kabul etmeyen vicdanlı insanlar azımsanmayacak kadar çok. Sadece tıp çevrelerinden değil kullanıcı çevrede, siyaset eleştirmenlerinden birçok eleştiri yükseliyor. Batıda bu oran çok yüksek. Dünyada yüzde yüz uygulanacak bir şey değildir. Ama yaygın olarak kullanılabileceği söylenebilir. Tıpkı sağlık çevrelerinde olduğu gibi halkta da askerlerin içerisinde de kabul etmeyecek olanlar olacaktır. 

Hilalhaber: Peki zorunlu tutulursa. Mesela aşı zorunluluğu gibi...

Kemal Özer: Aşı halen zorunlu durumda. Anayasa mahkemesinin kararı olmasına rağmen Sağlık Bakanlığı 'kararı tanımıyorum' diyerek zorla yapıyor. Bunun ileride zorla yapılması mümkün olabilir. Hatta kişiye özel aşı çıkmaya başladığı andan itibaren kişinin ID numarası, kimlik numarası kaydedilir ve devletler de ilaç şirketleri de bu numaraları bilirler.

Ama Türkiye'de izin verildiğini zannetmiyorum henüz. Belli bir süreçten geçilmesi gerekiyor ve yüzde doksan da insanların haberi olur. Ben henüz verilmediğini düşünüyorum. 

Hilalhaber: Gelen aşılarla ilgili içerik araştırması yapılıyor mu?

İçerik araştırmasından ziyade böyle bir şeyin yapılması için çeşitli onay süreçlerinden geçirilmesi lazım. Yani şimdi uygulanabilir bir şey değil Türkiye için. Bunu Suriye'de, Afrika'da uygulayabilirler. Ama Türkiye, Almaya gibi ülkelerde bu mümkün değil henüz.

  
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner176

banner173

Hilal Haber, internet ve teknolojinin doğru kullanılması, en üst düzeyde faydalanılması amacıyla bilgilendirici ve eğitici yayınlar yapar.

Web Tasarım : EU Ajans