Dikkat! Vücut yeterli suyu alamazsa...
Ülkemizde de diğer dünya ülkelerinde olduğu gibi obezite görülme sıklığı her geçen gün artıyor. “Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması-2010” ön çalışma raporuna göre Türkiye’de obezite sıklığı Erkeklerde %20,5, Kadınlarda ise % 41,0, Toplamda % 30,3 olarak belirlendi. 

Tüm kilo problemi olan kişilere baktığımızda 'kilo vermeliyim' yada 'nasıl kolay kilo verebilirim? ifadelerinin dilinde olduğunu görüyoruz.

Bu ifadelerden önce konunun temeli olan 'Neden kilo alıyoruz?' sorusunu  Dr. Diyetisyen Betül Sanrı'ya sorduk...

Sanrı kilo alımının sebebini hareketsizlik ve aşırı beslenmeye bağlıyor.

"İhtiyacımızdan daha fazla yemek yendiğinde daha fazla kalori alınmış olur ve böylelikle vücut yağ kitlesi de artmış olur. Aslında önemli olan yediğimiz yiyeceğin miktarından çok içeriği ve vücutta uğrayacağı kimyasal sürecidir. Karbonhidrat ağırlıklı beslenme sindirim sisteminin daha yavaş çalışmasına ve hormon düzensizliğine neden olup kilo artışını etkilemektedir. Bunun dışında yaş ilerlemesi, hipotiroid, insülin direnci, reaktif hipoglisemi, böbrek üstü bezinin aşırı kortizol üretmesi, polikistik over, az su içmek, alkol tüketimi ve depresyon da kilo alımının önemli nedenleridir"

Kilo veremeyen bir çok kişiden duyduğumuz 'Benim genetiğimde var, ailemde kilolu' sözlerinin doğruluğu var mı? 

Yapılan bilimsel çalışmalar vücut ağırlığında %30-70 oranındaki değişikliklerin genetik faktörlere bağlı olduğunu göstermiştir. Anne ve babası obez olan çocukların %25’inin obez olması kalıtım veya genetiğin obezitenin ortaya çıkmasında ne kadar önemli olduğunu gösterir. Obez bir kişinin çocuklarının obez olma olasılığı obez olmayan bir kişiye göre 2-3 kat daha fazladır. Toplumda sık görülen obezitenin %90-95’ i bir çok gendeki bozukluğa bağlıdır yani polijeniktir. İnsanlarda obeziteye neden olan önemli genler henüz bilinmemektedir.

Sanrı'ya göre kilo verme aşamasında beslenme programı ciddiye alınmalı ve her bireyin diyeti özel planlanmış bir şekilde olmalıdır. 

"Yaş, cinsiyet, boy, beden kitle indeksi, bazal metabolizma hızı, vücut analiz ölçümleri (yağ,kas miktarı), kişinin sağlık durumu, kan tahlil sonuçları, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite durumu, eğitim durumu, ekonomik durum, iş/öğrencilik hayatı, medeni durum, psikososyal durum, psikolojik durum, günlük bireysel alışkanlıklar gibi pek çok faktör göz önünde bulundurularak özel bir beslenme programı hazırlanmalıdır."


Diyet listelerine yardımcı olarak görülen ve halk arasında ‘’bitkiseldir zararı olmaz’’ olarak adlandırılan Bitkisel ürünler ve bitki çaylarının diyet listelerinde ki yeri ve önemi nedir?

Bitki çayının, ‘’bitkiseldir zararı olmaz’’ anlayışıyla sıkça tüketilmesi yanlıştır. Günde bir ile üç fincan bitki çayı içilmesi sağlık için yararlıdır ancak fazla miktarda tüketmemek ve hazırlama aşamasında bazı kurallara dikkat etmek gerekir. Ancak unutulmaması gereken aşırı tüketildiğinde bitkisel çayların da zararlı etkilere sahip olabileceğidir. 

En sık yapılan hata 'az zamanda çok kilo vermeye çalışmak'

Dr. Dyt. Betül Sanrı kilo vermede en çok yapılan hataların başında az zamanda çok kilo vermeye çalışmak olduğunu söylüyor ve ekliyor: 

Meyve diyetleri, lahana diyetleri, şok diyetler kısa sürede kilo verdirir gibi gözükse de süreklilik arz etmez. Uyguladığımız diyet yaşamımız içinde yer almadığı sürece kalıcı olmaz. Yapılan diyet bizi sosyal yaşamdan koparmamalı, verilen kilolar ise kas ve sudan değil yağdan olmalıdır. Kilo kontrolünün sağlanabilmesi için yaptığımız diyet ve egzersiz programının hayat standardı haline gelmesi gerekiyor. Ne 2-3 ay yapıp bıraktığımız diyetin ne de sporun bize kalıcı faydası olacaktır. Sağlıklı yaşam tarzı kavramı sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin yeterli düzeyde olması anlamına gelmektedir.

Sağlıklı kilo verme sıklığı nasıl olmalıdır?

Sanrı,sağlıklı kilo verim sıklığının; haftalık 0.5 ile 1 kg arası, aylık olarakda 2 ile 4 kilo arasında olması gerektiğini söylüyor. 

Metabolizma hızının zayıflama sürecindeki önemi nedir? 

Bireylerin çoğu zayıflama sürecinde 'metabolizmam yavaş çalışıyor' diyerek kilo vermede zorlanacaklarını düşünürler. Halbuki metabolizma sürekli yorulmadan çalışır durumdadır. Uykuda sadece %10’ luk bir azalma gösterir. Metabolizma hızını birçok faktör etkiler. Biz, bazılarını değiştirebiliriz. Cinsiyet, yaş, genetik gibi bazı faktörleri kontrol edemesek de, değiştirebileceğiniz faktörler için fazlasıyla yapabileceklerimiz bulunmaktadır. Bu zayıflama, kilo alma ve kilo korumada ne kadar kalori almanızı belirleyen önemli bir adımdır. 

Peki, metabolizma hızını artırmak için neler yapabiliriz?

Aynı vücut ağırlığı olan bireylerin metabolizma hızlarına bakıldığında, yağsız dokusu yani kas ağırlığı yağ ağırlığından daha fazla ise daha fazla kalori harcar. Çünkü kas dokusu metabolik olarak daha aktiftir.
 
Egzersiz, yağ yakımını sağladığı gibi, düzenli yapılması da düşük metabolizma hızınızı artırır. Yapılan çalışmalar, 3 saati aşan ağır bir spor yerine orta yoğunlukta ve düzenli sporun olumlu etkilerini göstermiştir. 

Posalı yiyecekler daha hızlı tokluk oluşması, yağ emilimini azaltması, kan şekerini dengelenmesi ve hızlı acıkmamızı engeller. Bu faydaları sayesinde daha az besin tüketir, vücut yağınızın azalır ve metabolizmanız hızınızı artırırsınız. Kepek, çavdar, yulaf içeren besinleri, meyveleri kabuğu ile birlikte ve salata tüketmeye başlayarak posa tüketiminizi artırmış olursunuz. 

Vücut yeterli suyu alamadığı zaman....

Suyun günde 2 litre tüketilmesi fazla ödemin, sindirim sonucu oluşan zararlı atıkların vücuttan atılması metabolizmanın hızlanması ve kilo vermede yardımcıdır.

Vücutta kimyasal olayların %90’ından fazlası ortamda suyun bulunmasıyla olur. Vücut yeterli suyu alamadığı zaman metabolizma yavaşlar. Günlük yeterli miktarda su tükettiğinizi kontrol etmek için ana öğünler, meyve, süt ve yoğurt tüketmeden önce mutlaka 1 bardak su için. 


Dr. Diyetisyen Betül Sanrı'ya son dönemlerin gözdesi Sosyal medyada özellikle sürekli kurulan sofraların, yapılan yemeklerin paylaşıldığı Facebook gibi  platformların  kilo almada ki rolünü sorduk... 

Sanrı, sosyal medyadaki paylaşımlarda kişilerin nefsini köreltmeye yönelik besinlerin veya sıvı alımlarına yönelik besinlerin paylaşılmasını tavsiye ederek; "İnternetin günlük hayatta olumlu etkilerinin yanı sıra olumsuz etkilerinin de vardır. 'Özellikle sosyal medyada paylaştığımız yiyecek içecek fotoğrafları takipçilerin hem iştahını kabartıyor hem de yeme içme isteklerini tetikliyor. Dolayısıyla insülin desteğiyle birlikte açlık hissini ortaya çıkardığı için gereksiz saatte besin alımlarına ve fazla kalori alımlarına neden oluyor. İştah kabartmasıyla birlikte yaş pastalar, çok yoğun kalorili olan tatlılar, yağlı besinler, çok uygunsuz vakitte iştahlı kişilere sunulduğunda hiç hayır demeden bir an önce yemeğe başlama isteğini ortaya çıkarabiliyor. Bunlar vücudun yağlanması ve ilerleyen saatlerde alınan besinler tansiyonun ve kolesterolün yükselmesine neden olabiliyor' dedi.

Sanrı son olarak 'Yeterli ve dengeli beslenmede dikkate almamız gereken bazı konular var. Bunlardan en başta geleni günlük su alımlarının artışı, şeker içeriği olmayan sıvıların alımının artışı ve bunun sosyal medyada paylaşılması. Bununla birlikte yaptığınız sporun veya yürüyüşün ya da yaptığınız aktivitenin fotoğraflanıp yayınlanması biraz daha aktif bir hayata insanları teşvik edebilir. Uyku saatlerine dikkat edip çok ilerleyen saatler yerine daha erken saatlerde paylaşımların son bulması gerekiyor' şeklinde konuştu. 


Röportaj / Gökçe Nurgül Tosuner
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner176

banner178

Hilal Haber, internet ve teknolojinin doğru kullanılması, en üst düzeyde faydalanılması amacıyla bilgilendirici ve eğitici yayınlar yapar.

Web Tasarım : EU Ajans