Cinsel Tacizde Medyanın rolü
Çocuk istismarı ve taciz olayları ne yazık ki tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çok sık rastladığımız bir konu olmaya başladı.

Evet belki hep vardı ama bu kadar gündeme gelmiyordu. Taciz haberlerinin gündeme bu kadar çok gelmesi  iyi ya da kötü tartışılabilir ancak medyanın bu tarz haberleri servis etme yöntemi oldukça önemli bir konu.

Taciz olaylarının artmasında gerek yazılı gerek görsel basının etkisi var mı? Varsa bunun önüne geçmek için ne gibi önlemler alınmalı? Özellikle çizgi filmlerde yaygın olarak kullanılan subliminal mesajların taciz olaylarına etkisinden söz etmek mümkün müdür?

Gazeteci ve medya eleştirmeni Ragıp Duran ile konuştuk.

Ragıp Duran'a göre medya, çocuklar ile ilgili haberler yaparken evrensel olan ilkelere riayet etmiyor.  Tacizi yapan kişinin siyasi kişiliğinin bir önemi olmadığına vurgu yapan medya eleştimeni Duran, bu tarz olayları sansürle önlemenin de pek mümkün olmadığına dikkat çekiyor.

ÇOCUKLAR KORUMAYA MUHTAÇ KESİMDİR

"Çocuklar gerek bilgi gerek algılama yönü itibarıyle özel olarak korunmaya muhtaç bir kesimdir. Zaten işte bu yüzden televizyonlarda "Şu yaştan küçükler seyretmesin" gibi uyarılar yer alır ekranlarda. 

ÇOCUKLAR İLE İLGİLİ HABERLERDE KURALLARA RİAYET EDİLMİYOR

Çocuk haberciliği üzerine hem dünyada hem bizde önemli bir litaratür var. Çocukların dahil olduğu haberlerin ne şekilde verilmesi gerektiğine dair temel bir takım ilkeler var. Bianet bu konuda benim de katıldığım 1-2 çalışma yayınladı. Mevcut medyaya baktığınız zaman aslında evrensel olan bu ilkelere bizim medyada, televizyon olsun yazılı basın olsun, pek önem verilmediğini görüyoruz. Yani çocukların korunması açısından, çocukla ilgili haberlere riayet edilmesi gereken kurallara pek riayet edilmiyor.

GAZETECİLİK SİYASİ-İDEOLOJİK VE KÜLTÜREL BİR FAALİYET

Sizin de bildiğiniz üzere gazetecilik, çok siyasi, çok ideolojik ve çok kültürel bir faaliyet. Ve burada iktidarın tutumu çok önemli. Çok üst düzey bir yetkili her hangi bir konuda açıklama yaptığında bütün gazetelerde, televizyonlarda yer alıyor ve etkili oluyor. 

BAZI AÇIKLAMALARIN YAYINLANMASI BÜYÜK BİR HATA

Son olaylara baktığımız zaman bir takım üst düzey yetkililerin, "Bir kereden birşey olmaz, Osmanlı döneminde de vardı" gibi açıklamaları oldu. Bu korkunç insanlık suçunu neredeyse meşrulaştıracak açıklamaların yayınlanması büyük bir hata. Burada iktidarı koruyan bir tutum var. Bu tarz açıklamaları muhalefet tarafından birileri söylese pek yayınlanmaz. 

HER AÇIKLAMA YAYINLANIR DİYE BİR KURAL YOK

Gazetecilikte üst düzey yetkililerin her yaptığı açıklama yayınlanır diye bir kural yok. Çünkü ne olursa olsun yapılan açıklamalar etiğe ve toplum çıkarına aykırıysa yayınlamak zorunda değilsiniz. Yayınlamadığınız gibi bu tür olumsuz açıklamaları da kınayıcı ve bunların yanlış olduğunu gösteren haberler yapılmalı. Türk basınında ne yazık ki biz bunları pek göremiyoruz.

TACİZİ YAPAN KİŞİNİN SİYASİ KİMLİĞİNİN ÖNEMİ YOK

Bu işin aslında dinle, diyanetle, Allah ile, Peygamber ile pek fazla alakası yok. Çocuklara yönelik taciz yapılıyor ki yapanın kimliği de bence çok önemli değil. Tacizi yapan kişinin siyasi kimliği, iktidar partisi mi, muhalefet partisi mi, sağcı mı, solcu mu, bunlar hiç önemli değil. Ama Türkiye'deki yayıncılık anlayışıyla malesef bunlar önemli hale geliyor. Dolayısıyla çocuk tacizleri konusunda bu yayıncılık anlayışının belki tek önemli yanı, bu konunun gündeme gelmesi ve tartışılması. Tabi ki gündeme gelme şekli ve tartışılması da benim fikirlerime göre çok doğru görünmüyor.

BU MESELEYİ SANSÜRLE ÖNLEMEK MÜMKÜN DEĞİL

Çağımızda bu meseleyi ya da başka bir meseleyi sansürle önlemek mümkün değil. Bir takım gerçekler varsa, bir takım açıklamalar yapılıyorsa bunları yayınlamak lazım. 

GAZETECİ OLARAK BİZLER BİR SORUMLULUK İÇERİSİNDEYİZ

Buradaki hassas ve ince denge şu;
Biz gazeteci olarak toplumda olup biteni halka yansıtmalıyız. Ama biz düz bir ayna değiliz. Bizim mecburen bir takım şifrelerimiz var. Çünkü belirli bir sorumluluk içerisindeyiz. Bir kişinin söylediğini milyonlarca insana ulaştırıyoruz. Veyahut bir yerde olan çok az sayıda tanığın bildiği bir olayı bir sürü kişiye duyuruyoruz. 

HABERLERİMİZİN İNSANLIK DEĞERLERİNE UYGUN OLMASI LAZIM

Amiyane tabirle biz bir mesajcı ya da postacı değiliz. Bizim taşıdığımız haberlerin bilgilerinin, mutlaka editöryal süzgeç dediğimiz gazetecilik ilkelerine ve insanlığın genel değerlerine uygun olması lazım. 

GAZETECİLİKTE HALKIN HER İSTEDİĞİ VERİLMEZ

Almanya'da ve İngiltere'de çok fazla tartışılan "çıplak kadın" fotoğrafının basılması meselesi vardı. Konuyla ne kadar ilgili bilemiyorum ama çocuk tacizleri konusunda da aynı şeyin geçerli olması gerekir. Bu ülkedeki gazetecilerin yöneticileri, "Biz anket yaptık, halk "çıplak kadın" resmi istiyor" diyerek kendilerini meşrulaştırmaya çalıştılar. Gazetecilikte halkın her istediği verilmez. Üstelik halkın "çıplak kadın" istiyor anketlerinin de ne derece gerçeği yansıttığı da ayrı bir tartışma konusu. Buna dayanılarak bir yayın politikası izlenmesi çok hatalı. 

KLASİK GAZETECİLİK KURALLARI UYGULANMALI

Aslında, normal, geleneksel, klasik gazetecilik kuralları uygulanmalı. Bir trafik kazasını, bir futbol maçını, önemli bir yetkilinin basın toplantısını aktarırken dikkat etmemiz gereken kurallar ne ise, çocuk tacizi konusunda da aynı hassasiyeti göstermemiz lazım.

SPOTLİGHT FİLMİ BU KONUDA ÖRNEK BİR ÇALIŞMA

Türkiye'de de yayına giren ve Oscar kazanan Spotlight filmi tam da bu konuda bize örnek olabilecek bir eser. Boston'da Katolik rahiplerin çocuklara yönelik tacizleri anlatılıyor ve bu gerçek bir olay. Gazetecilerin bu konuda nasıl çalıştığına, etik kurallara nasıl uyduğuna dikkat çekiyor. 

TACİZ MESELESİ TARTIŞMASI OLMAYAN BİR KONUDUR

Kimseyi kollamadan, sürekli olarak mağdurun yanında yer alarak ve tartışması olmayan bir konudur taciz meselesi. Bizde daha çok bahane üretiliyor. Bir kere oldu demek bu suça ortak olmaktır. 
NORMAL GAZETECİLİK KURALLARI UYGULANSA PROBLEM KALMAYACAK

Normal gazetecilik kuralları uygulansa problem kalmaz. Tabi ki her toplumun kendine has kültürü, yaklaşımları, gelenekleri var. Bunları da mutlaka hesaba katmak lazım. Ama şu da bir gerçek ki, dünyanın hiçbir toplumunda çocuk tacizine olumlu ve onu meşrulaştıracak sözler söylenmesi mümkün değildir."

Sublimainal mesajların taciz olaylarının artışındaki etkisini de değerlendiren eleştirmen Ragıp Duran, RTÜK'ün bu konuda çalışma yapmasının gerektiğini söyledi; senaristleri de bu konuda oldukça hassas davranmaya davet etti.


ÖNCEDEN SAPTAMAK ÇOK MÜMKÜN DEĞİL

"Subiliminal mesajların başta ABD'de olmak üzere reklamlarda, dizilerde yer aldığını biliyoruz. Bunları önceden saptamak çok mümkün olmuyor. Ama bu mesajlar, bazı medya eleştirmenlerinin, amiyane tabirle bu tarz şeyleri yutmayacak kişilerin gözlerinden kaçmıyor. Onların uyarıları doğrultusunda bizler de görmüş oluyoruz. 

RTÜK'ÜN BU KONUDA ÇALIŞMA YAPMASI GEREK

İşte RTÜK'ün böyle şeyler için çalışması gerekiyor. Bu subliminal mesajların büyük bir kısmı ticari kesimi gıdıklayıcı, tüketimi teşvik edici şeyle ouyor. Ama bu mesajlar çocuk tacizi konusunda da, kamu çıkarını zedeleyici şeylere hakkında da olabiliyor. Benim bildiğim kadarıyla şuan malesef bunları önceden, izleyiciye ulaşmadan önlemek mümkün değil. Ama bunlar saptanırsa, özellikle çocuk tacizleri konusunda ağır yaptırımlar uygulanırsa, belki caydırıcı olabilir. 

SENARİSTLERİN ÇOK DİKKATLİ OLMASI GEREK

Belki diyorum çünkü kasıtlı yapılanları engellemek mümkün görünüyor. Fakat zaman zaman bilmeden de yapılabiliyor. Biz dizinin ufak bir bölümünde geçen bir sözü bazı kişiler tacize yönelik yorumlayabilir. Bu biraz da zihniyet meselesi tabi ki fakat editörlerin ve senaristlerin bu konuda dikkatli davranması gerekir. Kısacası çocukaların korunmaya muhtaç olduğunu gözeterek medya çalışanlarının özel bir hassasiyet göstermesi gerek.

MEDYADA ÇEŞİTLİ DENETİMLER YAPILIYOR

Subliminal mesajların ya da olumsuz mesajların önlenmesi konusunu gelince, radyo ve televizyon yöneticileri, çalıştığı kurumun yayın politikasına uymak zorundadır. Dolayısıyla kendi yaptıkları yayında olumsuz, kötü, hatalı birşey çıkmaması için ellerinden geleni yaparlar. Zaten bunun için editörler vardır ve çeşitli denetimler yapılır.

YAYIN GECİKTİRİCİ MEKANİZMASI ETKİLİ OLABİLİR

Ama bazen canlı yayınlarda, o yayına katılan konuk veya seyirciler, o kurumun politikasını bazen bilerek bazen bilmeyerek propoganda yapabiliyorlar. Bunu önlemek için "Retarder" yani yayın geciktirici mekanizma vardır. Bu mekanizmada yaklaşık olarak 10 saniye öncesinde dinleme yapılabiliyor. Yani editör stüdyoda, canlı yayında sakıncalı birşey varsa hemen kesiyor. Dışarıdan gelebilecek olumsuz şeyleri önlemek için teknik olarak böyle birşey mümkün. Belki bu biraz etkili olabilir diye düşünüyorum."

Hilalhaber/ Sümeyye Öztel 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner185

banner187

Hilal Haber, internet ve teknolojinin doğru kullanılması, en üst düzeyde faydalanılması amacıyla bilgilendirici ve eğitici yayınlar yapar.

Web Tasarım : EU Ajans