Öğretmenler Dirilirse Ülke Dirilir

Hakan Sarıhan

18-09-2017 15:48


Tüm ülke halkı olarak şikayetçiyiz; ‘Neden düzelemiyoruz? Neden ahlaklı insanların sayısı çok az? Neden pısırık bir milletiz? Neden batılılar işlerinde bizden daha dürüst? Neden? Neden?’ diye. Elbette kolay değil 100 – 150 yıldır bağımsızlığımız elimizden alınmış, maddi olarak diplere vurmuşuz, bizi yönetmek için başımıza geçenler çalıp çırpmaktan ülkeyi yönetecek vakit bulamamışlar ama en önemlisi de bizi eğiten öğretmenlerin birçoğunun eğitimden haberi olmaması ve öğrencilerine doğru bir ahlaki anlayış verememesinden bu hallerdeyiz.

 

Hepimiz biliriz ki çocuklarımız öğretmeni ile velisi arasında kaldığında öğretmeninin söylediğini doğru kabul eder. Çünkü onun için öğretmen ona doğruları anlatan, bilmediğini öğreten bir kahramandır. İyi bir öğretmenin elinden geçen bir çocuk kimseye kolay kolay kötülük yapamaz. Ülkesine, çevresine, canlılara ve hatta kendine düşman olanlara dahi faydası dokunur ama zararı dokunmaz. Peki öğretmenleri nasıl diriltmeliyiz ki ülke dirilsin?

 

Öncelikle tıpkı tıp öğrencileri gibi tüm öğretmen adayları da öğretmen olmadan önce iyi öğretmenlerin yanında stajyer öğretmenlik yapmalılar. Bu stajyerliklerini başarı ile tamamlayanlar ancak öğretmenliğe geçebilmeliler. Öğretmen maaşları en az bir mühendis, bir pratisyen doktor maaşı kadar olmalıdır. Öğretmenlerin statüsü artınca üniversite puanları da otomatikman artacak ve zeki çocuklar öğretmen olmayı da hedeflerine koyacaklardır. Öğretmenliğin cazip hale getirilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı gerekli çalışma ve düzenlemeleri yapmalıdır. 

 

Öğretmenler de diğer meslek grupları gibi mesaili çalışmalı, okulda dersi olmayan öğretmenler muhakkak eğitime tabi tutulmalıdır. Öğretmenlere şehir dışı ve yurtdışı gezi ve eğitim programları düzenlenmelidir. Son yıllar da stajyer öğretmenlerin okuması için önerilen kitaplar ve izlemeleri için seçilen filmler gayet güzel ve yerinde bir uygulamadır. Öğretmenlerin daha iyi eğitim alabilmeleri için üniversitelerin sosyoloji, psikoloji, insan ilişkileri, çocuk eğitimi vs. gibi ilgili bölümlerine öğretmenler sınavsız girip okuyabilmeliler.  Ayrıca öğretmenler arasında da doktorlar arasında olduğu gibi konum farkı olmalı. Stajyer öğretmen, uzman öğretmen, Doç Öğretmen, Prof. Öğretmen vs. gibi…  

 

Japonya'da öğretmenler öğrencileri anaokulda ya da ilkokulda iken hızlı trene bindirip Hiroşima’ya götürüyorlarmış. Orada öğrencilerine şöyle bir nasihatte bulunuyorlarmış: ‘Bir zamanlar bizler cahildik, az okur az çalışırdık. Bizlerden çok çalışan ve okuyan devletler bize yaptıkları bombayı atıp ülkemizin bir kısmını yaşanmaz hale getirdi. Birçok insanımız öldü ve sakat kaldı. Bizler daha sonra okuduk ve çalıştık. Şimdi bindiğiniz bu hızlı trenleri biz yapıyoruz. Düşmanlarımızla aynı güce sahibiz. Eğer sizler de okumaz ve çalışmazsanız bir gün gelir düşmanlarınız sizi yeniden mağlup edebilir.’ Sanırım bizim öğretmenlerimiz de çocuklarımızı Çanakkale’ye, 15 Temmuz Şehidler anıtına, Ayasofya’ya vd. yerlere götürüp tarihimizi anlatıp sonra ‘Biz tembellik ettiğimizde düşmanlarımız bize galebe geldi. Ama biz çalışıp çabaladığımızda düşmanlarımız biz alt ettik. Şimdi sizler de çok çalışıp, okuyup, ülkemizi yeniden dünya lideri ülkeler arasına girdirmelisiniz.’ diye telkin etmeleri gerekiyor.

 

Neden bir Doçent ilkokul öğretmenimiz olmasın? Neden bir Profesör lise öğretmenimiz olmasın? Neden dünyaca ünlü bir hikaye yazarı ortaokul öğretmenimiz olmasın? Unutmayalım! Tüm Türkiye vatandaşı 12 yıl zorunlu eğitimi okumak zorunda. Peki öğretmenlerimiz bir çocuğu hem de çok küçük yaşta alıp 12 yıl eğitiyorsa bu çocuk hırsız, berduş, yalancı, esrarkeş, dolandırıcı vs. olabilir mi? (Elbette istisnalar olacaktır). Eğer oluyorsa o zaman ya insan kalitemiz çok kötü ya da öğretmenlerimiz çocuklarımızı iyi ve doğru eğitmiyor demektir. 

Sizce hangisi...?    

Diğer Yazıları

  Çok Okunanlar

  Anket

Üçüncü İntifada Başlar Mı?

EVET
HAYIR
KARARSIZIM