Düzenli bir okuyucun olarak ve yazılarındaki samimi üsluba güvenip affına sığınarak sana ikinci tekil şahıs kipiyle ve 'İsmail abi' hitabıyla seslenmek istiyorum abi.

Bu da bir kenara, tek başına adının 'İsmail' olması bile seni "İsmail abi" diye çağırmam için yeterli bir sebep kanımca. Zira ortada adı "İsmail" olan biri varsa ona ancak "abi" diye hitap edilebilir gibi geliyor bana.

Bu sakinleştirici etki yapmasını umduğum girizgâhtan sonra, umduğum etkinin hâsıl olduğunu kabul ediyor, asıl meseleye geçiyorum:

Sevgili İsmail abi,

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'e yazdığın mektubu*, mektup 'açık' olduğundan, ben de okudum. Benlik bir durum yoktu belki; ama okudum işte. Mektup bende, İsmail Kılıçarslan’a açık mektup yazma ihtiyacı uyandıracak kadar etki yaptı. Düşün artık, o kadar…

Hesabîleri bilmem; ama hasbî bir Müslümanın mektupta dile getirdiğin dertlerle dertlenmiyor olması, söylediklerine katılmaması, başkana yaptığın çağrıyı alkışlamaması mümkün değil. En azından ben dertlerini paylaşıyor, söylediklerine katılıyor, çağrını alkışlıyorum. Bu yüzden her şeyden önce bu mektupla yapmak istediğin o güzel şeyden dolayı sana teşekkür ediyorum, haddim olmayarak seni tebrik ediyorum. Dileğim odur ki mektubun karşılık bulur ve Diyanet’in 15 Temmuz’dan sonra bilhassa Cuma Hutbelerinde işaretini aldığımız toplumu aydınlatıcı, din algımızı düzeltici çalışmalarına ivme kazandırır. 

Bununla birlikte işbu mektubu sırf sana teşekkür etmek için yazıyor değilim elbette. Öte yandan yazında belirttiğin "tarafını belli etmediğin için seni linç edecekler"den biri de değilim ben.

Sana ulaşıp ulaşmayacağını önemsemeden, sadece sözümüzü söylemiş olmak gayesiyle ve dahası, yine haddim olmayarak, Mehmet Hocaya yazdığın mektupla ilgili yapmak istediğim birkaç ilave, getirmek istediğim birkaç itiraz ve sormak istediğim birkaç soru olduğundan yazıyorum.
Kıymetli abim,

Mektubunda Sayın Başkan'a üç temel çağrıda bulunmuşsun:

1) Hangi cemaatin/tarikatın sahih, hangisinin sakim olduğunu, kimlerin FETÖ potansiyeli taşıdığını açıklayın.

2) "Ehl-i Sünnet'in kalesi" cephesi ile "Kur'an Müslümanları" cephesi arasında arabuluculuk yapın, bunlara "Yapmayın, siz kardeşsiniz!" deyin.

3) Radyo ve televizyonlarda din adına sergilenen rezaleti, pazarlanan hurafeleri ortadan kaldıracak somut adımlar atın.

Başta da belirttiğim gibi İsmail abi, ben kendi adıma bu üç çağrıyı da ana hatlarıyla benimsiyorum. Hatta diyorum ki "Keşke yalnız İsmail abi değil, aynı mahallede yaşayan tüm yazar çizerler bir araya gelip yapsalar bu çağrıyı". Ancak bunların her biriyle ilgili şahsına birkaç eleştiri yöneltmeden/soru sormadan da geçmek istemiyorum. Şöyle ki;

1) Hangi İslâmî yapıların eylem ve söylemlerinin gerçekten İslâmî olduğuna ve hangilerininkinin İslâmî olmadığına dair açıklamayı, bu konuda ‘resmî yetkili’ olduğu için Mehmet Görmez'den istiyorsun. Haklısın da. Gerçekten de bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı’na çok iş düşüyor ve herkesten önce bundan İlahiyat Fakülteleriyle birlikte Diyanet sorumlu. 

Haklısın da, ülkenin en çok okunan gazetelerinden birinde yazan, ülkenin en çok okunan yazarlarından biri, dolayısıyla yetkili değil ama ‘oldukça etkili’ biri olarak senin de bu konuda düşüncelerini açıklaman gerekmez mi? Sen bununla ilgili fikirlerini beyan etmeden (bu bir riskse gerekli riski almadan) önce başkasından, velev ki bu başkası resmî yetkili olsun, böyle bir beyan talebinde bulunmak, af edersin ama, topu taca atmaya yönelik bir tavır değil mi?

Evet abi, sence kimdir geleceğin FETÖ'sü? İsim olarak değilse de, hangi anlayış/davranış sahipleri bu anlamda tehlike arz etmektedir? Eminim, Mehmet Görmez'inki kadar olmasa da, senin cevabını da dikkate alacak, onunla ufuk kazanacak, tavır takınacak birçok insan vardır.
FETÖ’yü FETÖ yapan ilkelerin, ki bunları lider kültü (hatasız lider), gizlilik esaslılık ve kadrolaşma olarak sıralayabiliriz, hepsi ya da en az biri kendisinde bulunan dinî oluşumlar mesela, birer FETÖ adayı mıdır?

“Siz kesinlikle okumayın, araştırmayın; biz ne diyorsak ona inanın, o size yeter” , “Biz müritlerimizi yanımıza almadan cennete girmeyeceğiz” gibi sözler eden, yapıp ettiklerinin sıhhatini gördükleri rüyalarla bizzat Peygamberimize teyit ettiren cemaat liderlerinin taşıdıkları FETÖ olma potansiyeli nedir dersin? Mehmet Görmez ile eş zamanlı olarak ya da ondan önce bununla ilgili birkaç yazı yazsan, fikirlerini paylaşsan sence de çok iyi olmaz mı abi?

2) Daha önce başka bir yazına (Bazı Müslümanlar Daha Kardeştir) da konu ettiğin şu "Ehl-i Sünnet'in Kalesi" cephesi ile "Kur'an Müslümanları" cephesi arasındaki sürtüşme durumunun senin kaygılandığın kadar (‘yakın tarih’te birbirini öldürecek kadar) ciddi olduğunu düşünmüyorum ben abi. Sadece sosyal medyayı referans aldığımızda belki böyle bir endişeye kapılabiliriz; ama sokakta anmaya değer bir durum yok. Bunu kendisini bu sözüm ona iki cepheden birine konumlandıran ve 'öteki cepheden' (!) birçok insanla sürekli bir arada bulunan, gezip tozan, yiyip içen biri olarak söylüyorum. 

Ha, bugün sosyal medyada olan yarın sokağa da inemez mi, elbette inebilir. Bu tekelci ve tekfirci dilden vazgeçilmeli midir, tabi ki vazgeçilmelidir. Ancak şurası da unutulmamalıdır ki iftira atmamak, hakaret etmemek, hedef göstermemek, isim zikretmemek kaydıyla insanların kendi anladıkları gibi yaşamaları, düşüncelerini ifade etmeleri normal, hatta elzemdir. Öbür türlü insan, sorumluluğunu yerine getirmemiş olur.  Diğer bir deyişle, "Birlik olalım" çağrısı, alt metinde düşünme ve düşündüğünü ifade etme serbestîsini tehdit etmemeli, bu çağrı insanları farklılıklarını budamaya davet etmemeli, zihniyet odaklı eleştiri ve fikir beyanı öncelikle temin edilmelidir. Aksi takdirde oluşacak şeyin adı birlik olmaz, ‘toplama kampı’ olur.

Bunu, hâşâ, senin çağrından böyle anlamsız bir birlik anlaşıldığı için söylemiyorum abi. Taşlar yerine oturtulmadan, buluşma yeri (odak noktası) net olarak belirlenmeden, esastan önce usul (içerikten önce üslup) üzerinde uzlaşılmadan önce yapılacak birlik beraberlik çağrıları havada kalmaya mahkûmdur, onun için diyorum. Özetle biri çıkıp "Benim şeyhim Allah'la görüşüyor" derse, ona "Hadi ordan utanmaz adam!" diyen biri de mutlaka ve hâliyle çıkacaktır (hatta çıkmalıdır).

3) Radyo ve televizyonlarda hurafe pazarlanması, "Allah'ın indirdiğine aykırı" yayınlar yapılması, "gerzek ötesi gerzek" yapıların arz-ı endam etmesi konusundaki şikâyet ve çağrına diyecek bir şey yok.

Sadece şunu söyleyeyim abi: Bana kalırsa bunların hepsi; canlı yayında vahiy alan da, canlı yayında tevbe alan da; SMS karşılığı dua eden de, %30 indirimli okunmuş su satan da; senin yerine namaz kılan seccade pazarlayan da, yanmayan kefen pazarlayan da; hepsi aynı "kale”deler abi. Hepsi aynı kaleyi koruyor, hepsi aynı kaleden saldırıyor. (Sanki buraya kadar iyiydi; ama burada tarafsızlığımı yitirdim sanırım. Olsun, çok bile dayandım.)

Sonuç olarak İsmail abi,

Vakit, resmî sivil, yetkili yetkisiz, şu cephe bu cephe demeden, eteklerimizdekini dökme, kapılarımızı sökme vaktidir. Başını senin çağrınla Mehmet Görmez'in ya da başkasının çekeceği bu yönde bir girişimin sadece sen değil, hepimiz destekçisi oluruz, olmalıyız. Şunu da bilmeliyiz ki etekler döküldüğünde, kapılar söküldüğünde ortaya çıkacak şeylerin hak-batıl tasnifini, "Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl yok olmaya mahkûmdur." yazan yapacaktır.

Ne diyordu Tunahan Bozkurt: "Normalde yazılarımı, daha önceki birkaç teşebbüsü saymazsak, böyle bitirmezdim abi; sana yazdığımdan böyle oldu. Madem böyle oldu, şunu merak ediyorum: Yazılarının son paragrafı külliyen mi uydurma; kıyısından kenarından da olsa, hiç mi alakası yok o son paragraftaki söyleyenle söylenenin?"
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Mustafa Kamiloğlu 2 hafta önce

Sayın İsmail Kılıçarslan gayet güzel ve faydalı bir yazı yazmış. Fikrini de açıkça yazmış, daha fazla talepte bulunulması bence hoş olmamış.

banner151

banner178

Hilal Haber, internet ve teknolojinin doğru kullanılması, en üst düzeyde faydalanılması amacıyla bilgilendirici ve eğitici yayınlar yapar.

Web Tasarım : EU Ajans