İslamoğlu Fobisi

Bilgin Erdoğan

31-01-2018 13:59


 

Geçtiğimiz hafta yakını vefat eden bir protestan mahkum, “Yine bir yakınım vefat ederse  sen gel lütfen benimle konuşmaya zira burdaki rahiplerle konuşmak istemiyorum” demişti.

 

Bugün ise annesi vefat eden bir Katolik mahkum pederle değil benimle konuşmak istediğini zira kendisine daha iyi geldiğini söyledi.

 

Sadece mesleki vazifem olduğu için değil hangi dinden veya düşünceden olursa olsun mazlumun ve mağdurun kimliğinin sorulamayacağını bana iman ettiğim Kur’an ve vahyin tanıttığı alemlere rahmet Allah resulü öğretti.

 

Kurumdaki Yahudiler ise hahamları gelmediğinde ve bir ihtiyaçları olduğunda bunu benim vesilemle halletmeyi tercih ediyorlar. 

 

Teolojik ve hatta siyasi mevzularda çok ama çok farklı düşünsek dahi insanı muameleyi hak etmediklerini hiç düşünmedim. Tevrata ihtiyacı olana Tevrat, İncile ihtiyacı olana İncil ve hatta neye inanıyorsa şayet benden istiyorlarsa ihtiyaçlarını temin etmeye çalıştım. Böylece kafalarındaki yargılar nispeten gitti bazılarının İslama gönlü meyletti. 

 

Lakin gerek müslümanlar dan gerekse hristiyanlar dan veya Yahudilerden bağnaz ve saygısız olanlarla asla anlaşamadım. Sadece onların gönüllerindeki buzlar erimedi. İslamoğlu’nun dediği gibi dindarlık Allaha gösterilmesi gereken bir erdem lakin bize lazım olan insanlık.

 

Hangi inançtan olursa olsun yeter ki insan olsun. Vicdanı bozulmamış ise akidesi tahrif edilmiş dahi olsa ona insan diyebiliyorsunuz. Vicdanı ve ahlakı bozuklara ise yapacak bir şey yok. 

 

Amerika'da Kur'an yakan rahip Terry Jones ile Kur'an mealini denize atan vatandaşımız bağnazlık açısından hiç farklı değil. Suç ise aynı suç. Nefret suçu.

 

Nefret suçu; bir kişiye veya gruba karşı ön yargı doğurabilecek nedenlerden ötürü işlenen, genellikle şiddet içeren suçlar olarak tarif edilir. Eğer bu suç bir defaya mahsus olarak işlenmemişse ve süreklilik arzediyorsa, suç işleyenler nefret grubu olarak adlandırılırlar.

 

İslamofobi, özellikle 11 Eylül'den sonra Amerika'nın ve Avrupa'nın aşina olduğu bir kavram. Amerika genelinde İslamofobi çerçevesinde faaliyet gösteren 43 tane bağnaz grup var. Bunlar din bağnazlığı ile müslümanları ötekileştiriyorlar. İslamofobi bir nevi sosyal hastalık.

 

Bu hastalık ise kimi bağnaz gruplarca misak-ı milli içinde İslamoğlu fobisi olarak tezahür ediyor desem sanırım abartmış olmam. Amerika'da dini bağnazlık saikiyle yapılanlar misak-ı milli içinde mezhep taassubuyla irtikap edilmekte. Bir Cübbeli müfteri,İslamoğlu çizgisine sempati duyanların işlerinden edilmesini dahi işgal ettiği vaaz kürsüsünden önerebiliyor !

 

Lakin Kur'an talebelerinin son derece sağ duyulu olmaları gerektiğini düşünüyorum. Zira bizim derdimiz bizim gibi düşünmeyenlerle değil sadece fanatiklerle ve bağnazlarla olmalı. Zira farklılık bir İlahi yasadır ve boğulmasına asla müsaade edilmemelidir.

 

Oysa ki bağnazlık bir nevi renkleri boğma teşebbüsüdür. Kim Allahtan daha güzel renk verebilir ?” vahyinde vurguladığı bir hakikat-i İlahidir. Renk diskriminasyonu yapmak Allah’ın varettiği çeşitliliğe muhalif olma halidir.Varlık bir senfoni ve her renk o senfoniye nota gibidir.

 

Hangi nota’ya itirazı olur bir müzisyenin veya hangi harfe alerjisi olur bir okurun? Tek notayı yok sayana dinlediği musiki ızdırap verir ve tek harfi yadsıyan bir tek paragraf dahi okuyamaz.O halde ne haddine insanın renk ayrımcılığı yaparak varlığı dışlaması!

 

Sadece tek renge dahi itirazı olan kimsenin dahi hayatı çekilmez olur. Siyahı sevmeyen geceyi, beyazı sevmeyen sabahı, kızılı sevmeyen şafağı, yeşili sevmeyen baharı, sarıyı sevmeyen güneşi kısaca elvanı sevmeyen hayatı nasıl sevebilir? 

 

Bir kulun bir renge itirazı , bir müzisyenin bir notaya itirazına benzer. Bir renge alerjisi olan, şu evrende neyi görebilir? Lisan-ı kainat haykırıyor adeta tek renkçi olma diye? Hatta rek ayrımcılığı yaparsan kendine zulmedersin demektedir evrenin dili.

 

Uydurulmuş ve İndirilmiş Din tasnifini anlamayanlar çoğunlukla İslamoğlu hoca'yı tekfir ile itham ederler. "Tekfiri tekfir ettim" diyen birini tekfir ile itham etmek, gaflet değilse bir fitne uhuvvet ahlakına yönelik bir ihanettir. 

 

Merhum babası Ahmet İslamoğlu ile fikirsel ayrılığı olsa ve o ekolü krtize etse dahi merhum babası'nın cenaze namazını kendisi kıldırmıştır. Oysa ki kişi tekfir ettiği bir kimsenin cenaze namazını kıldıramaz.Bunu herkes bilir.

 

Velhasıl kelam, Türkiye'deki İslamoğlu fobisi dünyadaki İslamofobi'ye benziyor. Zira kimi çevreler biliyor ki insanlar vahyin manasıyla buluşursa tezgahları bozulur. Vicdalar ipotek altına girmekten kurtulur. Tek tipçi anlatılar yerini çok renkli anlatılara bırakır. İnsanlar mezheplerine din muamelesi yapmaktan vazgeçerler.Dini liderler mitolojik figür olmaz. Kula kulluk biter Rabbe kulluk başlar. Vahyin nuru gönülleri fetheder ve yürekleri sarar.

Diğer Yazıları

  Çok Okunanlar

  Anket

Üçüncü İntifada Başlar Mı?

EVET
HAYIR
KARARSIZIM