Mustafa İslamoğlu: Filistin er ya da geç özgür olacak
Kudüs; etrafı mubarek kılınan şehir. Şehirler içerisindeki en gizemli ve insanlık tarihinin birikimini içerisinde tutan şehir... Peygamberler şehri; İbrahimi nefesin bir an olsun susmadığı ve Ömer gibi, Selahaddin gibi yiğitlerin kokusunu halen üzerinde tutan şehir... 

Kudüs; zulmün ve vahşetin gölgesinde kalan şehir... Mazlumların feryadının her ezan vaktinde yeniden yenilendiği, direnişin hiç bitmediği şehir... Siyonizmin ve emperyalizmin mazlumları yaktığı şehir... Ama Kudüs, zalimlerin devrileceği inkılabı bekleyen şehir...

İşte insanlığın tarihi dokusunun en belirgin olduğu bu topraklardan henüz yeni gelmiş olan Kudüs aşığı Mustafa İslamoğlu Hoca, Kudüs ziyareti sırasındaki izlenimlerini ve Kudüs'ün Müslümanlar için neden bu denli önemli olduğunu Hilalhaber'e anlattı. 

Defalarca Kudüs'e giden İslamoğlu Hoca, "Bu gidişimde daha sakin bir Kudüs karşıladı beni" diyerek orada yaşananları şu cümlelerle anlattı:

EN SAKİN KUDÜS ZİYARETİ

"Kudüs'e üçüncü gidişimdi. Bu gidişimde daha sakin bir Kudüs buldum. Gerginliğin en az olduğu ziyaretim bu ziyaretti. Bunda da tahmin ediyorum ki Türkiye'deki siyasal gelişmeler ve Türkiye ile İsrail arasındaki son dönemlerdeki ilişkilerin seyri etkili oldu...

Yine önceki gidişlerimde çok sıkı askeri tedbirler vardı. Mescid-i Aksa'nın kapıları siyonist askerlerle doluydu. Hatta kapılar kapalıydı ve açtırmak için sıraya giriyor ve üzeriniz aranıyordu. Bu gidişimizde bunların hiçbirini yaşamadık.

SİYONİSTLER KAFİLEDEN İKİ KİŞİYİ GERİ GÖNDERDİLER

Ama hepten de sorunsuz olmadı ziyaretimiz. Siyonist İsrail hükümeti kafilemizi 45 kişi ile sınırlandırmış. Dolayısıyla bizim kafilemiz 2 ayrı uçakla gitmek zorunda kaldı. Ve her iki kafilemizden de birer kişiyi hiçbir makul gerekçe olmaksızın aldılar. Geri gönderdiler arkadaşlarımızı ama eziyet falan uygulamadılar."

2009 yılında Gazze'ye giden Mustafa İslamoğlu Hoca, orada bambardıman altında Gazzelilere ilaç ve gıda desteğinde bulunmuş ve Gazzelilere bir de konuşma yapmıştı. Tam o konuşma sırasında siyonist İsrail uçaklarından tehdit dolu bildiriler atılmıştı... İslamoğlu Hoca o anda yaşananları şöyle özetliyor...



İSLAMOĞLU BOMBALARIN ALTINDA GAZZELİLERLE...

"Daha önce Gazze'ye gitmiştim. Gazze, Refah sınırında siyonist zalimlerin Gazze'yi hunharca bombaladıkları 2009 yılında; o ağır bombardıman sırasında gitmiştim. Yardımeli Derneği vasıtasıyla ilaç ve acil gıda ürünleri görütmüştük. Daha sonra Hürriyet konvoyu kapsamında bizim de konvoyumuz gitmişti. Biz de 20'ye yakın araç gönderdik. Bu konvoyla birlikte ben de Gazze'ye girdim ve orada Gazzelilere bir konuşma yapmıştım. Tam bu sırada siyonist İsrail uçaklarından tehdit bildirileri atılmıştı. "



Şiirlerinde yoğun bir şekilde Kudüs temasını ve aşkını işleyen İslamoğlu Hoca, Kudüs'ü "Ulaşılamayan sevgili" olarak tanımlıyor...

KUDÜS ULAŞILAMAYAN SEVGİLİ GİBİYDİ...

"Kudüs benim için ulaşılamayan bir sevgili gibiydi. Şiir yazdığım dönemlerde Kudüs ile ilgili duygularım sanki ulaşılamayan bir sevgiliye olan aşk gibiydi.

NUVEYBA ŞİİRİ NASIL DOĞDU?

 1989 yılında Kahire'den umreye gittim. Kara yoluyla gitiğim bu yolculuk çok zorluydu. Sina Çölü'nü aştım, Nuveyba Limanı'ndan Ürdün'ün Akabe Limanı'na gemi ile geçtim. İşte o yolculuk esnasında Nuveyba'dan esir Filistin sahillerini ve çok uzaktan Kudüs'ün silüetini seyrettim. İşte orada Nuveyba şiiri doğdu. Ve "Ne zaman öpmüştün ayağını Selahaddin'in" diye orada sormuştum. Nuveyba Limanı'nın ismi de öylece ölümsüzleşmişti. Hatta o şiir o kadar bereketli geldi ki daha sonra Türkiye'de gittiğim birçok yerde Nuveyba isimli kızlarla karşılaştım. Şimdi o kızların evlenip çoluk çocuk sahibi olmuşlarını görüyorum. Hatta bazen imazaya gediklerinde ismim Nuveyba dediklerinde imzayı durdurup yüzüne bakarak "Sen benim manevi kızım mısın?" diyorum. Evet hocam diyor. Biliyorum hikayesini; babası veya annesi okumuş Nuveyba şiirini ve kızının adını Nuveyba koymuş... Türkiye'de Nuveyba isimlerinin isim babası bu şiir olmuş oldu böylece. Şiir gerçekten dokunaklı bir şiir. Gemide gözyaşlarımı tutamadan, gözyaşlarımın şahitliği eşliğinde dudaklarımdan dökülmüştü o şiir. O şiir kağıda yazılmış bir şiir değil aksine irticalen söylenmiş bir şiir. Daha sonra yanımdaki bir talebemiz kağıda dökmüştür. Onun için o şiir söylenmiş bir şiirdir..."



Gazze'nin ve Filistin'in yaşadığı zulümlere de değinen İslamoğlu Hoca'ya göre Gazze'ye "Şehid Gazze" denilmeli. 

GAZZE'DE YAŞANAN ZULÜM

"Gazze esasen İsrail'in bile isteye vazgeçtiği br yerdi: Zira kutsal kitaplarında Gazze, kıyamet senaryolarının yaşanacağı yer olarak geçiyor. Dolayısıyla kıyamet senaryolarının gerçekleştiği yerden vazgemiş oldular. Yani Gazze onlar için kıyameti, kötülüğü, ilahi gazabı temsil ediyordu ve bu mekanı Araplara bırakmışlardı. Teolojik olarak Gazze'yi vermelerinin sebebi bu... 

ŞEHİD GAZZE

Ama Gazze, bizim için çok değerli bir yer. Yaklaşık 25-30 km uzunluğunda ve 10-15 genişliğinde dünyanın nüfus açısından en yoğun kara parçasıdır. Ve gerçekten Gazze, açık hapishanedir. Dünyanın yaşanan en zor yerlerinden biridir. Yıllardan beri vahşi bir ambargoya karşı direnmektedir Gazzeliler. Ve bu ambargo o kadar acımasız bir ambargodur ki bebeklerin süt tozundan, en temel gıda ihtiyaçlarına kadar uzanan bir ambargo. Hatta Gazze'de elektrik mazot santralleriyle üretilmektedir. Ve o santrallere bile yakıt vermemekte diretmektedir. Dolayısıyla Gazze bizim için direnişin adresi, ümmet için cihad eden bir mücahiddir. Yani galiba fertlerin şehadetinden söz edilebilir tarihin her alanında ama bir coğrafyanın şahitliğinden ve şehadetinden söz edilecekse şehid Gazze diye söz edilmelidir."



İslamoğlu Hoca, Gazzeli Müslümanların savaşın gölgesinde dahi ilkelerinden vazgeçmediğini "Gazzeli genç doktor" örneği ile veriyor. 

SAVAŞ GAZZELİLER İÇİN OKUL OLMUŞ

Ben Gazze'yi en zor zamanlarında gördüm. Bir tarafta bombalanırken şehir gece yarıları ilaç taşıyorduk orada. Gazze'den yaralı getiren bir ambulansın içinde genç Gazzeli bir doktora yanımızda götürdüğümüz parayı vermeye çalıştık. Fakat ne kadar uğraştık çalıştıksa da bu Filistinli genç doktor o parayı almadı. En sonunda araya başka bir Filistinliyi koyarak ikna ettik ve verdik. Biz gerçekten o zor ve kor günlerde Filistinli o doktorun bu ahlaki ilkelerine ve samimiyet ve sadakatine hayran olmuştuk. Daha sonra Gazze'ye ziyarete gittiğimde gördüm ki bu istisna değil. Hakikaten savaş, bir okul da olabiliyormuş. Savaş, Gazzeli kardeşlerimiz için bir okul olmuş. Bu anlamda Gazze'nin yeri farklı. 

KUDÜS, PEYGAMBERLERİMİZİN ŞEHRİDİR

Zaten Filistin coğrafyası ve özellikle Kudüs bizim için Peygamberler diyarıdır. Hz. İbrahim orda, Hz. İshak orda, Hz. Yakup orda, Hz. Süleyman orda, Hz. Sare orda... Dolayısıyla Kudüs, bir Peygamberler diyarı. Bu Peygamberlerin her bri de bizim Peygamberimiz... Biz Paygamberler arasında ayrım yapmamayı Kur'an'dan öğrendik. Bu anlamda Peygamberlerimizin diyarı Kudüs ve civarı... Aynı zamanda Kur'an'da Kudüs ve civarının mubarek kılındığı söylenir. Bereket sembolüdür.

KUDÜS, MAZLUMLAR COĞRAFYASIDIR

Aynı zamanda Kudüs, mazlumlar coğrafyasıdır. Zulme ve işgale uğramıştır. Malesef kendisi tarihinde kaç kere soykırıma uğramış olan Yahudiler, Gazze'de ve Filistin'de kendilerinin şikayetçi olduğu şeyi Araplara ve Filistinli'lere yapmışlardır. Şu anda da zulüm halen devam ediyor. Gittiğimde gördüm yerleşim yerlerinin inşaatları devam ediyordu ve yeni yerleşim yerlerinin de ilanları yapılıyordu."



Kudüs'te kaldığı süre boyunca izlenimlerini anlatan İslamoğlu Hoca, oradaki gençlerin gözlerindeki direniş ışığının halen sönmediğini söyledi...

FİLİSTİNLİLERİN DİRENİŞ RUHU...

"Biz oradayken Filistinli gençlerin gözlerinde hala direnişin ışığının olduğunu gördüm. Asla unutmamışlar, asla vazgeçmemişler... Yafa'da bir camiyi ziyaret ettik; camiye birtakım giriş çıkış saati uygulaması getirmişler. Nereden çıktı bu diye sorduğumuzda "Bu siyonistlerin işi" diye bağıra bağıra söyleyebiliyordu caminin imamı... Aynı zamanda biz Cuma Namazı'nı Mescid-i Aksa'da kıldık. Namaz çıkışında yine Müslüman gençlerin işgali protestoları devam ediyordu. 



"FİLİSTİN ER YA DA GEÇ ÖZGÜR OLACAK"

Filistinlilerin direnişi öyle destanlaşmış ki; orada bir hanımı gösterdiler bana. "Bu hanımın evine bilmem kaç milyon dolar verdiler ama evini yine de siyonistlere satmadı" demişlerdi. Bunlar hep birer kıssadır ve menkıbedir. Ve Filistinliler bu zor şartlarda da olsa menkıbelerini yazmaya devam ediyorlar. Ve benim inancım şu ki Filistin, er veya geç özgür olacak... Benim inancım şu ki o Filistinli gençlerin gözlerinde gördüğüm direniş ışığını hiçbir zulüm söndüremeyecek... Ve inşallah gelecekte Filistinlilerin o cehdi, o gayreti ve direniş ruhu zalimi er yada geç yenecek... "

Hilalhaber / Cuma Obuz
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
erdem 5 ay önce

Kudüsü Siyonist askerlerin kirli ayaklarından temizleyebilmek için Yüce ALLAHa hakkıyla kulluk etmemiz ve Müslümanların birliğini sağlamak gerekiyor

Misafir Avatar
ömer faruk 5 ay önce

Tüm islam dünyasının hürriyete kavuşmasını ve Yüce Rabbimize gönülden bağlı kullar olarak yaşayıp ölmeyi temenni ediyoruz.

banner176

banner182

Hilal Haber, internet ve teknolojinin doğru kullanılması, en üst düzeyde faydalanılması amacıyla bilgilendirici ve eğitici yayınlar yapar.

Web Tasarım : EU Ajans