Hz. İbrahim'in İnanç Ailesinden Olabilmek

Sevtap Mendi

16-04-2018 09:48


İsviçreli psikolog Jean Piaget, dünyaya gelirken hiçbir şeyden haberi olmayan hatta kendisinin bile farkında olmayan insanın yetişkin gibi düşünebilme seviyesine nasıl ulaşabildiğini merak etmiştir. Piaget bu konuyla ilgili çalışmalar yaparak, insanın zihinsel gelişiminin farklı aşamalardan geçtiğini keşfederek bilişsel gelişim kuramını ortaya koymuştur. Piaget’in bilişsel gelişim kuramına göre, belirli yaş aralıklarında farklı algılama kapasitesine sahip olan çocuk, somut işlemler döneminin ardından 11-12 yaş sonrasında soyut işlemler dönemine girebilmektedir. Soyut işlemler döneminde soyut işlerde akıl yürütmeler, olayların mantıksal ve bilimsel süzgeçten geçirilebildiği bir dönem başlamaktadır. Bu dönemden itibaren artık soyut düşünce gelişimi hızlanır, inançlara ve ideolojilere yönelme soyut zekanın ortaya çıktığı düşünce gelişimi sayesinde gerçekleşir.

Din denilen olgu soyut düşünceye dayanan bir alandır. Kişinin gördüklerinden ve duyduklarından yola çıkarak sahip olduğu inancı her bireyin soyutlama yeteneğine bağlı olarak yerleşir. Din alanında bazıları Kur’an’da anlatılan Hz. İbrahim gibi içine doğduğu kültürün inancını akıl süzgecinden geçirerek, sıkı bir sorgulamaya tabi tutarak hakikatin peşine düşerken, çoğunluk ise bu zahmete katlanmayıp hazırcılığı tercih ederler ve kendilerine doğuştan sunulan atalar dininin kurbanı olurlar.

Doğrusu Biz, (Musa’dan) çok daha önce İbrahim’e de doğru işleyen bir muhakeme vermiştik; (İbrahim’in) bununla (doğru yolu bulacağını) daha baştan biliyorduk. Enbiya/21:51

Mezopotamya havzasında putperest bir toplumun içinde, üstelik babası da put imalatçısı olan Hz. İbrahim kendi zamanının, toplumunun, babasının çarpık inancını sorgulayabilecek bir kavrayış seviyesine sahipti. Toplumunun din algısını aklını kullanarak muhakeme edebilmesi, Allah’ın onu tüm insanlığın örnek alması gereken bir konuma yükseltmişti.

Bütün varlığıyla Allah’a adanan, sürekli iyilik yapan ve bir muvahhit olan İbrahim’in iman ailesine - ki Allah İbrahim’den hoşnut ve razı olmuştu- tabi olan kimseden daha güzel dinli biri olabilir mi? Nisa/4:125

Hz. İbrahim’in insanlık tarihinde inanç konusunda gerçekleştirebildiği bu zihinsel kırılma, Allah’ın bütün insanlardan beklediği bir durumdur. Hz. İbrahim’in Kur’an’da anlatılan kıssaları, aslında her insanın onun gibi içinde bulunduğu toplumun, ailesinin inancını sorgulayarak iman etmesi gerektiğini bizlere öğretmektedir. Allah’ın İslamiyet adını verdiği evrensel inanç sistemi, yaşadığımız zamanın zihinlerimize empoze ettiği her şeyi akıl ve vicdan süzgecinden geçirmemizi istemektedir. Aklın ve sorgulamanın devreye sokulmadığı bir dini Allah, İslamiyet değil atalar dini olarak tanımlamaktadır. Yahudi, Hıristiyan veya Müslüman hangi inanç toplumunda dünyaya gelirseniz gelin Hz İbrahim gibi kendi inancınızı kendi zihin sancılarınızla doğurabilmek, hakikat peşinde olanların en büyük sorumluluğudur. Hakikat gibi bir derdi olmayanların zaten insanlıkla da alakaları yoktur.

İbrahim ne Yahudi ne de Hıristiyan’dı, fakat tam anlamıyla Hakka yönelmiş bir Müslümandı; Allah’a şirk koşanlardan da değildi. Gerçekte İbrahim’e en yakın olanlar ona uyanlardır…Al-i İmran/3:67-68

Günümüz de kimlik Müslümanlığına sahip olanların en büyük sorunu İslamiyet’le ilgili akıl almaz anlatımlara, mitolojik hikayelere inanarak, kitaplarından habersiz, geleneğe bağlı taassuplarıyla övünmeleridir. Akletmenin, sorgulamanın, ilim üretiminin, okumanın, kendini geliştirmenin önemsenmediği İslam dünyasının pürmelali ortadadır. Bilim ve teknolojik gelişimin üstünlük sağladığı bu çağda, Müslüman akıllar hala bir çocuğun somut zeka akıl seviyesiyle ezberi hurafelere, masallara dayanarak inançlarını yaşamaya devam etmektedirler. Böyle bir kafayla da Müslümanların yaşadığı musibetleri Allah’ın yazgısı zannetmekteler. Bu Allah’a en büyük iftiradır, çünkü Allah kullarına zulmetmez, fakat insanoğluna bahşettiği en büyük nimete nankörlüğü de affetmez. Kur’an’da defalarca düşünmeye, insanın aklını kullanmasına vurgu yapan ayetlerden habersiz yaşayan Müslümanlar hangi kitaba, kimin kitabına uymaktalar?  Bugün Müslümanlar Allah’ın kitabından yüz çevirmenin bedelini sefaletle ve büyük acılarla ödüyorlar. Kimse de başımıza gelenlerin kendi ellerimizle yaptıklarımız yüzünden, Allah’ın o değişmeyen büyük kanunu sebebiyle olduğunu düşünmüyor, düşünenler ise hala tekfir edilmeye, sapık görüşlü ilan edilmeye, her türlü karalama kampanyasına mazur kalıyor. Fazla söze gerek yok aslında, şu ayet durumu tek cümleyle özetliyor;

Ve O aklını kullanmayanları pisliğe mahkum eder. Yunus/10:100

Diğer Yazıları

  Çok Okunanlar

  Anket

Üçüncü İntifada Başlar Mı?

EVET
HAYIR
KARARSIZIM