Hayatını imanına şahit kılan bir şehid: Hasan el Benna...

"Yarınlar, yorgun olanların değil; rahatından vazgeçenlerin olacaktır" diyen ve bu ülkü ile bir an olsun yerinde durmayan Hasan El Benna'yı şehadetinin 69. yılında rahmetle anıyoruz

12-02-2016


Küçük yaşlardan beri İslam adına bir an bile durmayan bir hayat hikayesi. Davet, tebliğ, cihad, ilim, zikir, ibadet ve daha birçok şeyin tek bir yürekte buluştuğu insan: Hasan El Benna

Hasan el Benna'yı bir an olsun yerinde otururken görmek çok zor. Batı hayranlığı ile ifsad edilen müslüman gençleri kendi özüne çağıran bir mücadele insanı.
 
Bir bakarsınız kahvehanelerde İslam'ı tebliğ ediyor, bir bakarsınız ilim öğrenmek için gecesini gündüzüne katıyor. Bir taraftan İngiliz sömürgesine karşı koyarken bir yandan da Allah'ı zikretemeyi ve ibadeti gaye ediniyor. 
 
Nereden tutarsak tutalım dolu dolu yaşanan bir ömür ve sonunda yaşadığı hayata yaraşır şekilde gelen şehadet. 
 
Şubat soğuğunda bedeninde hissettiği 6 kurşun ile gelen şehadet... 



Peki Hasan el Benna kimdir?
 
Hasan El-Benna 14 Ekim 1906 tarihinde Mısır?ın İskenderiye şehrine yakın Mahmudiye kasabasında dünyaya geldi.
İlk eğitimini babasından alan Hasan El-Benna ilk ve orta tahsilini kendi kasabasında ayrıca geleneksel medrese eğitimini Medresetü?r-Reşadiyye, Medresetü?l-İdaiyye ve Demenhur?da okumuş, ayrıca gençliğinin ilk çağlarında Hasafiyye tarikatına intisap etmiş, buradaki manevi eğitimin onda ciddi etkileri olmuştu.
 
Üstad El-Benna bu yıllarda hafızlığını tamamlamış, Kahire Üniversitesine bağlı Darul-Ulum bölümüne kaydolmuştu. 
Üniversite yıllarında İslam âlemi, batı medeniyeti konusunda ve çeşitli toplumsal faaliyetlerde kendisini geliştirmiş, çeşitli etkinliklerin düzenlenmesine öncülük yapmıştı.
 

İHVAN'IN KURULUŞU




Hasan El-Benna, Mısır?ın İsmailiye şehrinde öğretmenlik yapmaya başladığında Kahire?de olduğu gibi burada da sosyal alandaki etkinliklerini sürdürüyordu. Kahvelerde, sokaklarda insanları İslam?ı yaşamaya teşvik ediyordu. 

Bu çalışmalar neticesinde etrafında belli bir topluluk oluşmuş, daha sonra bu topluluktan bir grubun teklifi üzerine İslam davası uğrunda yaşama ve dava uğruna ölmeye ant içilerek cemaatleşme sürecine gidilmişti.

Üstad Hasan El-Benna bu yıllardan bahsederken şu ifadeleri kullanıyor: 

?Allah bilir nice geceleri ümmetin dertlerine çare aramakla geçirdik ve ümmetin hallerini tahlil etmek, dertlerini ortadan kaldırmak için ne kadar düşündük. Bundan dolayı bazen ağlayacak hale gelirdik.? 




Daha sonraki toplantılarda teşkilatın isminin ne olduğunu soranlara ?biz İslam?a hizmet yolunda kardeş olan kimseleriz. Buna göre biz Müslüman Kardeşleriz.? der ve böylece bu hareket, İhvan?ul Müslimin adıyla anılmaya başlanır.
 
İhvan?ın ciddi gayretlerini gören birtakım grup ve cemaatler, İhvan?ul Müslimin teşkilatlanması içerisinde yer almış, İhvan günbegün Mısır?ın ciddi bir toplumsal gücü haline dönüşmüştü.

1933 yılında Kahire?yi ziyaret eden Üstad El-Benna, İhvan?ın faaliyetlerinin bu şehirde gelişmesine tanık olmuş ve cemaat merkezini İsmailiye?den Kahire?ye almıştır. 
 
Burada hem öğretmenlik hem de teşkilat işleri ile meşgul olan İmam El-Benna, Mısır?ın çeşitli yerlerinde okullar, medreseler, mescitler, hastaneler, fabrikalar açmış, çeşitli dernek ve İslami kuruluşların işleyişine öncülük etmiştir. Daha sonraları İhvan tarafından Müslümanların mallarını muhafaza amacıyla finans türü mali kuruluşlar dahi açılmıştır.
 
Şehid Hasan El-Benna Risaleler isimli eserinde İhvan?ul Müslimin?i şöyle tanımlar: ?İhvan selefi bir davettir. Sünni bir yol ve tarikattır. Siyasi bir heyettir. Sportif bir gruptur. Kültürel ve ilmi bir birlikteliktir. İktisadi bir şirkettir. İçtimai bir fikirdir.? (Resailu Hasan El-Benna, S.274 Müesseset?ur-Risale)
 
İHVAN'IN YAYILIŞI

O yıllarda Mısır, İngilizlerin sömürüsü altında inliyordu. Hasan El-Benna ve İhvan?ın çalışmalarından rahatsız olan İngilizler Mısır hükümetine sürekli baskı yapıyor, Hasan El-Benna?nın takip edilmesini, cemiyetin faaliyetlerinin kısıtlanmasını istiyordu. 
 
Özellikle 1945?de patlak veren 2. Dünya savaşından sonra bu baskılar daha da arttı. Bu vesile ile Hasan El-Benna ve cemaatin ileri gelenleri defalarca gözaltına alındı. 1945 yılında İngilizlerin Müslüman halk üzerindeki sömürüsünün kalkması için İngiltere?ye cihad ilan edilince baskılar daha da arttı.
Bu sıralar İhvan, Filistin meselesiyle ilgilenip mensuplarının bir kısmını Filistin?e gönderdi. 1948 yılında İhvan?ul Müslimin, Mısır ve Arap ülkelerinde yaşayıp Filistin işgalini destekleyen Yahudilere karşı cihad ilan edince, Mısır rejimi tarafından yasadışı ilan edildi. Bu sıralar İhvan mensuplarının civar Arap ülkelerine hicret edip, İslami faaliyetlere devam etmeleriyle hareket, Lübnan, Ürdün, Suriye vs. yerlerde taban kazandı.
 
DAVANIN ESASLARI

O, İslam?ı hayatın programı olarak insanlara tanıtmıştır. İslam?ın ibadethanelerde olduğu gibi iş hayatında, ailevi hayatta, cadde ve çarşılarda, siyasi ve diplomatik alanlarda ve hayatın tüm alanlarında uygulanması gereken bir sistem olduğunu ve bu sistemin hayatın tümünü kuşatmasıyla ferdi ve toplumsal huzurun gerçekleşeceğini anlatmıştır.
 
Davanın esaslarını anlatırken; ?Gayemiz Allah (cc), önderimiz Hz. Muhammed (sav), Anayasamız Kur?an, yolumuz Cihad, en yüce temennimiz Allah yolunda şehid olmaktır. Hayat iman ve cihaddır.? diyerek Müslümanın bu temel esaslar üzerine yaşaması gerektiğini vurgulamıştır. 
 

GENÇLİĞİN ÖNEMİ
 
Ayrıca gerek Hasan El-Benna?nın şahsı, gerekse İhvan?ın çalışmalarında gençliğin önemli bir yeri olmuştur.   Gelecek nesilleri İslam?ın güzelliği ile buluşturacak gençlere ciddi özen gösterilmiştir. 
 

FİKİRLERİ DÜNYAYA YAYILIYOR
 
Araplar içerisinde Hasan El-Benna?nın fikirleri model alınarak İslami oluşumlar şekillendiği gibi Türkiye, İran, Pakistan, Afrika ülkeleri, Endonezya, Malezya gibi coğrafyalarda da Hasan El-Benna?nın fikirlerinin etkisi olmuştur. 
Bu hareket kendi içerisinde Hamas gibi bir yapıyı meydana getirmiş, sosyal faaliyetlerde Arap, Türk, Kürt, Fars vs. halklar içerisinde faaliyet gösteren tüm İslami hareketlerin model aldığı yapı olmuştur.
 

EL BENNA'NIN MEKTEBİNDE YETİŞENLER
 
Hasan El-Benna?nın bereketli mektebinde Seyyid Kutub, Abdulkadir Udeh, Said Ramazan, Zeynep Gazali, Mustafa Sıbai, Seyyid Sabık, Muhammed Kutub, Said Havva gibi nice İslam âlimleri, mütefekkirleri yetişmiş, eserleriyle, fikirleriyle Müslümanları aydınlatmışlardır.
 

ŞEHİD GİBİ YAŞADI VE ŞEHİD OLDU
 
Hasan El-Benna, Mısır rejiminin tüm yıldırma politikalarına rağmen cemaat işleri ile var gücüyle ilgileniyor, sık sık gittiği teşkilat merkezlerinde gençlerle sohbet ediyor, tutuklu ve şehit aileleri ile bizzat ilgileniyordu. 
 
Cemaatin ileri gelenleri İmam?ı suikasta uğrama noktasında sürekli uyarıyor, o ise tedbiri aldıktan sonra takdire hiçbir şekilde müdahale edilemeyeceğini söylüyordu. Şehadetinden önce arkadaşlarının tutuklanması ve yapılan baskılardan ötürü herhangi bir yere hicret etmek istemiş, fakat hükümet buna izin vermemiş, ülke içerisinde sığınma ve korunacak bir yere gitme talebi reddedilmişti.
 
Şehadetinden birkaç gün önce korumalığını üstlenen kişiler tutuklanmış, İmam Hasan El-Benna?nın eniştesine ait olup kendisine tahsis edilen araca el konulmuştu. 

Teşkilat merkezinin bulunduğu Ramses Caddesinin ışıkları söndürülmüştü.  Trafik akışı durdurulup eğlence yerleri boşaltılmıştı ve her yer kapkaranlıktı. 
Suikastı yapanlar El Benna'nın şehadetini Kral Faruk?a doğum günü hediyesi olarak sunacaklardı. 

Hasan El Benna, 12 Şubat 1949 günü teşkilatın yakınlarında kurşuna dizilen Hasan El Benna yaralı bir şekilde teşkilata girmiş ve ilk yardımı aramıştı. 
 
DOKTORLARIN MÜDAHALE ETMESİ YASAKTI

Önce ilk yardıma oradan Kasr?ul Aynî hastanesine kaldırılan Benna'ya doktorların müdahale etmesine müsaade edilmiyordu. Bu sırada Kral durmadan hastaneyi arıyor, Hasan El-Benna ölmedi mi diye soruyordu. Bedeninde bir hafiflik hisseden İmam Hasan El-Benna bu şekilde kan kaybından şehadet şerbetini içerek hayatını rızası doğrultusunda feda ettiği yüce Rabbine kavuşuyordu. 
 
Şehid Hasan El Benna'ın ektiği tohumlar günümüze kadar meyvelerini vermeye devam etmiş ve Mısır her zaman İhvan Hareketinin gençleri ile İslam alemine örnek olmuştur. 

O günler Hasan El Benna'yı şehid eden kara düzenler ve zalim yöneticiler yıllar sonra bu bağın en güzel gülü olan Seyyid Kutub'u şehid edeceklerdi. Aynı kara düzen bugün Muhammed Mursi ve birçok Müslüman Kardeşler mensubunu idamla yargılamakta. 
 
Allah hayatını imanına şahit kılan şehidin davasını güçlü kılsın...

Etiketler : #Hayatını   #imanına   #şahit   #kılan   #bir   #şehid:   #Hasan   #el   #Benna...