Evrim İslam ile çelişir mi?
 "Kur'an, bilim kitabı gibi hidrojen helyuma dönüşecektir ve evren yok olacaktır gibi izahlar yapmaz. Ama evrenin sonu tezi bizatihi bilimin de alanı olduğundan aralarında bir alaka muhakkak var demek gerekir."

Birçok kişi tarafından yanlış anlaşılan bilim ve İslam ilişkisini ve evrim teorisini Prof. Caner Taslaman ile konuştuk. 

KUR'AN BİLİM KİTABI DA DEĞİL AHLAK KİTABI DA DEĞİL

Kur'an'ın bilime olan teşvikini kainatı hatırlatan ayetlerle açıklayan Taslaman, Kur'an'ın bilim kitabı olmadığını söyledi:

İslam, Allah'ın gönderdiği bir din... İslam'ın temel kaynağı Kur'an'dır. Kur'an'ın çizdiği tabloya bakınca evren hakkında da konuşuyor, insanın ahlaki yapısı hakkında da konuşuyor, en temel konu olan Allah'ın varlığı ve birliği hakkında da konuşuyor. Nerden geldik?, Nereye gidiyoruz? Soruları hakkında da konuşuyor.

Kur'an asla sadece bir ahlak kitabı değil, sadece bilim kitabı değil. Hem neye nasıl inanılması gerektiğini hem neyin nasıl yapılması gerektiğini hem nerden gelip nereye gittiğimizi hem hayatın anlamının ne olduğunu söyleyen bir kitap.

Kur'an bir bilim kitabı değil. Bir bilim kitabının özelliği herhangi bir şeyi söylerken; mesela biyolojide hücreyi anlatırken buna nasıl ulaşıldığını, mikroskoplarla gözlemin nasıl yapıldığını, hücrenin varllığının neleri kapsadığını detaylarıyla anlatmasıdır. Bilimsel kitapların hem bilginin mahiyetini hem de bilgiye ulaşma yollarını göstermek gibi bir yönü var. Fakat Kur'an'ın böyle bir mahiyeti yok. Kur'an'ın evren ile söylediklerinin bilimle ilişkisi var diyebiliriz. Mesela Kur'an evrenin başı ve sonu olduğunu söyler ve buna evrenin tasarımlandığını ekler. Nitekim bilim de evrenin sonu olduğunu kabul etmiş durumda."

KUR'AN VE BİLİM İLİŞKİSİNİ KURABİLMELİYİZ

 Kur'an ve bilim ilişkisine değinen Taslaman, bilimsel çalışmaların büyük kısmı Kur'an'ın kozmolojik konulardaki ifadelerini desteklediğini söyledi. 

"Kur'an, bilim kitabı gibi hidrojen helyuma dönüşecektir ve evren yok olacaktır gibi izahlar yapmaz. Ama evrenin sonu tezi bizatihi bilimin de alanı olduğundan aralarında bir alaka muhakkak var demek gerekir.

Mesela Kur'an'ın nokta tespitleri var; Zariyat 47'deki evrenin genişlemesi gibi. Veya dağları direklere benzetmesi gibi. Bu ifadelerin bilimle ilişkisi olduğu için Kur'an ve bilim ilişkisini kurabilmek önemli.

Bilimsel çalışmaların büyük kısmı Kur'an'ın kozmolojik konulardaki ifadelerini destekliyor."

Bilimsel tefsirlerdeki kötü örneklere bakarak korkutan ilahiyatçıların da olduğunu dile getiren Taslaman şöyle devam etti: 

"Bazıları bilimsel tefsir gibi korkutma kavramlar ortaya atmışlardır. Bazı ilahiyatçılar bilimden habersiz olarak korkutmalara başvurmuşlardır. Bilimsel tefsir yapacağım diye yanlış bilgiler verenlere bakarak İslam ve bilim ilişkisini kuramamışlardır .Kötü örnekleri görüp bilimsel konulara girmekten kaçmışlardır. Kötü örnekleri görüp kaçmak gerekiyorsa sahte peygamber Müseylemetül Kezzab'ı görenler Peygamberimizden kaçmalıydı."


İSLAM TARİHİNDE BİLİMİN YERİ

İslam'ın geldiği zamanlardan bu yana bilimsel çalışmaya verdiği önem açısından tarihi örnekleri hatırlatan Taslaman; Biruni, İbn-i Sina, Cabir Bin Hayyan gibi isimlere dikkat çekti:

"Müslümanların tarihine bakarsak vahyin inmesi 7. yüzyılda gerçekleşiyor. 7 ve 8. yüzyıllarda Müslüman toplumun hem felsefede hem bilimde ciddi bir yükselişi olduğunu söyleyebiliriz. 9 ve 13. yüzyıllar arasında da dünyanın en üstün medeniyetini kurdukları gözüküyor. Mesela bu dönemde yaşayan Cabir bin Hayyan'ın kimya alanında yaptığı çalışmaların ancak 1700'lü yıllarda aşıldığını görüyoruz. Deneysel kimyanın adeta kurucusu diyebileceğimiz vasıflarda çalışmaları var. Yine optik alanında yaptığı çalışmalarla İbn-i Heysem deneysel metodu ilk kullanan kişi olarak ün kazanır. İbn-i Heysem'i ilk bilim adamı gibi sunanlar var. Biruni'ye bi bakıyorsunuz bir yandan antropoloji alanında ilk çalışmaları yapıyor, diğer taraftan aynı Biruni küresel trigonometri ile ilgili çalışmalar yapıyor. Bir taraftan coğrafya ile ilgilenirken bir taraftan İbn-i Sina ile birlikte "ışığın hızı sonsuz mu değil mi?" gibi bilim açısından çok enteresan ve zor bir sorunun peşine düşüyor. İbni-i Sina'nın kitapları ortada. Hala batıda okutuluyor. İbn-i Sina'dan daha ilginç bir isim olan Zahravi'nin tıp alanında yaptıkları inanılmaz. Onun keşfettiği birçok alet tıpta uzun yıllar kullanılmış, hala ameliyatlarda kullanılan insana zarar vermeyen dikiş ipini keşfetmesi çok önemlidir."

DURAKLAMA DÖNEMİNİN SEBEPLERİ

Taslaman'a göre,
 
Bilimsel anlamda altın çağlardan sonra duraklama sürecinin sebeplerinin sorgulanması gerekir. 

"14 ve 16. yüzyıllar arasının bir duraksama dönemi olduğunu söyleyebiliriz. 17 ve 21. yüzyıllar arası da batının öne geçtiği bir dönem... "Allah günleri insanlar arasında çevirir..." ayeti ve "Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah da o tolumun gidişatını değiştirmez" ayeti ile okursak buna imtihan diyebiliriz. Tabi bu imtihan, Müslümanların neyi doğru neyi yanlış yaptığı ile de ilişkili bir süreç.

Burada niye geriye düştük sorusu önemli bir soru... Burada tek nedenin olmadığını ve birçok nedenle bunun açıklanması gerektiğini düşünüyorum. Burada Haçlı Seferleri ve Moğol saldırılarının da etkileri var. Bana göre toplumda tecriti ön plana alan yani topluma katılıp üretmek yerine tecrit olmayı ön plana çıkartan tekke gibi yapıların da bunda büyük etkisi var. Peygamberimizin ve diğer peygambererin hayatlarına baktığımızda topluma katılarak bir irşad vazifesi var genelde. Kısa dönemli çekilmeler olsa da -mesela Hz Musa'nın 40 gün çekilmesi- bunlar hayatın merkezinde olan davranışlar değil. Merkezinde olan davranış hep topluma katılarak toplumu dönüştürmektir."

TASAVVUFUN ETKİSİ

Tasavvufi ekollerin bazılarında özellikle tekkelerdeki zihniyet köşeye çekilip zikir ederek Allah'a ulaşmayı öngörüyor. Oysa Biruni gibi İbn-i Sina gibi insanların zihniyeti evreni tanıyarak ve anlayarak Allah'a ulaşmayı ön plana çıkartıyor. Öbür taraftan evren hakkındaki artan bilgi sizin dini yaklaşımınızı da besleyen bir unsur. Mesela Biruni bilim kitabını yazarken Ali İmran Suresi'nin falanca ayeti beni buraya sevketti gibi ifadeler kullanıyor. O dönemde bilimsel bir devrim yapan bu isimler bilimi Allah'ın sanatını bilme ve görme faaliyeti olarak görüyorlar.

Daha sonradan ortaya çıkan ve tekkelerde tecrit olarak belli virdleri okuyan zihniyetin tabi ki bilimsel çalışma yapmaları mümkün değil. İslam'ın durakladığı dönemin tekke ve tasavvufun arttığı döneme denk gelmesi bence tesadüf değil. Fakat sadece buna bağlamak da hata olur."

GERİLEMENİN DİĞER SEBEPLERİ

Gerilemenin nedenini sadece tarikatlara bağlamamak gerektiğini söyleyen Taslaman, diğer sebeplerin de göz önüne alınması gerektiğini söyledi:

"Bilimsel bilgi; birincisi siyasi yapı, ikincisi kültür ve üçünsüsü ekonomi olan bu üçlü ile de bağlantılı. Siyasi yapının bilimi destekleyip desteklemediğine de bakmak lazım. Ayrıca toplumun ekonomisine bakmak lazım. Veya toplumun kültürü bilimsel bilgiyi ne kadar öenmsiyor; buna da bakmak lazım.

Mesela tarikatlarda tecrit olan dervişi ön plana çıkartan bir kültür yerine bilim insanlarını daha makul yaklaşım sergileyen insanlar olarak görmeniz ve ön plana çıkarmanız bilimin ilerlemesine daha çok katkılı olur.

MÜSLÜMANLAR NEDEN GERİ KALDI? 

Benim çok önemsediğim bir konu da kurumlar. 12. ve 13 yüzyıl batıda Oxford ve sonradan ayrılan Cambridge Üniversitelerinin açıldığı dönemler. Daha önce Paris Üniversitesi ve İtalyan Üniversiteleri var. Bilimsel bilgi buralarda üretiliyor ve daha sonra burada yapılan bilimsel devrim ile ilerde Sanayi Devrimi yapılıyor. Onların üniversitelerinde olup da bizim medreselerde eksik olan bir şeyler var bence. Bunların saptanması hayati önem taşıyor. Ve batının bilimsel çalışmalarını besleyen önemli unsurlardan birinin de Endülüs olduğunu parantez içinde vurgulamalıyım."

FELSEFEYE VE ŞAHSIMA DÜŞMAN OLANLAR VAR

Caner Taslaman ismine ve felsefeye karşı düşmanlıkaların nedenine dair sorulan soruya ise şu cevabı verdi.

"Benim şahsıma karşı duyulan bir antipati var. Ayrıca felsefeye karşı da duyulan bir antipati var. Felsefeye karşı antipati duyulmasının nedenlerinden biri felsefe adına yapılan bazı şeyler. Mesela bir dönem felsefeyi dinin yerine koymaya çalıştılar. Hayatın anlamı ve diğer sorulara felsefe ile cevap vermeye çalıştılar. Felsefe adıyla koydukları şüphelerle din alanını bulandırmaya çalıştılar. Müslümanların bir kısmı da bu nedenden dolayı felsefeye düşman oldu.

FELSEFİNİN ÖZÜ AKLI ÇALIŞTIRMAK

Fakat felsefenin özü aklı çalıştırmak. Aklı sistematik ve düzenli bir şekilde çalıştırmak... Bu açıdan baktığımızda analitik ve sistematik düşünme bizzat Kur'an'ın bizi davet ettiği bir şey. Kur'an kendisi üzerinde de bizi düşünmeye çağırıyor. İşin özüne nüfuz edenlerin yani Ulu'l Elbab'ın Allah'ın evrendeki ayetlerini daha iyi anladığını söylüyor. Aynı zamanda evren üzerinde de, kendi fıtratımız ve nefislerimiz üzerinde de derin düşünmeye davet ediyor. Bu konularda derin düşünme faaliyetleri zaten felsefenin konusu... Bazıları felsefeyi uçuk kaçık bir alan gibi sunmuş olabilir. Ama bu felsefenin uçuk kaçık olduğunu göstermez. Gazali de bana göre kelamcı olduğu kadar felsefecidir. Felsefeyi nasıl doldurduğunuza bağlı biraz bu konu. Yanlış ve kısır şüphelerle doldurursanız aklınızı, yanlış felsefe yaparsınız. Yani nasıl ki Allah'ın gönderdiği vahyi yanlış tefsir edenler var aynı şekilde Allah'ın verdiği aklı da yanlış kullanan ve yanlış felsefe yapanlar olabilir. Mesela Kur'an'da geçen Yusuf peygamberin rüyasındaki 12 gezegen, güneş ve ay olayını 12 imamlara uyarlayanlar var tefsirlerde. Aklın yanlış çalıştırılmasına karşı çıkarken de aynı zamanda felsefeye karşı çıkmamızın bir anlamı yok.

Aynı şey bilim için de geçerli. Evren, Allah'ın yarattığı bir şey. Evrenle ilgili yapılan çalışma yanlış olursa düzeltmek gerekir. Bilime karşı olmak değildir yapılması gereken."

AKLINIZI KİRAYA VERMEYİN DEDİĞİM İÇİN SALDIRIYORLAR

Şahsına yönelik düşmanlığın sebeplerini de açıklayan Taslaman şunları söyledi: 

"Şahsıma olan düşmanlık felsefeci olmamla alakalı değil, söylediklerimle alakalı bir düşmanlık. Biz ne diyoruz; Kur'an bilimle çelişmez, aklınızı kimseye ödünç vermeyin diyoruz. İnsanlar artık akıllarını ödünç vermeyi de geçtiler tamamen başkalarına hediye ediyorlar. Bunu yapmayın diyoruz. Çünkü aklını hediye ettikleri şeyhlerin veya diğerlerinin milleti ne hale getirdiklerini görüyoruz zaten. İnsanların çoğunu kendi heva ve heveslerine göre yönlendiriyorlar. Bunların içerisinde iyi niyetli olanlar olabilir elbette. Ama siz böyle aklınızı başkalarına hediye etme metoduyla gittiğinizde toplumun hali ortada. Bunları dediğimiz için yani aklınızı şeyhlere, kutuplara, gavslara, mehdilere vermeyin dediğimiz için bir kısım insanlar bize kızıyor.

Ben Kur'an'ın Allah'ı anlatış şekline, hayatın anlamına, evrenle ilgili açıklamalarına ve iç bütünlüğüne baktığımda Kur'an'ın Allah kelamı olduğuna kanaat getirdim. Fakat hadis ve fıkıh literatürüne bu şekilde baktığımda bunların iç tutarlılığına ve Kur'an ile uyumuna bir felsefeci olarak baktığımda bunların Kur'an kadar güvenilirlik özelliklerine sahip olmadığını, bunların içerisine uydurmalar karıştığını ve bunları Kur'an gibi dinin kaynağı olarak görmenin Kur'an'a ve Peygamberimize ihanet olduğunu söylüyorum. Bunu söylediğim için işte bu felsefeci ve bu işten anlamaz diyorlar.

HADİS METODOLOJİSİ EZBERLEMEK HADİSÇİLİK DEĞİLDİR

Oysa tam tersi bu olay. Hadis metodolojisinin içeriğine bakmak ve o metodolojinin mantığa uygunluğunu düşünmek tamamen felsefenin işidir. Çünkü metodun olduğu yerde felsefe. Bugün bazıları hadis metodolojilerini ezberleyip aktarmayı hadisçilik sanıyorlar. Oysa asıl marifet o metodolojileri mantıksal tutarlılık çerçevesinde değerlendirmektir. Bizim söylediklerimizi ve bir de bize muhalif olanların sözlerine bakın öyle kararınızı verin. Kur'an'da dediği gibi "onlar ki sözün tamamını dinlerler en güzeline uyarlar"

ÜÇ TEMEL KAYNAK 

"Benim yaklaşımımda üç temel kaynak vardır. Birincisi Allah'ın gönderdiği vahiy, ikincisi Allah'ın yarattğı ve ayetlerinin olduğu evren, üçüncüsü ise fıtrattır. Allah, hem iç dünyada yani fıtratımızda hem dış dünyada yani evrende delillerini gösterdiğini söylüyor."

EVRİM İSLAM'LA ÇELİŞİR Mİ?

Evrim teorisi ile ilgili bir çok konuya da açıklık getiren Taslaman “bir müslüman evrimci olabilir” dedi ve bunu şu şekilde açıkladı: 

"Ben evrim ile ilgili sorulara cevap verirken işe şuradan başlıyorum. Olayı iki temel soruya ayırmak gerekiyor. Birincisi "Evrim teorisinin doğruluk oranı nedir?" Yani felsefe ve bilim disiplinleri açısından bu konunun doğruluğu nedir?

İkincisi de "Evrim teorisi doğru ise İslam'la çelişir mi?"... Ben bu iki tartışmayı da yapmaya hazırım. Bu iki soruyu birbirine karıştırmak sıkıntıları doğuruyor.
Ama dini içerikle bu soruyu soranların evrimin doğruluğu ile alakalı olan kısmını ayırarak İslam'a ne kadar uygun olduğunu sorgulamaları gerekiyor. Benim buna verdiğin kestirme cevap, aykırı olmadığı yönünde...

Bir Müslüman evrimci olabilir ama evrimci olmak zorundadır anlamına gelmiyor bu. Çünkü bir şeyin İslam'a aykırı olması için o şeyin Kur'an'daki bir ayetle ve o ayetin mutedil yorumlarıyla çelişmesi lazım. Ben evrim teorisi ile ilgili öne sürülenlerin bu şekilde Kur'an'a aykırı olmadığını düşünüyorum. Daha önceki konuşmalarımda teker teker ayetlerle neden çelişmediğini de anlattım.

EVRİME İTİRAZ EDENLERE HATIRLATMALAR

Mesela "Allah isteseydi bir anda da yaratırdı" diye itiraz edenler var. Bu itirazın sahiplerinin Kur'an'dan haberi yok. Bunlara sorduğunuzda "seni kim yarattı?" diye; "Allah yarattı" diyor. O zaman Allah'ın bizi de annemizden ve babamızdan yaratmaya ihtiyacı yok. Yani Allah'ın belli süreçlerle yaratmayacağını iddia ederek yapılan itiraz kendisini Allah'ın nasıl yarattığını bilmeyen bir zihnin itirazı.

Evrim teorisine inanmayabilirsiniz ama Allah'ın süreçle yaratmayacağını iddia etmenin hiçbir anlamı yok. Çünkü bizim gözlemlediğimiz bütün yaratışlarda Allah belli bir süreçle yaratıyor.  Kur'an'ın anlattığına göre belli süreçlerden geçiyor. Mesela Allah'ın dünyayı 6 evrede yarattığını söyleyen ayet gibi... Tabi ki hepimiz Allah'ın ol demesiyle olduk bunda bir sorun yok.

Yine çamurdan yaratılma mevzusunu da açıklamak gerekir. En basitinden bir masanın nasıl oluştuğunu sorduğunuzda işin hammaddesine dikkat çekilir. Yani masa tahtadan yapılmıştır. Bu durum, masaya çivi çakılmadığı anlamına gelmez veya zımpara ile yontulmadığı... Aynı şekilde insanın çamurdan yaratılması demek, hiçbir sürece uğramadı demek değildir. Üstelik Secde Suresi'nde "Allah, çamurdan yaratmaya başladı" ifadesi geçiyor. Başladığından sonrasına girmiyor. O yüzden pek tabi bir Müslüman Allah'ın yaratmaya başladığından sonraki evresini evrimle açıklayabilir. Nitekim şu anda vücudumuzda bulunan her bir element aynı zamanda toprakta da var."

DARWİN'İN TEORİSİ NE KADAR DOĞRU?

Darwin'in teroilerinin bilimsel olarak doğruluğunun sorgulanması gerektiğini söyleyen Taslaman şunları söyledi: 

"Darwin teorisi, canlıların ortak bir kökenden gelip daha sonra değiştiğini söyleyen bir teori. Türlerin birbirinden evrimleştiğini söyleyen bir teori. İkinci olarak bu oluşumun sebepleri üzerinde tartışmalara girer evrim teorisi. İşte seksüel seleksiyon, doğal seleksiyon, mutasyon gibi şeyler burada ne kadar rol oynuyor. Üçüncü olarak da hayat ağacının ve akrabalık bağlarının nasıl çizileceği ile ilgili tartışmaları olan bir teori."

ALLAH EN KISA YOLU SEÇER VE MASRAFTAN KAÇMAZ

Evrim teorisini şu iki ilke ile anlayabileceğimizi savunan Taslaman, kendi kanaatini şu sözlerle dile getirdi: 

"Birinci iddiada yani türlerin biribirlerinden evrimleştiği iddiasında bilim dünyasının hemen hemen hepsi aynı görüşte. Ben de bunun makul olduğunu düşünüyorum.

Fakat ikinci ve üçüncü maddenin nasıl olduğu ile ilgili yani evrimleşmenin nasıl olduğuna dair ve akrabalık ağacının nasıl olduğuna dair konuda bilim dünyası çok ciddi tartışmalar yaşıyor. Bu konuda ben iki temel ilkeyi baz alarak konuşuyorum. Birincisi; Allah, en kısa yolu seçer. İkincisi ise ; Allah, hiçbir masraftan kaçınmaz. Yani Allah, bir şey yarattığında gücünden bir şey eksilmez.

Bu iki ilke ile yola çıktığımızda hem evrende neden bu kadar türün olduğunu ve Allah'ın neden evrimi kullandığını rahatlıkla anlayabiliriz."

Taslaman ayrıca, evrim teorisine en çok insanların maymunlardan geldiğini iddia etmesi üzerinden karşı çıkanlar için ise:

Firavun ile akraba olmaktan çekinmeyenler, maymunla akraba olmaktan mı çekiniyorlar? diyerek cevap verdi. 

hilalhaber
/ Cuma Obuz

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner176

banner178

Hilal Haber, internet ve teknolojinin doğru kullanılması, en üst düzeyde faydalanılması amacıyla bilgilendirici ve eğitici yayınlar yapar.

Web Tasarım : EU Ajans