‘Din Allah’ın tekelindedir çağrınız Allah’a olsun’

Kur'an Çalışmaları Vakfı'nın düzenlemiş olduğu Kur'an Vahiy Sempozyumuna katılan Prof. Dr. Ş. Ali Düzgün, 'Allah’ın bir dini var. Din konusunda yapılan bütün yorumların hepsine üstün çıkacak olan o dindir.'dedi.

12-10-2017


 
İşte Düzgün'ün sempozyumdaki konuşmasından bazı bölümler: 
 
Vahiy konusunun bizim ele almadığımız bir tarafı var. Ki en zor tarafı belki de onun için ele alınmıyor. Nihayetinde kişisel bir tecrübedir. Yani bütün mesele vahyin nasıl gerçekleştiğidir. Nihayetinde biz şöyle deriz: Haber-i resul. Hz. Peygamberin verdiği bir haberdir. Ve bu haberin doğruluğu da Hz. Peygamberin sadakatine, sadıklığına, sıddık oluşuna bağlanır. 
 
 
VAHİY GELDİĞİNDE PEYGAMBERİN ZİHNİ AKTİF MİYDİ? PASİF MİYDİ?
 
Necm Suresi 13.Ayet-i kerimeye kadar bu kişisel tecrübenin nasıl gerçekleştiği anlatılır. Fiziki olarak görmemiş olsa dahi ufuk-u alada bu vahye kaynaklık eden cibrili Hz. Peygamberin bir tecrübesinden bahsedilir. Sonra onun gittikçe yaklaştığını, iki yay gibi birlikte olduklarını sonra vahyi hazır hale gelince de Allah’ın O'na vahiy ettiğini söyler. Tartışma burada Hz. Peygamberin vahiy geldiği sırada zihninin ya da kalbinin aktif mi, pasif mi olduğu tartışmasıdır.  Yani pasifse bütün süreci kontrol eden Allah’tır. Çünkü nüzuldür nihayetinde Peygamber (A.S) istese de vahiy alamaz. Çünkü vahyin adı nüzuldür bir iniştir. 
Yoksa aktif midir? Aktif olduğu zaman, o zaman felsefeye gideceğiz Farabi’ye vs. Etkin bir zihin var. Aktif bir zihin var ve o süreçte etkili.
 
NEBİ VE RESUL AYNI KİŞİDİR
 
Biz daha çok vahyin nasıl bir fonksiyon icra ettiğiyle ilgiliyiz. Ve vahyin ürünüyle ilgiliyiz. Kelamcılar olarak, kelamcı olduğum için bunu söylüyorum vahyin ürünü dediğimiz elimizde bir Kur'an’ı Kerim var. Bu Kur'an’ı Kerim’in nasıl indiği, yani bir nebiye iniyor. Ve o Nebi aynı zamanda bu vahyi insanlara götürdüğü, taşıdığı içinde Resul adını alıyor. Belki bir yanlış algıyı burada düzeltmek lazım. Bizim kelam tarihinde Peygamberimizin yani nebi ve resul arasında bir ayrım yapılır tarihimizde. Nebi kime denir? Resul kime denir? Bu ayrımın temelden yanlış olduğunu söylememiz lazım. Nebe haber demektir, vahiy yani. Hz. Peygamber vahyi aldığı zaman dikey ilişkidir. Aldığı Vahyi aldığı anda kendisi Nebi’dir. Aldığı vahyi kendisine saklayacak hali yok. İnsanlara götürecek, tebliğ edecek. Götürüp tebliğ ettiği anda da resuldür, elçidir. Dolayısıyla bir paranın, bir madalyonun iki yüzü gibi. Nebi ve Resul aynı kişidir. Aksi takdirde ortaya çıkan birsürü çok affedersiniz şarlatanlarla uğraşıyoruz bugün. Adam diyor ki nübüvvet son bulmuştur ama risalet devam ediyor. Niye çünkü ayrımı biz yaptık. Nebi ayrı, Resul ayrımını yapınca adama alan açtık. Tamam diyor Hz. Peygamber Hatemül Nebiyyin’dir ama Hatemül Resul değildir diyor. Onu bloke etmenin de bir yoludur bu, bunu burda hatırlatmak isterim. 
 
Vahyin geliş şekillerini anlatan ayeti kerimenin sonunda Şura suresinde 'feyyuhiye bi iznihi ma yeşau' Allah meşiyyetini, iradesini peygambere ve bize eriştiriyor. Dolayısıyla vahiy sırasında ya da vahiy sonrasında Hz. Peygamberin Allah’ı bir şekilde tecrübe ettiğine, gördüğüne vesayir rivayetlerin bu ayet ışığında yeniden gözden geçirilmesi lazım. Vahiy bir meşiyyet bir iradenin bize ulaştırılmasıdır, bir iradedir. Dolayısıyla Kur'an’ı Kerim’in de bundan hareket ettiğimizde tepeden tırnağa, baştan sona kadar bir irade, meşiyyet eğitimi olduğunu söylüyoruz. Benim kişisel kanaatimde budur. 
 
HZ. PEYGAMBER ÜMMİ’DİR
 
Bir başka nokta burda vurgulayacağım Hz. Peygamber Ümmi’dir. Kur'an’ı Kerim ümmül kitaptır. Bu vurgu bizi nereye götürür, tarih boyunca vahiy üzerinden yapılan bütün tahrifatın yeniden kökene dönüş bu ifadeyi kullanıyorum ben. Ümmi demek Hz. Peygamber için yapılan bütün tahrifi, tahrifatı gün yüzüne çıkıp insanları yeniden kökene ana kaynağa döndürme vazifesini üstlenen kişi. İslam vahyinin böyle bir özelliği var. Bakarsanız Kur'an’ı Kerim’de Hristiyanlara, Yahudilere eleştiriler var vahiy konusundaki tasarrufları, din konusundaki tasarrufları. Hz. Peygamberin bütün bu eleştirilerde ki pozisyonu ümmiliktir. Yani kökene dönme çabasıdır. Ana kaynağı dönme çabasıdır ve o ana kaynağın kriterleri ümmül kitapta bize verilir. Ümmül kitaba siz Allah’ın bilgisi diyin, başka bişey diyin o yorumunuz olur ayrı bir şey ama ümminin kökene dönüş olduğu konusunda benim bir kanaatim var. 
İtikatta mezhep olur mu denir? Fıkıh mezhepleri ayrı, itikatta mezhep olur. İtikat dediğimiz şey nedir? İman ile farkını söyleyeyim kısaca. İtikat zihinsel olarak aklen temellendirilebilir ilkelerden oluşan bütünün adıdır. Allah vardır 1, Allah birdir 2, ölümden sonra hayat vardır 3 bütün teker teker ilkeleri sayarsanız bu ilkeler itikat ilkeleridir. Bunların tamamına birden bağlılığın adı imandır. Dolayısıyla itikatta farklılık tabi ki olur. Hangi anlamda bu ilkeleri ben başka şekilde temellendiririm. Filozof başka şekilde. Mutasavvuf başka şekilde vs. Fark olur. Bu inandığımız varlıkta fark olur anlamında asla değil ama itikatın zihinsel bir eylem olduğunu bizim kabul etmemiz lazım. 
 
Buradan hareket ettiğimizde maturidinin işte bir ayrımını hatırlatmak isterim. Akliyat ve Semiyat arasında bir ayrım yapar. Kur'an’ı Kerim vahiy nasıl bir süreçtir bize göre, maturidilere göre. Bakın keskin ayrım şu Din ile şeriat arasında maturidi çok kesin bir ayrım yapıyor. Din ayrı Şeriat ayrı. Peki kastı ne? Kendi ifadesini kullanıyorum, yazdığım ifade! Diyor ki: Din bir zihin işidir. Zihinsel süreçlerden geçer. Yani aklınız size ne diyorsa, ahlak size neyi emrediyorsa dinde onu söyler, onu emreder. Din zihinsel süreçlerle, zihnin eylemidir. Şeriat bedenin eylemidir. Birisi zihnin eylemidir.Birisi bedenin eylemidir. Şeriatta farklılık esastır. Dinde birlik esastır. Onun için Kur'an’ı Kerim’de kullanılan din Elif Lam takısı alarak kullanılıyor.
 
Allah’ın bir dini var. Din konusunda yapılan bütün yorumların hepsine üstün çıkacak olan o dindir. Onun için söylenen hak din ifadesi mesela Kur'an’ı Kerim bunu kullanımı itibariyle hak din ifadesini reddeden bir içeriğe sahiptir. Din-ül Haktır. Ed Din-ül Haki ifadesi geçmez. Din-ül Hak yani hakikatin dini, gerçeğin dini der ve onu tekeline alır. Gerçeği Allah tekeline alır. Ve bütün çağrımızında bu dine olmasına arzu eder. Dolayısıyla benim din yorumumda hakikattir tartışmasının bir sonuç  getirmeyeceği açık olduğu için Allah’a çağrınız Allah’a olsun der. 
 
Hilal Haber

Etiketler : #şaban ali düzgün   #allah   #peygamber   #şeriat   #din   #kur'an