Cevher Dudayev Rusya'yı neden rahatsız etti?
Kafkasya toprakları Kafkas Kartalı Şeyh Şamil’den bu yana büyük ve onurlu bir mücadeleye sahne oluyor. Zalim Rusya’nın işgallerine karşı Müslümanca bir direniş Çeçenistan ile birlikte tüm Kafkasya’da halen sürüyor.

Bu direnişin birçok sembol kahramanı var fakat Cevher Dudayev, Çeçenistan’ın bağımsızlık yolundaki en önemli kahramanı. Dudayev, ilk defa Çeçenistan’ın tam bağımsız ve İslami bir kimliğinin olduğunu dünyaya haykıran bir kahraman. 

İmkan-Der Başkanı Murat Özer,  Çeçenistan’ın bağımsızlık sembolü olan ve 21 Nisan 1996 yılında şehadete kavuşan bu dava insanını hilalhaber’e anlattı. 

Cevher Dudayev’in neden önemli olduğuna açıklık getiren Özer, O’nun Çeçenistan’ın bağımsızlık sembolü olduğunu söylüyor. 

“Çeçenistan bilindiği üzere 1991 yılında bağımsızlığını ilan etti.  Bu tarihten itibaren Kafkasya’daki birçok ülke bağımsızlığını ilan etti. Bu ülkelerden Rusya’yı rahatsız eden tek ülke Çeçenistan olmuştu. Rusya, Çeçenistan’ın bağımsızlığını tanımıyordu. Cevher Dudayev’i önemli kılan şey de burada yatıyor bence. “

DUDAYEV’İN KARAKTERİ RUSYA’YI RAHATSIZ ETTİ

“Neden Rusya, diğer ülkelerle kıyaslandığında çok daha küçük bir toprak parçası ve üzerinde yaşayan çok az bir nüfüsa sahip olan Çeçenistan’ın bağımsızlığını kabul etmedi ve işgal eti? Bu sorunun cevabı Cevher Dudayev’in karakterinde yatmaktadır. Diğer ülkelerin liderleri daha önce KGB ajanı olaran görev yürütmüş ve Sovyetler Birliği döneminde de Komünist Parti üyesi olarak faaliyet yürütmüş, bağımsızlık sonrasında da Rusya’nın çıkarları için aynı doğrultuda hareket etmiş ve kendi halklarına daha önceen Sovyetler ne yapmışsa üç aşağı beş yukarı aynı davranmışlardır. Bu liderler kendi halkların inançlarına ve değerlerine karşı tutumlarında hiçbir değişiklik yapmamışlardır. 

Bugün Özbekistan’ın durumu ortadadır. İslami Hareketlerin sindirilmeye çalışılması, camilerin kapatılması, namaz kılmanın engellenmesi, yine Tacikistan’da olduğu gibi başörtüsü yasakları aynen devam etmekte. Hatta bazı yerlerde Sovyetler döneminden daha şiddetli bir şekilde İslami değerlere karşı aynen devam etmekte. 

BAĞIMSIZ VE İSLAMİ BİR ÇEÇENİSTAN

Çeçenistan’a gelindiğinde ise Cevher Dudayev’in bağımsızlık ilanı internet sitelerinde videolarda halen mevcut. Binlerce Çeçen’in bir meydanda toplandığı bir anda bağımsızlık ilanını tekbirler eşliğinde gerçekleştirmiştir. Çeçenistan’ın tam anlamıyla bağımsız olacağını ve İslami bir yönetim olacağını, kendi halkının inançlarına ve değerlerine sadık olacağını, Çeçenistan’ın da yetmeyeceğini tüm Kafkasya’nın yani  Çerkez bölgesinin, Nogay Tataristan’ın, İnguşların, Dağıstan’ın da bağımsız oluncaya kadar bu mücadeleyi sürdüreceklerini  söylemiştir. “

Dudayev’in bağımsız ve İslami bir yönetim ilanından sadece Rusya’nın değil tüm küresel güçlerin rahatsız olduğun vurgulayan Özer, Dudayev suikastında ABD’ni n rolüne dikkat çekiyor.  

CEVHER DUDAYEV’İN BAĞIMSIZLIK ÇIKIŞI KÜRESEL GÜÇLERİN HOŞUNA GİTMEDİ

“Rusya’nın Çeçenistan’ı işgal etmesindeki sebep Cevher Dudayev’in sergilemiş olduğu bu kararlı tutumdur. Dudayev’in bu tutumu bir yandan Rusya’nın kendilerine saldırmalarını sağlarken bir yandan da dünyanın diğer tüm güçlerinin Çeçenistan mücadelesine bigane kalmasını, sırtlarını dönmelerini hatta bazılarının Rusya’nın karşısında olsalar da ABD gibi Çeçenistan mücadelesini boğmak için Rusya ile birlikte çalışmalarını sağlamıştır. 

Cevher Dudayev’in şehadeti de bununla alakalıdır. Dudayev, bilindiği gibi bir uydu vasıtasıyla telefonundan yerinin tespit edilmesiyle şehid edilmiştir. Yer tespiti konusunda ABD’nin Rusya’ya destek verdiği herkes tarafından bilinmektedir. “

Özer, sadece Çeçenistan’da değil tüm Kafkasya’da İslami bir direnişin olduğunu dile getiriyor.

TÜM KAFKASYA’DA İSLAMİ BİR DİRENİŞİN SEMBOLÜ OLDULAR

“Çeçenistan ile birlikte tüm Kafkasya’da, Sovyetler Birliği kurulduktan sonra Stalin’in emri ile Müslümanların aralarını ayırmak amacıyla sınırlar çizilmiştir. Mesela Çeçen direnişinde tarihteki en önemli isim olarak İmam Şamil’i biliriz. Halbuki İmam Şamil Çeçen değildir, Dağıstanlıdır. Ama Dağıstan’da başlattığı mücadelesini, bugünkü Çeçenistan’da sürdürmüştür. Şamil’den önce İmam Mansur vardı ve o da bir Çeçen’di. Bu imamlar silsilesi tarihte hiçbir zaman Kafkasya halkarının arasında bir etnik milliyetçiliği savunmadılar ve onlar için Çeçenlik, Avarlık ya da Çerkezlik gibi bir durum söz konusu değildi. Kendilerini her zaman Kafkasya Müslümanları olarak tanımladılar. Bu halkanın 1991 yılına gelindiğinde en önemli halkası Dudayev oldu. O, atalarının sürdürmüş olduğu bu bağımsız ve İslami Kafkas davasındaki silsileyi devam ettirdi. Kendinden sonra gelmiş olan tüm liderler de Zelimhan Yandarbayev, Aslan Mashadov, Sadullayev, Dokko Umarov gibi aynı şekilde sadece Çeçenistan’da değil tüm Kafkasya’da İslami bir direnişin bayraktarı oldular. Bu direnişi toplumsal harekete dönüştürme konusunda da başarılı oldular. Daha sonra da bunu devletleştirdiler.

TÜM KUZEY KAFKASYA RUS İŞGALİNDE

“Ama ne yazık ki bütün dünyanın sırtını çevirdiği ve Rusya gibi 500 bin kişilik ordusunu sadece Kafkasya’da bulunduran bir güç karşısında direnebilmek ve çok fazla ayakta kalabilmek mümkün olmadı. 1994 yılında Rusya’nın 500 bin kişilik ordusunun Çeçenistan’a gelmesiyle bir işgal başladı. O günden bugüne tüm Kuzey Kafkasya Rusya’nın işgali altındadır. “

Hali hazırda Çeçenistan diye bir devletin olmadığına dikkat çeken Özer, Kadirovun Rus Devlet Başkanı Putin’in işgal valisi olduğunu söylüyor. 

ÇEÇENİSTAN DA MOSKOVA GİBİ RUSYA’YA BAĞLI

“Kamuoyunda yanlış bir algı olarak Çeçenistan’da bir devletin olduğu düşünülüyor. Halbuki orada bir devlet söz konusu değil. Rusya Federasyonu’na bağlı Çeçenistan Özerk Cumhuriyeti bir eyalet. Bugün Rusya için hukuki statü olarak Moskova ne ise Çeçenistan da öyledir. Aynı şekilde Dağıstan da böyledir. Bugün de Çeçenistan’da Rusya bayrağı dalgalanmakta ve gerçekte hukuki açıdan Devlet Başkanı Viladimir Putin’dir ne yazık ki…

Ramazan Kadirov, Putin adına Çeçenistan’daki iç işlerini yürütmekle görevli bir tabiri caizse işgal valisidir. 1994 yılından itibaren Çeçenistan devleti yok olmuştur. “

Murat Özer, Çeçenistan ile birlikte tüm Kafkasya’da büyük bir direnişin sürdüğünü dile getiriyor. 

MÜCAHİDLER HİÇBİR ZAMAN YOK OLMADILAR

“Çeçenistan’da Rusya’ya karşı direniş gösteren mücahidler halen var. Tarih boyunca, 400 yıldır mücahidler hiçbir şekilde yok olmadılar. Sovyet işgaliyle geçen 70 yıl içerisinde de dağlarda Rusya’ya karşı direniş oldu. Kimi zaman az bir direniş oldu, kimi zaman 1994-1999 arasında olduğu gibi sayıları onbinlerle ifade edilen bir direniş oldu. Ne Çeçen halkı ne de mücahidler iradi olarak asla Rusya’ya teslim olmadılar. Bütün Kuzey Kafkasya halklarının sayları toplamda 10 milyondur. Rusya’nın Kuzey Kafkasya’da bulundurduğu asker sayısı şu anda 400 binden fazladır. Aynı zamanda işbirlikçiler tarafından teşekkül ettirilmiş milis güçler de mevcuttur. Mesela Kadirov’un 15 bine yakın milis gücü bulunmaktadır. “

Asıl mücadele ve zaferin iradeyi teslim etmemek olduğunu vurgulayan Özer, Çeçen halkının onurlu direnişini bir örnekle anlatıyor.

KAFKAS HAKLARININ İRADESİ TESLİM ALINAMADI

“Direnişçilerin reelde bu güçler karşısında çok da fazla yapabilecekleri bir şey yoktur.  Fakat biz Müslümanlar açısından önemli olan iradenin teslim alınmamış olmasıdır. Kafkas halklarının iradesi baskı altına alınmasına ve yok edilmeye çalışılmasına rağmen teslim alınmamıştır. Örneğin, geçtiğimiz aylarda sadece 12 tane mücahid Çeçenistan’ın başkenti Grozni’ye kadar girdiler ve Devlet Radyo Televizyon Binasını ve Merkez Bankasını  ele geçirdiler. Daha sonra halka anons yaptılar “evlerinizden çıkmayın, bize destek olmayın, biz sadece var olduğumuzu göstermek maksadıyla geldik” dediler. “Sakın sokaklara çıkıp kimliğinizi ifşa etmeyin” diyerek halkı uyardıklarından dolayı Çeçen halkı sokaklara çıkmadı ama 48 saat boyunca biraz önce saydığım 15 bin kişilik milis gücü ve 400 bin kişilik Rusya askerine karşı 12 tane mücahid büyük bir direniş ortaya koydu. Bu dahi Çeçen halkının iradesinin teslim olmadığını gösterir. 

DİRENEBİLİYORSANIZ ZAFER SİZİNDİR

Savaşlar kazanılabilir, bazen zafer kazanırsınız bazen mağlup olursunuz. Müslümanlar açısından önemli olan bu olmamalı. Eğer halen direnme kabiliyetiniz varsa, hala direnebiliyorsanız, hakkınızı müdafa ediyorsanız ve vazgeçmiyorsanız o zaman siz kazançlısınız demektir. Sonuçta biz ahirete inanıyoruz. Bugün 300 bine yakın Çeçen yurt dışında mülteci olarak kalıyor. Eğer Rusya işgalini tamamlamış olsaydı bu Çeçenler bulundukları ülkelerden vatanlarına dönerlerdi. Ancak bunların hiçbiri işgal altındaki vatanlarına dönmediler. Çünkü hala orada işgal sürüyor. “

Kafkas direnişinin İslami kimliğinden dolayı tüm dinyanın tepkisini çektiğini söyleyen Özer, İslam Dünyasının da direnişe sırt çevirdiğini dile getiriyor.

“BEDENLERİMİZ KAFKASYA’DA AMA GÖZLERİMİZ KUDÜS’TE”

“Çeçenistan’daki direniş milli ve ulusal bir kimlikten İslami bir kimliğe evrildikçe bütün dünyanın, küresel güçlerin ve ne yazık ki batının müstemlekesi olan İslam dünyasındaki rejimlerin tamamıyla desteğini çektiğini görüyoruz. Hatta desteklemedikleri gibi direnişin karşısında durdular. Çeçenlerin efsanevi bir komutanı olan Şamil Basayev, 1999’daki Dağısatan çıkarması esnasında kameraların karşısına çıkıp şunu söylemişti: Bizim bedenlerimiz bugün Kafkasya’da siperde ama gözlerimiz Kudüs’e çevrili. Bizim böylesi bir ufkumuz var… Bu ufka sahip olduğu için bir şekilde tüm dünyanın küresel güçlerinin yani İsrail’in, Amerika’nın, İngilterenin v.s de düşmanlığını kazanmış oldu. Ama bu direniş onurlu ve ilkeli bir direnişti. Çeçen direnişinin önemli oluşu cihadı bir mektep haline dönüştürmelerinde yatıyor. Cihadın sadece savaş ve kıtal olmadığını, bir siyasal ufkunun, bir vizyonunun olduğunu ve ancak bütün İslam dünyasındaki sömürünün ve işgalin bitmesiyle nihayete ereceğini söylediler. Bu açıdan direniş, büyük bir vizyon değişikliği ile bir devrim yapmıştır. Bu açıdan direniş İslamileştikçe İslam dünyasındaki rejimler desteklemediği gibi birçok İslami hareketin de gündeminde düşmüş oldu. Çünkü gerçekten bu şekliyle arkasında durmak büyük bedeller ödemeyi gerektiriyordu. Bu bedelleri göğüsleyemedi İslam dünyası. “

Direnişçilerin çok büyük ihanetlere uğradığına vurgu yapan Özer, Dudayev ve diğer liderlerin şehid olmalarında da bu ihanetlerin büyük etkisinin olduğunu dile getiriyor. 

İHANET EDEN ÇEÇEN AJANLAR…

“İkinci olarak direniş, çok büyük ihanetlere uğradı. Dudayev’den itibaren bütün liderler içeriden birilerinin ihaneti neticesinde şehid edilmişlerdir. Türkiye’de işlenen Çeçen cinayetlerine baktığımızda da aynı ihaneti görebiliyoruz. Burada da Çeçenlerin kendi içerisinden Rusların kiraladıkları ajanlar vasıtasıyla direnişi bitirme noktasında azami gayret sarf ettiler. Netice itibariyle direnişin önünü kesmeyi büyük ölçüde başardılar. 
Ama ben bunu onların hanesine yazılacak bir başarı olarak görmüyorum. Önemli olan ilkeli bir şekilde ayakta kalabilmek. Niçin savaştığınız çok önemli. Kafkasya’daki Müslümanlar sadece ve sadece Allah için ve kendi vatanlarını müdafaa etmek için savaştıklarını ortaya koydular. Bu yönüyle de zaferi zaten kazanmışlardır. “



Murat Özer’in İslam dünyasındaki son durumu ele aldığı yeni kitabında İslam dünyasının 1918 yılında Birinci Dünya Savaşı’nın kaybedilmesinden beri yaşanan işgallere karşı direnişini sürdürdüğünü ve bu direnişin bir varoluş şavaşı olduğunu dile getiriyor. Kitapta Türkiye’den Kafkasya’ya tüm İslam aleminin mücadelesi anlatılıyor. Varoluş Savaşımız adıyla çıkan kitapta yeniden ümmet olma vurgusu yer alıyor. 

Hilalhaber / Cuma Obuz

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner185

banner187

Hilal Haber, internet ve teknolojinin doğru kullanılması, en üst düzeyde faydalanılması amacıyla bilgilendirici ve eğitici yayınlar yapar.

Web Tasarım : EU Ajans