Biz Kul'uz

Yasin Aydoğan

13-08-2017 12:22


1983 yılında liseyi bitirdim. Aile olarak evimize haramın, haramiliğin, arsızlığın, hayasızlığın asla girmediğini, annem ve babamın vasat bir kimlik üzerinden ne biliyorlarsa yaşamaya çalıştıklarını ve bize her daim iyi insan olmak gerektiğini örneklik ve kavli tavsiyelerle kazandırma gayreti ortaya koyduklarını söyleyebilirim. O zamanlar, sadece Cuma namazı kıldığım için, sınıfta hoca diye isimlendiriliyordum. Yani, toplumsal İslami anlayışı ele veren trajikomik bir durum bu. Bu toplumda böyledir, biraz “dindar”(mütedeyyin) dışavurumunuz varsa siz hocasınız.

 

O zamanlar, liseyi bitiren ve üniversiteye hazırlanan, ortada, ilgi bekleyen, bir zavallı, zararsız, pasif, kendi halinde bir kulum. 

 

Babamın bir esnaf arkadaşı (cevher görmüş olmalı) benimle ilgilendi, elimden tuttu ve beni sohbetlerle tanıştırdı, 1983 yılında ilk defa tanıdığım o zamanlar çok da bilinmeyen, tanınmayan, küçük camilerde sohbet yapan, ama şimdi çok ve gereksiz delilsiz, mesnetsiz konuşan, kıssacı, kerametçi, hikayeci, elbiseci fenomen bir zatın yaklaşık 9 yıl halkasına müdavim oldum. O zamanlar nerde sohbet bulsam, nerede konuşan duysam koşan biriy-d-im. Onun için her hatibi, simasını, sesini, tarzını, şeklini, şemailini, ismini, cismini, çizgisini bilirim-tanırım. Hep doğrunun, hakk’ın arayışı içine girdim, aradığım, aramak için uğraştığım Hak idi, ve hala öyle, ve öyle olacak-kalacak. Bu manada, yaşadığım bu toplumda tanımadığım belki de içine girmediğim çalışma kalmamıştır. Muhakkak bir tarafından gitmiş, sohbetinde bulunmuş, dinlemiş, faydalanmış, muhtemelen zararlı unsurları da din diye almış-anlamış da olabilirim. Ölene kadar doğruyu arayacak, bulduğumda alacak, bende mekan tutmuş bir zararlı-ayrıksı şey gördüğüm-bulduğum da çookk uzaklara atacağım.

 

İlahi rızadır bize lazım olan…..

 

Konjonktür itibariyle, o zamanlar, topluma daha hakim, rengi daha koyu olan tasavvuf, tarikat çalışmaları hep şu hasen-güzel iddianın sahibi olmuşlardır. Hz.Peygamber’in (a.s) ahlakı, sahabe hayatı, sünnete ittiba, nefis tezkiyesi, için arınması-arındırılması, terbiye, ahlak, irfan, ruhi zenginlik, edeb, adab, mülayemet, hilm, tevazu ila ahir. Tüm bu kavramların Vahy’de bir karşılığı vardır ve İslam’ın inşa etmek istediği insan da elbette tevhidi şuur, bilinç, feraset, bilgi, ilim kökenli olmak kayd-u şartıyla bu vasıfları haiz olandır.

 

Geçen zaman içinde, globalleşmenin, teknolojinin, bilimsel gelişmelerin, düşüncenin, aklın gelişmesi ile çalışmalarda bir renk farklılığı-farklılaşması da oldu, ki bunu hepimiz görüyor-gözlemliyoruz.

 

Fakat, mezkur iç arınma-nefis tezkiyesi iddiası sahibi çalışmalar, söylemlerini, pratikleri ile bırakın te’yid-te’kid etmeyi, yalanladı-yalanlamış oldular. Şimdi bakıyorum, çok hırçın, agresif, haşin, öfkeli, tepkisel, kavgacı, uyumsuz, sert, tekfirci, bir tavrı izhar ediyorlar. Bunu İslam’ın neresine oturttuklarını da bilmiyorum, izahı var mı şahsen anlamış da değilim.

 

Kendilerini, asl’ı, esası, temel referansı muhafaza ederek akla, düşünceye, gelişmelere neden açmadıklarını da anlamış değilim. Aynı düşünce ve kanaati paylaşmayan diğer iman ehline karşı hakim-yargıç-kadı rolüne soyunarak el’an ortaya konulan-koydukları dışlayıcı, ötekileştirici, düşmanlaştırıcı dilin de hayra vesile olmayacağını onlara hatırlatmak lazım diyorum.

 

Hulasa, mübin-münir, Kerim Kur’an’ın inşa etmek istediği, takva-iman-amel-irfan-edeb-ahlak-hikmet-furkan-hilm-tevazu-terbiye-mülayemet-ihsan-ihlas sahibi samimi kullar olarak, birbirimizi saygı da kusur etmeden dinlemek, anlamak, anlamaya çalışmak hepimize bir borçtur diyorum. Birbirimizi anlayamayabilir asla onaylamayabiliriz, ancak birbirimizin yargıcı olamayız, kesin hükümler üzerinden rablik taslayamayız.

 

Bu haddi aşmaktır, yoldan çıkmaktır.

 

Din’de zorlama yoktur ayetini gayri Müslimlere okuyup, birbirimizi ıskalamamız, ve sıra aynı düşünmeyen iddiası İslam olan muhataba gelince alabildiğine agresif-refleksif tavırların hiçbir makul izahı olamaz.

 

Hüküm, Mutlak Otorite sahibi, Alemlerin Rabb’i Allah’a aittir. Ve hesabı görecek, hesaba çekecek olan da O’dur.

 

Sözümüzü güzellikle söyleyelim, hak bildiğimizi hikmetle güzel öğütle sunalım, hayrlarda yarışalım.

Bize düşen budur.

 

Bu, rızayı kazanmanın yoludur.

 

Çünkü biz kul’uz…

Diğer Yazıları

  Çok Okunanlar

  Anket

Türkiye ekonomisini nasıl buluyorsunuz?

İyi
Kötü
Bilmiyorum