Türkiye’nin gerek toplumsal anlamda gerek siyasal anlamda rejim tartışmalarına sürekli olarak muhatap olması Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucu zihniyetinin bir ürünü. Zira, CHP’nin Türkiye’ye getirdiği iktidar modeli sağlam bir duruş sergileyemedi ve halktan sürekli korktu. Bunun en büyük göstergesi ise “halka rağmen halk için” sloganı ile halkı kendilerine küstürmek pahasına yaptıkları birtakım uygulamalardı.

Bugünlerde gündemi meşgul eden en önemli konulardan biri olan Başkanlık sistemi tartışmaları, aslında içten ve kökten bir sistem eleştirisidir. Zira parlamenter sistemin Türkiye’yi ilerletmekten ziyade gerilettiğini hemen hemen herkes görmüş durumda. Tabi bazı mutaassıp Cumhuriyetçi zihniyetler hariç…

Merhum Menderes döneminden bu yana sorgulanan ve her defasında da darbelerle susturulan bu sistem eleştirisi, günümüzde de aynı tepki ile karşılık buldu. 15 Temmuz’da yaşadıklarımız aslında Türkiye’nin artık bir sistem değişikliğine olan inancı yeniden alevlendirdi diyebiliriz.

Elbette bu değişimin zihni kodları da uygulama alanları da çok özenli bir şekilde seçilmeli. Bu konuda gerek hükümet kanadı gerekse muhalefet olarak siyasilerimize gerçekten çok büyük iş düşüyor. Hele ki içinde bulunduğumuz kritik dönemlerde…

Türkiye, bir taraftan Ortadoğu’daki yangın ile uğraşırken bir taraftan da gerçekten varoluş mücadelesi olarak algılanabilecek bir siyasi tartışma ile uğraşmakta: Başkanlık sistemi…

Başkanlık sisteminin getirileri götürülerinden daha fazla. Yani her açıdan istikrarı sağlayacak, ekonomiyi güçlendirecek, siyasette çift başlılığı ortadan kaldıracak, demografik yapıyı güçlendirecek hatta ve hatta Kürt meselesi diye isimlendirilen meselenin de çözümüne katkıda bulunacak… Tabi dezavantajları da var bu sistemin ama parlamenter sisteminden çok daha hayırlı olacaktır. Zira milletimiz artık darbelerle ve siyasi çalkantılarla uğraşmak istemiyor. Bu yüzden de mevcut sistemin sorgulanmasını hatta değiştirilmesini talep ediyor. Yani Türkiye artık kabına sığmamakta ve yeniliklerin penceresini açmak durumundadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın ve mevcut siyasi iktidarın bu konudaki yaklaşımı başından beri malum. Başkanlık sisteminin ülkemize hayırlar getireceği inancı ile yola çıkan iktidar, bu konuyu meclise taşımanın da yollarını aramakta. İlk fırsatta meclise getirilecek olan tasarının alt yapı çalışmalarının da son derece titiz yürütülmesi gerekmektedir. İktidardan beklentim Başkanlık sisteminin alt yapısının titizlikle ve sağlam bir şekilde hazırlanarak meclise getirilmesidir.

Muhalefet kanadı ise son zamanlarda daha hareketli bir durumda. Özellikle 15 Temmuz’dan sonra oluşan ve hepimizin özlediği siyasetin bir dışavurumu olarak Bahçeli’nin referandum ile ilgili söyledikleri gerçekten muhalefetin içerisindeki hareketliliğin bir göstergesi. Bahçeli, Türkiye’nin kabına sığmadığının farkına varmış ve bu konunun millete götürülmesinin doğru olacağını savunuyor. Bu durum muhalefet açısından son derece önemli bir gelişme. Zira bir sistem değişikliği olacaksa sadece iktidar partisinin değil muhalefet kanadının da ikna edilmesi gerekir. Bu ülkede hep birlikte yaşıyoruz. Bu yüzden Başkanlık sistemi elbette tartışılmalı ve en doğru düzlemde uygulamaya koyulmalıdır. Siyasilerin birbirlerine olan en büyük desteği ise istişarenin en güzel şekilde yapılması ve toplumsal mutabakatın sağlanması olacaktır. Bu bakımdan gerek eleştirileriyle gerekse destekleri ile Bahçeli, kilit bir rol üstlenmiş durumda.

CHP’nin tutumu ise yine şaşırtmadı bizi. Yine bildiğimiz CHP dedirtti adeta. Bir türlü vesayet zihniyetinden kurtulamayan CHP’nin konuya biraz daha profesyonel yaklaşması ve milletin maslahatına yönelik hareket etmesi gerekmektedir. Bu, CHP de Başkanlık sistemine destek versin anlamına gelmiyor elbet ama eleştirel yaklaşımının merkezine milleti koyması CHP’nin yararına olacaktır. CHP zihniyetinin bir an önce millet ile barışması gerekiyor. Her ne olursa olsun millete gitmekten geri durmaması ve korkmaması gerekiyor. Yoksa tarihe halka küskünler partisi olarak geçecekler.

Başkanlık sistemi aslında en fazla HDP’nin yararına olurdu. Ama HDP, urganını bir türlü PKK’nın elinden kurtaramadı. Belki de kurtarmak istemiyor. Ama şunu bilmesi gerekiyor ki terör zihniyetinin ipi ile indiği kuyu HDP’nin sonu olabilir. Kürt halkını temsil ettiğini söyleyen ama bir türlü bu dediğini başaramayan HDP zihniyetinin Başkanlık sistemi gibi bir konuya girmeden önce burnunu PKK terörünün pisliğinden kurtarması gerekmektedir. Yoksa milletimiz elbette Kürt meselesinin mecliste çözülmesini ve kan akmamasını istemektedir. HDP, milletin nezdindeki şansını tüketmek üzere...

Tüm bu siyasi duruşların aksine milletimizin Başkanlık sistemi konusunda son derece net olduğunu düşünüyorum. Milletimiz olası bir referandumda en doğru kararı verecektir. Zira 15 Temmuz gibi belalı başlayan ama sonu zaferle biten bir geceyi atlatan bu millet elbette bu konuda da en doğru kararı verecek ve yeniliklerin kapısını Başkanlık sistemi ile aralayacaktır. Fiiliyatta zaten uygulanan Başkanlık sisteminin yeni ve sivil bir anayasa ile birlikte Türkiye’ye katacak çok şeyi var. Bu anlamda benim görüşüm MHP’nin desteği ile birlikte en kötü ihtimal referandumda Başkanlık sistemine geçiş yapacağız. Hasılıkelam Türkiye’ye Başkanlık sistemi hayırlı olsun diyebiliriz.

Son söz: Sistemler, beşeri yapılar ve araçlardır. Bu sistemleri adaletle uygulamak doğru ve güvenilir siyasetçiler yetiştirmekle mümkündür. İşin bu tarafını asla boş bırakmamalıyız. 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner185

banner173

Hilal Haber, internet ve teknolojinin doğru kullanılması, en üst düzeyde faydalanılması amacıyla bilgilendirici ve eğitici yayınlar yapar.

Web Tasarım : EU Ajans